kucult

Hayatta öncelikler, olmazsa olmazlar, vazgeçilmezler vardır. Hava gibi, su gibi… Mesela vücuda yeterli oksijenin gitmeyişi durumunda vücut fonksiyonları bundan etkilenir. Beyne yeterli oksijenin gitmesi gerekir.

Ve insanın “beni onunla terbiye etme” diye yalvardığı haller vardır; açlık gibi…

Hava, su, ekmek… Bunlar hayatın devam etmesinde olmazsa olmazlardandır.

Olmazsa olmazlara, önceliklere, vazgeçilmezlere başka noktadan da bakmak gerekir. Mesela yaratılan her canlı, canlı hayatı besleyen her nimet, öncelik sıralamasına göre önemlidir. Zira bunlar hayatı besler.

Hayatı besleyen her nimet ve her değer insan içindir.

İnsanın hayata bakışına göre, hayat felsefesine göre, her insan açısından değişen önceliklerin olduğunu da bilmek gerekir. Yani her insan bugüne kadar “o olmadan asla” diyeceği farklı cümleler kurmuştur.

Kimi “özgürlük olmadan asla” der.

Kimi “açlık sorunu çözülmeden asla” der.

Kimi “adalet olmadan asla” der.

Kimi “namus olmadan asla” der.

Kimi “hicabım, tesettürüm olmadan asla” der.

Kimi “aydın cesareti olmadan asla” der.

Kimi “işim olmadan asla” der.

Kimi “ben olmadan asla” der.

Kimi “kızım, çocuğum, oğlum olmadan asla” der.

Kimi “inancım olmadan asla” der.

Kurulan bu cümlelerin her biri insanın farklı bir önceliğini anlatır. Ve hepsini toplayıp ortak bir cümle kurmaya çalışırsak “insan olmadan asla” diyebiliriz.

Önce “insan ol kardeşim, insan ol… Adam ol, adam!” anlamında bakılmalı meseleye… İnsanlığını unutma, Allah’ın sana verdiği değeri göz ardı etme, o seni en güzel surette yarattı…

Sonra “hayatın öznesi olarak” meseleye bakılmalı… Hayat insanla güzeldir. İnsan bu hayatta olmadan asla hiçbir şey yerine oturmaz. İnsanın yaşatılmasını hedeflemeyen hiçbir şey hayata fayda getirmez.

Evet, yaptığınız projeler, ürettikleriniz insanla birlikte vardır, insanla birlikte güzeldir.

İnsan olmadan asla güzel bir evin kıymeti yoktur. İnsan olmadan asla güzel bir bahçenin kıymeti yoktur. İnsan olmadan asla şehrin, ülkenin bir anlamı yoktur.

İnsanı yok ederek hayat güzelleşmez. Hayatı yok edecek girişimlerle insan güzelleşmez.

İnsanın her biri diğeriyle aynı değildir. Farklılıkları vardır.

Hiçbir insan ötekiyle her yönüyle aynı düşünmez. Beden özellikleri aynı olmaz. Zihin fonksiyonlarını aynı oranda kullanmaz. Düşünceleri aynı olmaz. Öncelikleri aynı olmaz. Hayata bakışı aynı olmaz. Her insan aynı inancı paylaşmaz. Her insanın rengi, dili, ırkı farklıdır… İnsan farklılıklarla birlikte vardır. Hayat; farklılıkları, dolayısıyla insanların bir kısmını yok etmekle güzelleşmez. Farklılıklar içinde bir arada yaşayabilmekle güzelleşir.

Hayata bakışın, olmazsa olmaz cümlesi böylece şekillenir:

İnsan olmadan asla!

Bu nedenle insana insanca yaklaşmak, faydalı olmaya çalışmak, sorunlarını dinlemek, sorunlarımızı paylaşmak, birlikte çözüm aramak, aynı hayatın, aynı toplumun, aynı ülkenin vazgeçilmezleri olduğumuz sonucunu çıkarmak gerekir.

Nitekim “sizin hayırlınız insanlara faydalı olandır” denilmiştir. Bir bütün olarak canlı hayatın yok edilmesine karşı çıkılmıştır. Hayata faydası olacak hiçbir şey önemsiz görülmemiş, “yarın kıyamet kopacağını bilsen elindeki fidanı dik” vurgusu yapılmıştır.

Öyleyse bizim düşüncemizin ana ekseni “hayata ve insana faydalı olmak” şeklinde özetlenebilir. “İnsan olmadan asla” cümlesi bunu ifade eder ve vazgeçilmezlerimiz arasındadır.

Siz insanlar içinden neşet etmiş hayırlı bir topluluksunuz… Hayırlı oluşunuz, hakkı ayakta tutmanızdan, adaleti her dönem yaşatmanızdan, haksızlık üzerine bir hayatı kabul etmeyişinizden gelir.

Her birimiz, sadece insanlar arasından bir insanız, varlığımızın rengi değil insanlığımızın derecesi üstünlüğümüzdür. Anlatacaklarımızı insanlara anlatacağız. Hayatı, her düşüncedeki insanla iç içe yaşayacağız. Bizi hayırlı kılan şey insanı insan yapan değerlerimiz.

