MELEK (Allah’ın Elçileri)
“Allah’ın elçisi ve müminler, rabbinden ona indirilene iman ettiler. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandılar. “O’nun elçileri arasında ayırım yapmayız” ve “İşittik, itaat ettik, bağışlamanı dileriz rabbimiz, gidiş sanadır” dediler.” (Bakara 2/285). İslâm dininde meleklere iman, hem Kur’an (Bakara 2/285; Nisa 4/136) hem de sahih hadislerde (Buhari İman, 37; Müslim İman 1) inanç esasları arasında sayılmaktadır. Ayet ve hadislerde meleklerin hem özellik ve yetenekleri hem de görevleri hakkında bilgi verilmiştir. Nurdan yaratıldıkları nakledilen meleklerin (Müslim Zühd 60; Müsned VI, 168) Hz. Adem’in yaratılışından önce yaratıldıkları ve Allah’ın hitabına mazhar oldukları ve Allah ile konuştukları belirtilmektedir. (Bakara 2/30-34; Hicr 15/28-39). Meleklerin güçlü kudretli oldukları (Necm 53/5; Tahrîm 66/6; Tekvir 81/20) belirtilmiştir. Meleklerin yiyip içmedikleri (Hûd 11/69-79; Zariyat 51/24-28), güçlerini temsil eden ellere (En’am 6/93), birden fazla kanada (Fâtır 35/1) sahip oldukları bildirilmiştir. Ayrıca Kur’an’da müşriklerin meleklere dişilik izâfe ettikleri ve Allah’ın kızları oldukları şeklindeki iddiaları reddedilmiş (Sâffat 37/149-150; Zuhruf 43/19), İslâm düşüncesinde onlarda cinsiyet olgusu ve ayırımının bulunmadığı vurgulanmıştır.
Melek kelimesi (çoğulu melâike) Ugaritçe, Habeşçe, İbrânîce ve Arapça gibi Sâmî dillerde bulunan “göndermek” anlamındaki “lʾek” kökünden olup “haberci, elçi; güçlü kuvvetli, tasarrufta bulunan, yöneten” mânalarına gelmektedir. Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm gibi vahye dayanan dinlerde Tanrı ile insan arasındaki mesafe vurgulanarak ilişki kurma fonksiyonu meleklere yüklenmiştir. (DİA). Meleklerin sürekli Allah’ı yücelttikleri (Ar’âf 7/206; Ra’d 13/13), Allah’a secde etme, emirlerine göre hareket etme (Nahl 16/49), müminler için dua ve istiğfarda bulunma (Mü’min 40/7-9), Peygamber’e salât ve selâm getirme (Ahzâb 33/56), insanların yaptıklarını yazma, kaydetme (İnfitar 81/10-12), savaşlarda müminlere yardım etme (Âl-i İmrân, 3/123-126; Enfâl, 8/9, 13, 50), Allah’ı zikir ve tesbih etme (A’râf, 7/206; Nahl, 16/49, 50; Saffât, 37/165 -166), insanları gözetlemeleri (Târık, 86/1-4) gibi görevleri bulunmaktadır. Ayrıca Kur’an’da anlatılan meleklerin bu özellik ve görevleri dışında meleklerin isim veya görevlerine de yer verilmektedir. Bunların başında vahiy meleği Cebrail gelir. “Söyle (yahudilere): Cebrâil’e kim düşmansa bilsin ki, Allah’ın izniyle önce gelen kitapları doğrulayıcı, müminler için bir hidayet rehberi ve müjdeci olarak Kur’an’ı senin kalbine indiren odur.”(Bakara 2/97). Yine tabiat olaylarını düzenleyen Mîkâîl meleğin ismi de geçmektedir. “Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâil’e ve Mîkâil’e düşman ise bilsin ki Allah da inkârcıların düşmanıdır.” (Bakara 2/98). Kur’ân-ı Kerîm’de İsrâfil meleğin adı geçmemekte, ancak yapacağı görevden söz edilmektedir. (Zümer 39/68; Kaf 50/20). Kur’an’da Azrâil ismi de geçmemektedir ancak, ölüm meleği veya melekleri olarak geçmektedir. (Nisâ 4/97; En‘âm 6/61; Enfâl 8/50; Muhammed 47/27; Secde 32/11).
