DİYARBEKİR KALESİNDEN NOTLAR-2

0
diyar4-525x388
Öğrenci eylemleri
Okula gidiyorum. Karşıdan yolun sol tarafında kalabalık bir grup kortej halinde yürüyor. Bir kaçının elinde arbane ( bir tür def) kah vuruyorlar, kah gülüsüyorlar . Gezi olaylarının birkaç ay sonrası sanırım.
Aniden kalabalık arasında birkaç öğrencimi görüyorum. Arabamı kenara çekip kalabalığa doğru yürüyorum ve öğrencilerime ” hayrola nereye” diyorum. “Hocam eyleme gidiyoruz”
“o zaman ben de geleyim” diye cevap veriyorum ” ne yapacağız ne için gidiyoruz” birbirlerine bakıyorlar “neyin eylemini yapacağız” diye sorumu yineliyorum. Yine birbirlerinin yüzüne bakıyorlar; belli ki nereye gittiklerini bilmiyorlar. Bu arada kalabalık yoluna devam ediyor. Óğrencilere O zaman şimdi ders vakti; yürüyün derse” diyorum ve dersime doğru yoluma devam ediyorum.
Sonra organize edilen eylemin Hevsel bahçelerinde kesilmiş birkaç ağaç için olabileceğini duyuyorum.
Ağaçları kimin kestiği anlaşılınca eylem başlamadan bitiyor
Taciz Tecavüz ve Ak Parti
Birkaç öğrenci odama geliyor. Ben de sınav kağıtlarını okuyorum bu arada. Sosyoloji bölümü son sınıftan iki kız öğrenci bunlar. Asıl dertleri notlarını öğrenmek olsa da bazı konularda politik sorular soruyorlar . Ben de cevap vermeye çalışıyorum. Ciddi anlamda bir Erdoğan düşmanlığı ve nefreti var çocuklarda. Ben de biraz neye niçin karşı olduklarını anlamak adına «ya siz sosyoloji öğrencilerisiniz hatta artık sosyolog sayılırsınız Erdoğan’ın neyini sevmiyorsunuz üç madde ile özetleyebilirim misiniz?» diyorum. « yanlış anlamayın gerçekten merak ediyorum» diye ekliyorum.. Birbirlerinin yüzüne bakıyorlar, bana bakıyorlar, kapıya bakıyorlar. Hiçbir şey söylemiyorlar..En son birisi «Erdoğan dini kullanıyor o yüzden sevmiyorum» diyor.. «tamam» diyorum Ve arkasından yeni bir şey bulmuş gibi gözleri parlayarak «Ak Partililerin hepsi tacizci ve tecavüzcüdür» demesin mi.. Bir anda odada buz gibi bir hava esiyor. “hepsi mi?” diyorum, «hepsi» diye tekrar ediyor. «ailende hiç AK Partili var mı» diyorum «var hocam» diyor. «Onlar da mı tacizi tecavüzü» diye soruyorum. kekelemeye başlıyor «yok ben aslında onları kastetmedim falan» diyor..Tepem atıyor ve «sen üniversite öğrencisinin yani böyle bir genelleme yapman ne kadar doğru» diye hiddetle soruyorum..mırın kırın ediyorlar. Odamdan kibar bir şekilde kovuyorum. Bir örgütün kalitesini yetiştirdiği gencin kalitesinden anlıyorsunuz. Onları yollarken «Bir HDP li taciz edebilir tecavüze bulunabilir ama hiç kimse bütün HDP liler tacizci ve tecavüzcüdür diyemez» diye ekliyorum. İyi biliyorum ki bir tezgaha zihnini kaptıran kişi üniversitede ne okursa okusun hiçbir olumlu sonuç elde edemez.
Derneklerinde, partilerinde sadece nefret öğreniyor bu gençler, düşmanlık öğreniyorlar, yıkım öğreniyorlar.
Ama şuna inanıyorum.. zihnini ve ruhunu özgürleştirmiş insanların çoğaldığı yerde bu zihin iğfal şebekeleri asla başarılı olamayacaklardır.
-Selim Kiraz Berkin Elvan-
Çay ocağında oturuyoruz.. Sanırım bir gün önce Savcı Selim Kiraz Şehit edilmiş, televizyonlar günboyu o haberi veriyor.
Berkin Elvan meselesi de uzunca bir süre Diyarbakır’ın gündemindeydi. O çocuğun ölümü de beni çok sarsmış, hatta bir kısa şiir bile karalamış ve paylaşmıştım. Rahmetli Selim Kiraz Berkin Elvan davasına bakıyordu..Belki çocuk katillerinin karanlık yüzünü tespit etmiş ve kamuoyuna sunacaktı..Herneyse
Selim Kirazın şehit edilmesi de beni çok sarsmıştı.. Masadakilerle konumuz da buydu.. Bu sırada genç çaycı çalışanı boşları almak için geldi ve “Vallahi artık kimse kolay kolay savcılık yapamaz, onlara mutlaka ceza veren bulunur” türü bir şey geveledi. Cümleyi duyunca kanım dondu adeta..Çaycıya dönerek “Bu memlekette yiğitler de bitmez, şehit olmaya hazır erler her zaman bulunur ” dedim. Çaycı genç yüzüme biraz tedirginlikle bakarak “Vallahi o da doğrudur” dedi..
Kent ve Kimlik 
Bugün belediye çöp arabasının üstünde gördüğüm cümle şuydu:
“Kentimiz Kimliğimizdir”
Bu kenti tanıyan biri olarak bu cümlede Kent ve Kimlik ilişkisini kuramadım. Eğer bu şehir burada yaşayanların kimliğiyse uzun uzun düşünmek lazım…
Kimlik derken etnik bir aidiyetten mi, tarihsel bir aidiyetten mi, siyasi bir aidiyetten mi sözediliyor ki o da karışık…
Aslında bu cümlenin anlamı şu: “Aziz halkımız Belediye olarak bir şey yapılmadığını hepiniz biliyorsunuz: boşverin bunu Kimlik önemli”…
Yanlış mı anlıyorum yoksa…

Bir yanıt yazın