Sahip çıkmazsanız yaratılışınıza, yok olursunuz ve yerinize yeni bir topluluk gelir. Varlığınız daimi değil, eğer insanlığınız daimi olmazsa…

Demek ki “hayırlı oluş” bir mutlaklık ifade etmez. Hayırlı olanı sürekli kılmanın yollarını aramak gerekir. Bizi farklı kılan hayra sürekli olarak sahip çıkmamız gerekir. Bugün biz “hayırlı topluluk içinde” bulunduğumuz gibi, yarın başkaları bizi geçer ve hayır denilen noktada öne çıkar. Öyleyse bulunduğumuz noktayı bir “enaniyet üstünlüğüne” taşımamak gerekir. Bizden hayırlısı yok diyerek, farklı bir kibir yayanlar yok olur.

Ayrıca insan olarak her birimizin “muhtaçlık sorunu” yaşadığımızı unutmamak durumundayız. Hiçbir insanın “muhtaçlığı” bitmez. Hepimiz “hayatın muhtaçları” olarak yaşıyoruz. Benim hiçbir şeye ihtiyacım yok diyecek insanın olamayacağını anlamamız gerekiyor. Yalnızca yaratan muhtaç değil, ey insanlar muhtaç olan sizsiniz! Allah’a muhtaçsınız, kardeşliğe muhtaçsınız. Havaya, suya muhtaçsınız. Toprağa muhtaçsınız. Uykuya muhtaçsınız.

Yaratılan her şey, sizin muhtaçlığınıza verilen bir ikramdır.

Dine ihtiyacı olan insandır. Özgürlüğe ihtiyacı olan insandır. Ahlaka, namusa ihtiyacı olan insandır. Ve ortada bir ihtiyaç varsa, yaratılışa muhalif olmayan ihtiyaçlar noktasında bir “muhtaçlar dayanışması” oluşmalıdır. Bu “muhtaçlar dayanışmasının” sonuç cümlesinde de “insan olmadan asla” ifadesi vardır.

“Muhtaçlar dayanışması” insanların yakınlaşması için bir gerekliliktir. Muhtaçlar dayanışmasında bir ölçü elbette olacaktır.

Bu ölçü yaratılış ölçüsüdür.

Buna göre haramda dayanışma olmaz.

Zulümde dayanışma olmaz.

Dayanışma meşru olanı beslemek, doğru olanı, güzel olanı sürdürmek ve zulmü ortadan kaldırmak içindir.

İnsan her zaman doğru olana muhtaçtır. Yanlış olansa, her zaman onu insanlığından uzaklaştırandır.

İnsan hayatın vazgeçilmezidir. Hayatın vazgeçilmezi insan, zamanla hayatı birbirine çekilmez kılmaktadır. Ve insan “insan olmadan asla, öteki olmadan asla” demek yerine; bana benzersen vazgeçmem, bana benzemezsen hiçsin diyebilmektedir.

Böyle dediği için, “insan hakları” kavramı, “taraftar hakları” gibi algılanmaktadır.

Hem “insan olmadan asla” diyeceksiniz. Hem “her şey insan/insanlık için” diyeceksiniz. Size tahsis edilen dünyada, hemcinslerinizle paylaştığınız hayatta “insan hakları” ifadesi kullanacaksınız… Lakin hakları ayakaltı edeceksiniz.

“İnsan insanın kurdurur” cümlesini üreteceksiniz. Kendinizi “hayatın galibi” ötekini “hayatın mağlubu” olarak göreceksiniz. İnsan olmadan asla, diyemeyecek, işkenceler dünyasında övünenlerden olacaksınız. Yaşamalarına katkıda bulunduğunuz insanlarla değil, yok ettiğiniz insanlarla sevineceksiniz… Yok ettiğiniz her kişi, insanlığın yok olan bir damarıdır, kanadıdır fakat bunu fark etmek için, anlamak için sizin kanatlarınıza, parselinize sıra gelmesini bekleyeceksiniz.

Uçmak için iki kanat gerekir; insan da insanla birlikte uçar. İnsan için tek kişilik dünya yoktur. Birlikte yaşanacak bir hayat vardır. Âdem’in (a.s) iki oğlundan birinin ötekini öldürmesi ve sonra pişman olması, tek kişilik bir hayatın olmayacağını ta o günden ortaya koyar. Yaşanan pişmanlık, öteki insana yapılan kötülüğün pişmanlığıdır. Aynı pişmanlığı sürekli yaşayan insan, her defasında “insan olmadan asla” demektedir ama her defasında yeni nesiller, aynı pişmanlığı yaşatacak işler yapmaktadır.

Hiçbir insan tüm tecrübeleri yaşayacak kadar uzun yaşamaz, birbirimizin tecrübeleriyle insanlık yürüyüşünü beslemeliyiz. Birbirimizin tecrübesine de muhtacız.

Pişmanlığa birlikte düşmemek ve övüncü birlikte yaşamak daha iyi değil midir?

Birlikte atılacak adımlar ve birlikte paylaşılacak övünçler için:

İnsan olmadan asla!

Bir yanıt yazın