Allah’a teslimiyetin sembolü olanmelekler fizik âlemle zaman ve meândan münezzeh ulûhiyyet makamı arasında köprü vazifesi görür. Kur’an’da yerde ve gökte Allah’ın ordularının bulunduğu belirtilmiştir. (Fetih 48/4, 7). Gök gürültüsüyle birlikte meleklerin de Allah’ı tesbih ettiği vurgulanmıştır. (Ra’d 13/13). Tabiatın yönetiminin melekler vasıtasıyla Allah’ın kontrolü ve gözetimi altında olduğuna işaret edilmiştir. “Allah, hak ve adaleti ayakta tutarak, kendinden başka tanrı olmadığını bildirdi; melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar ettiler. (Evet) O’ndan başka tanrı yoktur; O mutlak güç ve hikmet sahibidir.”(Al-i İmran 3/18). Melekler Allah’ın mesajlarını peygamberlerine ve dolayısıyla insanlara iletilmesini sağlayan varlıklardır ve vahyin ilk gözlemcileridir. (Nisa 4/166). Allah ile insanlar arasında iletişim sağlayan, vahiyleri getiren melek olduğu için iman esasları arasında Allah’a imandan sonra ikinci sırada zikredilmiştir. “Allah’ın elçisi ve müminler, rabbinden ona indirilene iman ettiler. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandılar. “O’nun elçileri arasında ayırım yapmayız” ve “İşittik, itaat ettik, bağışlamanı dileriz rabbimiz, gidiş sanadır” dediler.” (Bakara 2/285). İslâm dininde meleklere iman, hem Kur’an (Bakara 2/285), “Ey iman edenler! Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr eden kimse iyice sapıtmıştır.” (Nisa 4/136) hem de hadislerde Allah’a imandan sonra, Allah ile insanlar arasında iletişim sağladıkları, elçilik görevi gördükleri için ikinci sırada zikredilmişlerdir. (Bkz. Cibril hadisi. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/218).
Meleklere iman; insanın metafizik alanı anlamaya teşvik etmek, kendisini kötülüklerden korumayı ve iyiliklere yönelmeyi yakından hissetmesine vesile olan bir inançtır. Çünkü insan, kendisi gibi mümkün olan varlıklarla hissi ya da ahlâkî bir ilişki içinde olmayı daha kolay anlayıp kabul edebilen bir tabiattadır. İnsan, mutlak kuşatım ve kudretin farkına bile, tikel hissedişlerle ulaşabilmektedir. Ayrıca meleklerin birebir bizlerle beraber olmalarını düşünmek, buna inanmak, bizi ahlâkî olarak daha duyarlı hale getirmektedir. Örnek olarak, sürekli yaptıklarımızı yazan ve bizi takip eden birilerinin her zaman ve her mekânda bizimle beraber olduğunu düşündüğümüzde, kendimize yani hayatımıza olumlu manada daha çok çekidüzen veririz. İnsan, yaptıklarının birileri tarafından yakinen takdir edilmesini isteyen/seven bir varlıktır. Kanaatimizce meleklerin bizi gözettiğini hissettiğimizde, artık insanların bizi görüp takdir etmeleri için riyakârlığa bile düşmeyiz. “Allah’ın bir sınıf melekleri vardır ki, bunlar yollarda, sokaklarda dolaşırlar zikir ehlini ararlar…” (Buharî, Daavât, 66). Allah elbette kendisini zikredenleri bilmektedir. Ancak bu bilmesinin insanlar tarafından da yakinen hissedilebilmesi için, insanların kendilerine yakın gördükleri, algıladıkları varlıkları aracı kılarak, insanları iyi işler yapmaya teşvik etmektir. Meleklere iman insan için bir ihtiyaçtır. Yoksa Allah işini yapamıyor da (haşa) melekleri aracı kılıyor değildir. (Meleklere İman Neden Önemlidir?, Gürbüz DENİZ, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, Ankara).
