TATİL İDEOLOJİSİ
Tatil her şeyi paraya dönüştürmek isteyen kapitalist anlayışın boş zamandan para kazanma hamlesidir. Tatil ideolojisi Kapitalistlerin insanların dinlenme zamanlarını paraya çevirme uyanıklığından türetilmiştir.
Tatil denilince özellikle görsel medyanın önümüze sunduğu tek bir seçenek var O da deniz kıyısı. “Tatil geliyooooor” sloganı etrafında şortlu ve bikinili insanların sahillerde top oynamaları, güneş şemsiyelerinin altında gülen yüzlerle dinlenenmeleri gösterilerek herkes sahillere çağrılır. Bu dolduruşa gelip oraya gittiğinizde aslında televizyonda gösterilen şeyin tamamen sahte bir dünya olduğunu anlamanız uzun sürmez.
Güneş için gelmek dışında başkaca bir anlamı olmadığını da anlarsınız. Avrupalılar özellikle Ruslar güneş için geliyorlar deniz kıyısına.. Zaten çok fazla da kalmıyorlar. Ancak bizim ülkemizin insanının çok fazla güneşe ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum.
Yani aslında deniz kıyıları yaz dönemi dinlenmek için hiç cazip yerler değil. Hem çok sıcak, hem de çok düzensiz. Orada ne sağlıklı bir esnafla muhatap olabilirsiniz, ne ekonomik bir ahlaki değer ile karşılaşabilirsiniz. Her şey insanları soymak, paralarını almak üzerine kurulmuştur. Ekonomik ahlak yoktur. Herkesin yabancı olduğu bir ortamda hiçbir aidiyet duygusu da bulunmamaktadır.
Günah işlemek için alabildiğine elverişli olması günahkarlar için cazibesini beş kat daha arttırmaktadır.
Bu yüzden herkes istediği şekilde davranabilmektedir. İnsanın birilerinin kınamalarından korkacağı bir zemin yoktur. Kimse kimseyi tanımamakta ve kimse bir hafta veya iki haftadan fazla orada kalmamaktadır.
Sahillerde piyasada 1 liraya içtiniz çayı 7 liraya, piyasada 50 kuruşa aldığınız suyu 5 liraya piyasada 20 liraya yediğiniz yemeği 60 liraya yersiniz. Zaten sıcak sizi bunaltmıştır.. Eğer klimalı bir otelde falan kalmıyorsanız rezilliğin öteki isminin Türkiye’deki tatil anlayışı olduğunu çok çabuk anlarsınız.
Eğer tatile dinlenmek ve huzur bulmak açısından bakıyorsanız sahillere Ekim ayından sonra gitmek daha mantıklı olacaktır. (Bir ara çocukların ısrarı üzerine belli yerlere gidip deniz kıyılarını görmek istemiştim. Bunlar oradan kalan gözlemlerim…)
Peki Tatil Denilince Ne Anlayacağız
Tatil rahatlamaktır dinlenmektir, huzur bulmaktır. Tatil deniz kıyısına gitmek; denize girmek, şemsiyenin altında soğuk ya da sıcak içecek içmek değildir. Tatil rahatlamak ise rahatladığınız her yer tatil alanıdır. Rahatlama ve dinlenme yoksa tatil yapılmamış demektir. Annenizin babanızın dedenizin evinde, köyünüzde, tarlanızda huzura kavuşuyor, günlük rutin’den uzaklaşıyor ve tatil yapıyorsunuz demektir.
Ama illa “ben deniz kıyısında gideceğim; tatil böyle olur” diye çoluk çocuk deniz kıyısına, -denize girme zorunluluğu varmış gibi- nemli sıcakta bir sürü de para harcayarak huzur aramayı istiyorsanız bu, yaratılan tatil ideolojisinin kurbanı olmak anlamına gelir ki, huzur yerine huzursuzluk verecektir.
TV de sanatçıların tatil görüntülerine bakıp da aldanmayın.Çoğunun önemli turizm merkezlerinde mülkleri, yatları katları var..Ortalama gelir sahibi insanların tatil beldelerinde huzur bulma gibi bir imkanı olmayacaktır..
Ayrıca tatil ideolojisi sadece bedensel hazların insanı mutlu edeceği varsayımından yola çıkan bir anlayış olduğundan tek yönlü bir dünya tasavvurunun dışa vurumudur. Elbette bedensel hazlar ile ruhsal iyileşme arasında bir bağ mutlaka vardır. Ancak tatili salt bedensel hazlar derekesine düşürmek dünyaya egemen pozitivist algının bir uzantısıdır. Oluşturulan tatil anlayışında sunulanlara baktığımızda bunu açıkça görürüz. Deniz kıyısı, rengarenk içecek ve yiyecekler ile gülen mutlu insanların görüntüleri fotoğrafın sadece bir yönüdür. Oysa mutluluk daha manevi ruhsal bir durumdur. Dostlar dostluklar, aile, akrabalar, doğup büyüdüğümüz sosyal çevre, insanlık tarihini yansıtan değerler ruhsal yönümüzü besleyen en temel unsurlardır.
Bu yüzden tatil yapmayı düşünürken boş zamanında kişinin eşini-dostunu, büyüklerini, doğduğu/büyüdüğü yeri görmeyi öncelikle hedeflemesinin daha verimli ve daha dinlendirici olacağını düşünmelidir. Kimseyi görmek istemiyor ve yalnız kalmak istiyorsa kendini doğaya bırakmalıdır.
Ama tercih yine de sizin elbette..
