SİYASİ İKTİDAR,EĞİTİM POLİTİKALARI VE CEMAATLER

0
EHl8JYEX0AghTF2

“İyi bir nesil yetiştirme” Söylemi

Dünyanın en kolay aldatılanları namuslu insanlardır

“İyi ve sağlam bir nesil yetiştirmek;  gasbedilen hakların iadesi için çalışma yürütmek için siyasi iktidarı ele geçirmek” hedefi meşru, haklı ve kulağa hoş gelen bir hedeftir.

Hükümet olmak salt siyasi otoriteyi ele geçirmek olarak alındığında eğitim, sanat, ahlak gibi unsurları takviye edecek elemanlara ihtiyaç olduğu iktidar koltuğunu oturduktan sonra daha bir anlaşılacaktır. Siyasi iktidar olunduğunda meselenin orayı ele geçirmekle hallolmadığı anlaşılacaktır. Bunun sebebi hazırlıksız olmaktır. Siyasi iktidarın ele geçirilmesi noktasında bir hazırlıksızlıktır bu..

Bu hazırlıksızlığın bir kaç sebebi olabilir.

*Bilinçaltında siyasi iktidarın ele geçirilebileceğine ihtimal vermeme anlayışı.

*Türkiyedeki olumsuzlukların siyasi iktidarı ele geçirmekle çözümlenebileceği yanılsaması..

*İktidara geldikten sonra kadrosuzluk probleminin devrilme korkusuna dönüşmesi ile varolan iktidarı koruma ve kurtarma telaşı…

Hükümet olmak yeni bir nesil yetiştirme noktasında sana imkân sunabilir ama çoğu zaman nesil yetiştirmeye güç yetirecek kadro ve elemana sahip olamazsın. Bu durumda kendine yakın bildiğin gurup ve cemaatlere yönelir; onlarla işbirliği yapmak zorunda kalırsın.

“Müslüman kardeşliği”(!) ekseninde çok da ciddiye almadan girdiğin bu ilişki çoğu kere sana ve millete ciddi kayıplar getirir.

Cemaatlerle girilen ilişkide onların insan anlayışının insaniliği ve eğitip ortaya saldıkları insan tipinin dikkate alınmaması bir tür hazırlıksızlık ve saflık olarak da nitelendirilebilir.

Özal dönemi Türkiye Gazetesi çevresi ve Fethullah Gülen Cemaati ile ilişkiye girmiş ancak bu ilişki Türkiyedeki eğitim sorunlarını çözmek yerine daha ciddi sıkıntılar doğmasına yolaçmıştır. Çiller ve Yılmaz dönemi de bu ilişkiyi sürdürmüş ama bir askeri darbe ile safdışı kalmışlardır.

Ötekileştirme ekseninde kurgulanan Müslüman zihin iktidara geldiğinde biz ve öteki denkleminden kurtulma ataklığından uzak olmuştur çoğu kere. Halkın bir kısmını diğerine tercih etmiş ve “sağlam nesil yetiştirme” istenci halkın bir kesimini “öteki” kabul etmeyi getirmiştir. Oysa siyasi iktidar herkese aynı mesafede durmak zorundadır.  Çünkü görünen şey her zaman göründüğü gibi değildir.

**

Aslında sanırım sorun eğitime ve insanlara ideolojik bakmakla alakalı. “Yeni ve iyi bir nesil yetiştirmek ifadesi(içini nasıl doldurursanız doldurun) sorunlu ve sıkıntılı bir ifadedir. Bir kere bu ifade daha baştan insanların kötü ve bozuk olduğu inancından beslenmektedir. Yeni nesil oluşturmak isteyenlerin bir kısmının bu yüzden çoğu kere varolanı bozduğu; Anadolu insanını yanlış bir kimlik ve kişiliğe mahkûm ettiği yaşanan tecrübelerle görülmüştür. 

Eğitim kurumları, örgütler ve cemaatler yeni insan yetiştirme yanılsaması ile aç ve tatminsiz insanlara büyük misyonlar yükleyerek onları çoğu kere bir kadavraya dönüştürmüştür.

Evet, “İnsan yetiştirmek” ifadesi sorunlu bir ifadedir ve sözedilecekse insanı yetiştirmekten değil, insanı insan yapan değerlerin nerede olduğunu sorgulama noktasından başlamak gerekmektedir.

Siyasi iktidarın görevi söyleyecek sözü olan herkese imkân ve hizmet sunmaktır. Ateisti, Teisti, Hıristiyanı ,Yahudisi, herkesin bu memlekette söylecek bir sözü olduğunu unutmamak gerekmektedir.

İslam medeniyetinin büyük medeniyet olmasının temeli “iyi insan yetiştirme” gibi belirsiz bir temenniden uzak olmasıydı. Müslümanların felsefede ilk öğretmenleri Süryanilerdi.. Bağdat Beyt’ül Hikmesinde Müslümanlardan çok gayr-ı müslimler çalışıyordu.

Müslümanlar kendilerine güveniyor ve her tür bilgiye ve anlayışa kulaklarını açık tutuyorlardı. Halk ötekileştirilmiyor, devletin imkanları “iyi nesil yetiştirme” adı altında kim oldukları bile bilinmeyen guruplara teslim edilmiyordu..

Siyasi iktidar “kendimden olanlar” ve “ötekiler” diye insanları sınıflamıyordu. Sınıflamadığı için “yahu memleket kötüye gidiyor yeni bir nesil yetiştireyim” gibi yenilgi dönemlerinden miras kalan söylemleri kullanmıyordu.

O halde Türkiye Müslümanları I. Dünya savaşı döneminde üretilmiş İslami fikirler üzerinde yeniden düşünmeli; saldırı ve yenilgi dönemlerinden kalan yüzeysel ve ötekileştirici fikirleri bir kenara bırakmalıdır.

Böyle olursa ancak Üniversitelerimizi, okullarımızı örgüt ve cemaatlerin eleman toplamak için iştahını kabartan ,insanların zihnini aydınlatmaktan çok birbirine düşman eden kurumlara dönüşmekten kurtarırız..

Anadolu bilgeliğine sakın karışmayın..Onları bozmayın. Şu toplum ayakta ise cemaat ve örgütlerin çabası ile  değil,  anamız/babamızın mirası bilgeliğimiz sayesindedir. Anadolu insanının önünü açın.. her tür ötekileştirmeye kapıyı kapatın..

Felah yakındır… Korkmayın ve üzülmeyin.

Bir yanıt yazın