“Sen Bir Mahkûmsun!
“Deney” (The Experiment, 2010) filmini izlediniz mi?
Esasında sert diyalogları olan bir film.
Midenizin kaldırmayacağı sahneler de yok değil.
Bu gibi filmlere alışık olanlar içinse dediklerim abartılı kaçabilir.
Film, 1971 yılında Philip Zimbardo tarafından yapılan “Stanford Hapishane Deneyinin” uyarlaması ve 2001 Alman yapımı “Das Experiment” filminin ABD sürümü…
Filmle ilgili pek çok şey söylenebilir ama kısaca:
İnsanların eline güç geçtiğinde yaşadıkları değişimi iliklerinize kadar hissettiriyor.
*
Biraz anlatayım:
Gazetede bir deney için günlüğüne 1000 dolar karşılığında denek olacak katılımcılar arandığı ilan edilir. İlanda ve katılımcılara yüz yüze bilgi verilirken araştırmanın güvenli bir ortamda gerçekleşeceği, katılımcıların güvenliğinin sağlanacağı vaat edilmiştir.
Filmin iki ana karakteri Travis ile Barris’tir.
Travis ile aynı zamanda, 40 yaşlarında, kibar görünümlü ve otoriter tutumları olan annesiyle birlikte yaşayan, dini inançlara bağlı, edilgen ruhlu Barris de katılımcı olarak başvuru yapmıştır.
Yapılan değerlendirmelerin ardından seçilen yirmi altı katılımcı için iki haftalık hapishane simülasyonu oluşturulur.
Deneye katılanlar gardiyanlar ve tutuklular olarak iki gruba ayrılır. Gardiyan grubu altı kişiden oluşurken geriye kalan yirmi kişiye ise mahkûm rolü verilir.
Travis mahkûm Barris gardiyan olarak tanımlanmıştır.
*
Gardiyanların görevi, hapishane içinde huzuru ve düzeni sağlamaktır.
Şiddet ve işkence gibi aşırı davranışlarda bulunmamaları istenmiş, ölçülü cezalar verebilecekleri kuralı konmuştur. Ayrıca gardiyanlara, mahkûmların uyması gereken beş kural yazılı olarak bildirilmiştir.
Bunlar:
1- Mahkûmlar günde üç öğün yemek yiyecekler ve tüm yemekler tüketilecektir.
2- Mahkûmlara günde otuz dakika sayım yapılacaktır.
3- Mahkûmlar için dış dünyadan içeriye hiçbir şey giremeyecektir.
4- Mahkûmlar sadece konuşmaları gerektiğinde konuşacaklardır.
5- Mahkûmlar hiçbir şekilde gardiyanlara dokunamayacaklardır.
Kurallara uymayanlar da “orantılı” bir şekilde cezalandırılacaktır. Otuz dakika içinde uygun bir ceza verilmezse kırmızı ışık yanarak deney sonlanacak ve katılımcıların hiçbirine ödeme yapılmayacaktır.
*
Bundan sonra yaşananlar gerçekten sinir bozucu…
İyi ruhlu Barris’in “gardiyan” elbisesini üzerine giymesiyle olduğu kişiye inanamıyorsunuz.
İnanamıyorsunuz dediğime bakmayın.
Aslında bir halk söylencesine göre “Çobana krallık vermişler, ilk önce babasını astırmış” tır.
Filmin öyle bir sahnesi var ki, bu anı ürpererek yaşıyorsunuz.
Barris, gardiyan rolünün sınırlarını aşmışken karşısındaki en dişli rakibi de Travis olmuştur.
Yaşadıklarının süreli bir simülasyon olduğunu unutur ve Travis’ten tuvaleti temizlemesini ister.
Ve ona şöyle seslenir:
-Sen bir mahkûmsun!
Tuvaleti temizlemeyi reddeden Travis’e zor kullanırken de tekrar eder:
“Ben bir mahkûmum de!”
*
Gerçek hayatta böylesi orantısızlıklar olabilir mi?
Kendisine çeşitli roller verilenler erdemli davranışları bir kenara bırakıp rollerinin adamı olmaya başlarlar mı?
Dilemeyiz ama bu sadece bir film repliği değildir.
Her an gardiyan ceketli Barisslerin kendilerini rollerinin adamı olduklarına inandıran ve sizi hakir gören sesleri üzerinize yağabilir:
-Sen bir mahkûmsun!
