“Tanrım ne olur iki kere iki dört etmesin”
ÇEVRE(M)DEKİLER
“Tanrım ne olur iki kere iki dört etmesin”
Geçenlerde odama elinde çanta ile güler yüzlü biri geldi.. İsmimle hitap ederek vaktimin olup olmadığını sordu..Ben de “oturabilirsin” dedim.. Kitaplarımdan başlayarak beni övdü.. Ben de mahcup bir eda ile ve kendi kendime “ya hala böyle insanlar var..okuyorlar düşünüyorlar ve değer veriyorlar” diye düşünmeye başlamıştım ki!.. aniden elini çantasına attı ve çantasından çıkardığı ürünleri önündeki sehpaya dizerek alıp alamayacağımı sordu..
Yıkılmıştım…Hala hayata ve insana inanıyor olmama şaşarak acı acı baktım..
**
Önceleri insanların beni önemsediğini bana saygı duyduklarını düşünürdüm.. Sonra yanıma gidip gelenlerinin çoğunun bir pazarlamacıdan öte anlamlarının olmadığını anladım..takınılmış tebessüm, samimiyet gösterileri.
Hepsinin kesin doğruları kesin hedefleri ve kesin bilgileri vardı.. Mütevazi değillerdi ve beni sevmiyorlardı..
Her birinin elinde bir davet mektubu.. Örgütüm dünyayı kurtaracak, partim dünyayı kurtaracak, cemaatim cennete götürecek..
Hayatımın son on yılı çevremi temizlemekle geçti..Hayıflanmalarım pişmanlıklarım oldu..Ama en azından şimdi ne yaptığımı kendim belirliyorum. Çevremdeki insanları azalttıkça inancım da, sevgim de, aşkım da artıyor sanki..İnsanlar azaldıkça insanı daha iyi görebiliyor, daha iyi tanıyabiliyorum..
Neyse .
**
Hayat insana ne kadar da çok şey öğretiyor. Ama insanın öğrenmesini engelleyen hatta Tanrının öğrettiklerini bile unutturan bu unutturma işini yaparken de çoğu kere bizzat Tanrının adını kullanan şebekelerin insanlara sundukları pazarlamacının sunduklarından öte bir şey değil..
Burada insanın araçsallaştırılması ve aslında sevginin de, anlamın da,. insanın da inkar edilmesi sözkonusu..
Bir şeyi itiraf edeyim sevmediğim bir insanın onu sevmediğimi anlamasını hiç engelleyemedim. Sevmediğim onu sevmediğimi hep bildi.. Sevdiğim insanın da benim onu sevdiğimi hissetmemesi mümkün olmadı.
Ya kaldılar ya gittiler…Anlamaya çalışan olmadı. Yaşanan andan, kurgulanmış paketlenmiş, kendilerine sunulmuş dünyaya kaçtılar.
Böyledir bir çok insan. İlişkileri bir tür ilişkisizlik doğurur. Aşkları da inançları da işgal altındadır. Aşkları da sunulur kendilerine; inançları da… Bu yüzden hep tasarlanmış bir dünyada hesap kitap yaparak yaşarlar. Bu yüzden an’a ve an’ın getirdiğine dikkat etmezler.. Hayatı ıskalayarak bitirirler ömürlerini..
Kalplerinde kalan ise bir yerlerde bıraktıklarını hissettikleri tatminsizlik ve içinde oldukları ama asla kendileri tarafından tasarlanmamış yapay dünyanın ürettiği huzursuzluktur.
Tatminsizlik, sevgisizlik, huzursuzluk…
Sebebi samimi olamamaları ve hep korkutularak yaşamalarıdır..
Korkmayın samimi olun..İnsana değer verin…Kazanacaksınız.. Kazanacağız,,
