Şehri yeniden doğuran yazılar ve Çetin Oranlı’nın “Adana” kitabı

0
0002061018001-1

Bence kadim şehirler, haklarında şiirler, hikayeler, denemeler ve kitaplar yazılan şehirlerdir. Yazı yazmak, hakkı teslim etmek demektir ki; bazı şehirler hakkında ne yazılırsa yazılsın hakkı teslim edilmiş olmaz. Şehir ve yazı, birbirinin muadili gibi, hatta annesi ya da katili: Bir şehir bir kitabı doğurur, bir yazı bir şehri öldürür.

Kıymetli dostum Çetin Oranlı’nın “Her mevsim baharı yaşayan şehir ADANA” kitabının sayfalarını araladıkça, zihnimde yeni bir şehir doğdu. Birkaç defa Adana’ya gitmişsem de, tanık olmadığım bir ruhun canlandırıldığı kitapla hayretimi seyahat eder buldum.

Şehir kitapları bu yüzden çok önemlidir. Birkaç günden fazla kalacağım şehirler hakkında önceden yazılmış kitapları okumayı çok severim. Bazen de seyahatten sonra yaparım bunu… Çünkü yazılar ve kitaplar, bir gönlün süzgecidir. Çetin Oranlı’nın gönül süzgecinden geçen satırlar “Adana”yı, rüyaları resmetmek isteyen Polonyalı ressam Zdzislaw Beksinski’nin hissiyatıyla gözlemlemiş adeta!. Gerçi Beksinki’nin resimleri ürkütücüdür… Oranlı dostumuzun rüyaları, Beksinki’nin aksine şehrin namlı yüzünü göstermeyen bir hassasiyet eseridir.

1974 yılında Ordu’nun Kumru ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Kumru’da tamamladıktan sonra Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Daha sonra aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalı’nda yüksek lisansını yaptı. Üniversite öğrencisi iken Konya basınında çalışmaya başladı. Toplam on altı yıl görev yaptığı Merhaba Gazetesi’nde on yıl boyunca Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü görevini üstlendi. Çetin Oranlı, siyaset, kültür başta olmak üzere gazetecilik yaptığı dönemde yüzlerce röportaj gerçekleştirdi. Konya Televizyonu’nda televizyon programları yaptı. Yazı dizileri, köşe yazıları ve söyleşiler başta olmak üzere, gazetecilik çalışmalarından ötürü çok sayıda ödül aldı. Çeşitli panel ve toplantılarda gazetecilik, yerel basın ve sorunları üzerine sunumlar yaptı.


Şehir kitaplarında beni esas etkileyen şey yazarın hissiyatı ve ne yaşadığıdır. Oranlı’nın “Adana” kitabında da yer yer bu hissiyata vakıf oluyoruz. Mesela; “Bir Cuma vakti yolunuz düşerse Ağca Mescit’e, ….1400’lü yıllarda, ecdatla birlikte saf tuttuğunuzu hayal edebilirsiniz.” (sf.15)

Kuşkusuz Adana “kadim şehir”lerimizden… Pek çok medeniyete, tarihi ve coğrafi güzelliğe de ev sahipliği yapmış, dünden bugüne hafızasını taşıyabilen talihlilerdendir. Bu talih kimi mekanlar için aynı derece imkan sunmaz tabi ki… Oranlı da geçmişin günümüzle kıyaslamasını sık sık yapıyor: “Bu kuşağın insanları olarak biz bu güzelliğe layık mıyız, millete ruhunu veren o kimliğe sahip miyiz” (sf.32)
“O harika mimari örnekler, günümüzdeki ucube beton evlerle kıyaslandığında talihimizin ve tarihsel estetiğimizin nasıl döndüğünü düşünerek hayıflanmamak elde değil” (sf.33)

Yaşarken ya da gelip geçerken şehirlerin hazinelerinin farkında olmayız. “Adana” kitabı farkında olmadığımız bu hazineleri bir kolye gibi içine almış. Bir oluyor “Ölüler Kahvehanesi…nde hüzünlü” (sf.71) fotoğrafları izlerken buluyorsunuz kendinizi… Bir oluyor “meyve çiçeklerinin” (sf.105) yaydığı ıtırı hissediyorsunuz. Hatta bir oluyor bilmediğiniz bir şeyi öğreniyorsunuz:
“Sade bir ifadeyle söylemek gerekirse; Anadolu medeniyeti vakıf medeniyeti demektir. Bu vakıf medeniyeti sadece hanlar, hamamlar, kervansaraylar, imaretler inşasına değil; herkes için dikilen meyve ağaçlarına da yansımıştır. Aç kalanlar, gelip geçen insanlar, çocuklar; kuşlar, böcekler ve yaban hayvanları yesin diye Anadolu’nun her köşesine dut, incir, kiraz gibi ‘hayrat’ meyve ağaçları dikilmiştir.” (sf.59)

İnsanlar gelip geçer.
Geride bıraktığımız eserler kalır. Her ne kadar “geride” denilmişse de insandan ileriye gider eserleri. Çetin Oranlı’nın önceki kitapları arasında “Adana” kitabı da yarına ulaşacak nadir işlerden.
Adana’yı Çetin Oranlı’nın kaleminden okumak bir ayrıcalıktı.

*Her Mevsim Baharı Yaşayan Şehir ADANA / Hayykitap

Bir yanıt yazın