SADAKAT, TEN VE TİN
Eksik varlıklarız. Acıkırız susarız hastalanırız. Acıkınca yiyecek susayınca su ve zor duruma düşünce öteki insanlara ihtiyaç duyarız. Her varlık ontolojik olarak hayata bağlıdır. Hayatı oluşturan unsurlar hep bu bağlılığın göstergesidir ve teminatıdır. Yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan da bağlılığımızdır.
Her varlık birbirine bağlıdır. Bağlılık bozulduğunda hayat da bozulur. Bağlılığın bozulduğu yerde mutsuzluk; huzursuzluk boy verir. Eski dönemlerde yapraktan kuşa, kuştan taşa kadar her şeye tapan insanın bu eylemlerinde hep bir bağlılık istenci var.
Diğer varlıklarda bu bağlılığı bozacak irade yoktur. Evrende bu bağlılığı bozacak yegâne varlık insandır. Zorunluluğa tabi olanlar için bu bağı koparma hamlesi bulunmamaktadır. Bağı koparma kendisine özgürlük verilmiş olan insan içindir. Özgürlük olmasaydı ontolojik bağlılık zorunlu olarak varolurdu. Özgürlüğün ontolojik bağlılığı koparmaya vesile olmaması için tabular, yasaklar ve ahlaki buyruklar var. Çünkü özgürlüğe bağlı olarak dünya hayatında inişler ve çıkışlar söz konusudur. Bu yüzden insanın kendini kontrol etmesi; kendine kimi yasalar koyarak hayata sadakat göstermesi gerekir. Bu sadakat öncelikle üstün bir varlığa dürüst olmayı gerektirir. Çünkü bütün bağlılıklar mükemmele; daha üstün olana yönelimin göstergesidir. İnsan mükemmele olan yönelimi ile diğer varlıklardan ayrılır. Platona göre insan kendini bilerek ve kendini gerçekleştirerek mutlu olur. Her varlık kendi eğilimine uygun olarak yaşarsa, yani kendi gibi olursa mutlu olur.(Platon, Georgias) Aristoteles atın iyiliği koşmak, gözün iyiliği görmektir (Nikhamakhosa Etik) derken bunu anlatmaya çalışır. O halde insanı insan yapan yegâne yönelim dış dünyanın üstüne çıkmasını sağlayan mükemmellik istencidir. Mükemmellik dış dünyada yoktur ve insan acziyetine rağmen mükemmeli istemektedir.
Varlık hiyerarşisinde üste çıkıldıkça yetkinlik alta düşüldükçe basitlik ve bayağılık gerçekleşir. İyilik varlıkların birbiriyle ilgisi ve bağlantısı ile ortaya çıkar. Bu ilgi ve bağlantı anlaşılamayınca o zaman Kaos olur. Bu bütünlüğün ve bağlantının dikkate alınmaması iyinin ortaya çıkmasını engeller. Bedensel hastalıkların ortaya çıkması ve yaygınlaşmasının sebebi de budur. Ruhsal tedavi olmadan beden sağlıklı olamaz. (Platon, Kharmides)
Mutsuzluk ve hüsranın sebebi bu bağın dikkate alınmaması; ciddiye alınmamasıdır. Ancak mükemmeli arayan insan elde ettiği kimi dünyevi ve geçici kazanımları kendi mükemmelliğinin tezahürü olarak görebilir. Tanrı ile yarışmaya kalkışabilir. Bu korkunç yanılsama bağı koparır; bağlanmayı koparır. Mükemmellik eğilimindeki sapma bütün putperest yaklaşımların temel sebebidir. Mükemmelden kopan insan hem kendisinden, hem tabiattan, hem de insandan kopar. O halde varlığın bütüncül birliğini sağlayan ezeli ve ebedi mükemmellikle olan bağı sağlamlaştırmadan insan ilişkilerinin sağlıklı olması mümkün değildir. Her türlü ihanet varlık hiyerarşisindeki sadakatin bozulmasının sonucudur. Çünkü mükemmel karşısında acizliğini idrak etmeyen bağlılığını da idrak edemez. Sadakat ancak acizliğinin idrakinde olan insanların tavrıdır. Mutluluk ise eksik kuvvetlerin yetkinleştirilmesi ile elde edilir.
İnsan olmak bu yüzden irade sahibi olmaktır. İrade ontolojik bağlılığı anlamak ve bu bağlılığa teslim olmaktır. Şeytanla insanın farkı budur. O ontolojik bağı yoksaymış (Tanrı ve mükemmellikle) özgürlüğü baş tanımamak olarak anlamış, kendisini merkeze koyarak Tuğyan etmiştir. İnsanların hüsranlarının sebebi de ontolojik bağlılığın kaynağı olan mükemmel ile bağı unutup ani ve geçici bağlılıklara bel bağlamalarıdır. Varlık düzeyinde, bilgi ve değer düzeyinde kontrollü olmak durumundadır insan. Her hazzın değil, iyiye engel olmayan hazzın, her faydanın değil, iyiye engel olmayan faydanın ortaya çıkması ontolojik bağlılığın bozulmamasına bağlıdır.
Acıkınca her yemek istek uyandırabilir tok olunca sevilen en güzel yemek bile istek uyandırmayabilir. Vücudun hallerine göre istekler değişebilir. Ama istencin kendisi değişmez. O halde hayatımızı değişenler üzerine değil, değişmezler üzerine kurmalı; kararlarımızı değişenler üzerine değil, değişmezler üzerine vermeliyiz. Çağımız bağlılığın ortadan kalktığı bir çağ..O halde insan varlık hiyerarşisinin en üstünden başlayarak bağlarını yeniden fark etmeli ve ontolojik bağını sağlamlaştırmalıdır.
Sadakat ontolojik bağlılığın farkına varılmasıdır. Özgürlüğü mükemmellik istenci ile bütünleştirme eylemidir. Sadakat hayvani olandan insani olana yükseliştir. Sadakat hazzı ve faydayı değil evrensel iyiyi ve mutlu olmayı getiren bir duruştur. Salt hazlarda sadakat yoktur. Sadakat hazları kontrol etmekle alakalıdır. Tinin Teni kontrol etmesidir kısacası. Eğer ten tini kontrol ediyorsa orada sadakatten sözetmek mümkün değildir.
Bütün sadakatsizliklerin temelinde insanın ontolojik bağını unutması yatmaktadır.
