CEMAATLER VE ÖRGÜTLER NEDEN HAKSIZLIK YAPMAKTAN ÇEKİNMEZLER
Çünkü onlar kendilerini dünyayı kurtarma misyonunda olan varlıklar olarak görürler.. böylelikle kendilerinin seçilmiş bir topluluk olduğunu kabul ederler..
Fırkayı Naciye, Işık nesli, Öncü devrimciler vesaire …
Ya Tanrıdan, ya tarihten, ya Diyalektikten aldıkları icazetle kendilerini sadece haklı değil aynı zamanda diğerlerinden üstün görürler. Onlar bu anlayışla kendileri dışında sürü olan aşağı tabakadaki insanların kanlarını dökmeyi, mallarını almayı, haklarını gasp etmeyi doğal bir hak görürler..

Aristoteles “bir ilkeye dayalı kötülük her zaman daha bozucudur” derken bunu kasteder sanırım.
Bu kötülükler genelde üretilmiş ikincil değerlere yaslanan kötülüktür. Yani üretilen değer asli ve birincil unsurdan kopmuştur burada..Haklı olduğunu kabullenmek son derece doğal, ancak kendi haklılığından üstünlük üreterek ötekinin en temel haklarını gasbetmeyi hak görmek O kadar sapkındır.
Oysa en temel ilke yaşamın korunması ve sürdürülmesidir. Yaşamın saygıdeğer olduğunun kabul edilmesidir..
Bu noktada yaşam birbirine tamamlayan birçok unsurdan oluşur..
Bu yüzden hepimiz kendimiz kadar bir başkasının da hakkını-hukukunu korumakla yaşamı korumayı başarabiliriz. Kendimizi başkasından daha değerli, daha fazla hak sahibi görmek en temel ilkeden sapmak anlamına geleceğinden kainatın dengesini bozacaktır. Başkasının hakkını-hukukunu gasp ederek; başkasını yok etmeye yönelerek aslında kendi Varoluş ilkemizi de ortadan kaldırmış oluruz.
İnsanları değerlendirirken kendi ürettiğimiz ikincil unsurlarla değil kendimiz için istediğimizi başkası için istemek gibi asli bir unsurdan hareket etmek zorundayız..
Biz kendimizi çok değerli bilebiliriz kendimize Nur nesli ışık nesli öncü devrimciler ismi verebiliriz Ama bu başkasının hakkını gasp etmemizi onların kanını dökmemizi gerektirmez. Bir yaşam ancak yaşamı yok etmeye yöneldiğinde kendini inkar etmiş olur…
Bitki ve hayvanların bile karın doyurma ve açlığı giderme dışında spor için veya başka bir şey için öldürülmesi doğru değildir .
BİR YABANCILAŞMA ARACI OLARAK CEMAATÇİLİK VE ÖRGÜTÇÜLÜK
Her cemaat kendini dünyayı dönüştürme aracı olarak görür..Dünya kötüdür ve düzeltilmesi gereklidir. HEr cemaat ferdi bu amaçla elemen toplamaya kadro oluşturmaya mevzi kazanmaya çalışır. Bu çaba bir müddet sonra DÜNYA BENİM etrafımda dönmektedir anlayışına varır..
Kendi dışındaki her varlık bir nesnedir Bir şey’dir..Ya ona hizmet edecektir ya da düşman ve haindir..

Cemaatinden olan herkes melek kendi dışında olan herkes Şeytandır..
Bu nereye varır sonunda..Kimliksizleşmeye.kişilksizleşmeye, ilkesizleşmeye varır..Benden olan ve öteki vardır..Arkadaşlık dostluk vefa değil cemaatin ali hedefleri vardır..İnsanlığın yücelttiği bütün değerler sadece cemaat içinde ve sadece söylevlerde dile getirilir..Dehşetengiz bir yabancılaşma sürecidir bu…
**
Hayatımın her anında örgütler ve cemaatlerin ağırlığını hissettim..Çocukken birlikte oyun oynayıp, haylazlık yaptığımız çoğu arkadaşla aramızı örgütler ve cemaatler ayırdı…Onlar bize hep birilerini hedef gösterdi, hep birilerini müspet ve menfi, İşbirlikçi sadık ,bizden ve onlardan gösterdi…Tertemiz insanlar kara ve rezil yaftası yedi..
Ama ben bu kısır döngüyü sanatın ve edebiyatın saçağına atlayarak kırabildim..İnsanları insanlığın getirdiği ortak değer ve ortak akılla değerlendirmeyi öğrendim…Peygamberi de ancak böylelikle daha doğru okuyabildiğimi söyeleyebilirim..
Sanatla, felsefeyle, edebiyatla ciddi olarak uğraşan hiçbir cemaat mensubuna rastlamadım..Duyguya değil hizmete yer vardır orada..
Duygular paketlenir..ve rafa kaldırılır…
Kimi kere hak bir konuda omuz verdiğiniz.cemaat mensupları işiniz bittiğini düşündükleri zaman artık sizi aramaz sormaz olur..Çünkü siz bir nesnesinizdir. Bu konuda çok taze anılarım var..neyse
Dostlar,Bir yapı içinde (cemaat/ örgüt) bulunsanız da ilkeler önceliğiniz olsun.. Bu ilkeler insanlığın hafızasında var:mahallenizde var… Hz. Ali şöyle söyledi..“İnsanlar insanlıkta müslümanlar dinde kardeşimizdir”