Vahye ve peygamberliğe, hatta âhirete ve gayb denilen âhiret hallerine, cennet ve cehenneme inanmak, ancak meleklere iman etmekle mümkün olur. Bundan dolayı peygamberlere ve onlara indirilen semavî kitaplara inanmadan önce, onlara peygamberliği getiren, vahyi ve kitapları indiren “meleklerin varlığı“na kesin olarak inanmak şarttır. Meleklere gerektiği şekilde iman etmeyen, diğer tüm iman esaslarını kabul etse bile mü’min vasfını kaybeder. Zira iman esalarindan bazılarını kâbul eme, bazılarını reddetme yetkisi insana tanınmamıştır. Zaten böyle bir kimse, melekler aracılığıyla gerçekleşen diğer iman esaslarına da ister istemez inanmamış olacaktır. Melekleri inkâr eden kimse, dolayısıyla vahyi, İlâhî kitapları, peygamberleri, ruhları ve kıyâmeti inkâr etmiş olur. İman, ibâdetten önce geldiğine ve gerçek anlamda iman etmeyen kimsenin ibâdetleri de geçersiz olacağına göre, müslümanlar için meleklere iman, diğer tüm inanç esaslarıyla birlikte öncelikli bir öneme sahiptir. Meleklere olan iman, İslam’ın temel direklerinden biridir ve müminler için ruhani bir bütünlüğün ve itaatin simgesidir. Bu inanç, insanın sadece maddi bir varlık olmadığını, aynı zamanda manevi bir dünyanın da parçası olduğunu hatırlatır.
Meleklere iman etmek, evrensel düzenin bir parçası olmanın bilincine varmak ve onu kabullenmektir. Meleklerin varlığı İslam’ın sâdece metafizik bir inanç olmadığını, aynı zamanda ahlaki ve ruhani bir yükselişi de teşvik ettiğini gösterir. Onların Allah’a mutlak itaati, müminler için bir ideal teşkil eder. Bu özellik bireylerin karşılaştıkları çeşitli manevi ve ahlaki zorluklar karşısında sabırlı olmaları, doğruluktan ayrılmamaları ve Allah’ın emirlerine bağlı kalmaları gerektiğini hatırlatır. Meleklere iman, bireylerin manevi hayatına derin bir anlam katar. Aynı zamanda onlara günlük hayatın zorluklarıyla başa çıkabilmek için güç ve motivasyon sağlar. Meleklere iman insanın tek olmadığına, her zaman ilahi bir varlığın koruması ve rehberliği altında olduğuna dair bir iç huzuru ve güven duygusu verir. Meleklerin varlığı ve görevleri, toplumsal ahlak ve düzenin korunmasına da katkıda bulunur. İnsanların gözetim altında olduğu ve iyi davranışların ödüllendirileceği, kötü davranışların ise sonuçlarına katlanılacağı düşüncesi, bireyleri iyi eylemler yapmaya ve toplum içinde ahlaki bir yaşam sürdürmeye teşvik eder. Melek inancı, İslami eğitimin temel konularından biridir ve müminlerin Allah’ın rızasına uygun bir şekilde yaşamlarını düzenleme konusunda yol gösterir. İslâm inancında meleklere iman, sadece âhiret hayatı ile ilgili bir mesele olmanın ötesinde, bu dünyadaki yaşamın her anında insanlara rehberlik eden, onları koruyup gözeten, ilahi düzene bağlı kalmalarını sağlayan bir inançtır. Melekler, vahyin taşıyıcıları olarak, İslam’ın manevi yapısını güçlendirir ve müminlerin hayatına derin bir anlam katar.
