gran_al_andalus

Ey hükümdar!

Memurlarının çekip çevirdiği işlerden haberdar olma hususunda son derece ısrarlı ol! Böylece daha cezayı hak eder duruma düşmeden suiistimale niyetli kişiyi istihbaratınla fark eder, mükafatını vermeden önce de vasıflı memurun sinyallerini alırsın.
Abbasi halifesi Ebu Cafer el-Mansur şöyle der: “Mütref, lükse düşkün ve şımarık evlatlara yönetimi teslim etmeden önce Umeyyeoğullarının siyaseti gayet doğru bir yolda idi. Mütref evlatların onca mülkten amaçladıkları tek şey; şehvetlerin doyurulması, fütursuzca Allah’ın yasaklarının çiğnenmesi, gazab-ı ilahiyi artıran şeylerin yapılması olmuştu. Onlar ya Allah’ın basiretlerini kapamasıyla cehaletten ötürü, ya da kendilerini Allah’ın hilesinden uzak gördükleri için bu hallere düştüler. Allah da onlardan şeref ve nimeti çekip aldı.”
Atasözüdür, derler ki: “Devletlerin çöküşü alçakların göreve gelmesiyle olur.”
Mülkü başına yıkılmış bir sultana sordular:
“O kadar nimeti nasıl kaybettin?”
Cevap verdi:
“Bugünün işini yarına bıraktım, bir yığın insanın hakkını çiğneyerek bir avuç kimseye torpil geçtim!”

Yine devleti yıkılmış bir krala sordular: “Senin gücünü ve satvetini yok eden neydi?”
Kral cevap verdi:
“Burnu havada adi kimselere bol bol verdim, bugünün işini yarına erteledim!”
Devleti yıkılmış, perişan olmuş bir hükümdara sordular:
“Mülkünüzü yerle bir eden, şerefinizi ayaklar altına alan felaket nasıl başınıza geldi?”
Adam cevap verdi: .
“Lükse ve boş işlere olan eğilimimiz, en önemli meselelerle meşgul olmamızı engelledi. Çapulcu muhafızlarımıza güvendik, kendi menfaatlarını bize tercih ettiler, vergi memurlarımız halka zulmetler oldu. Artık halkımız bizim için iyi şeyler düşünmüyordu, bizden kurtulmak istiyorlardı. Ayrıca gelirlerinden pay aldığımız kimselere darbeler indirilmişti. Gelirimiz azalmış,ordumuzun maaşını ödeyemez duruma gelmiştik. Askerler bize itaat etmez oldu, düşmana karşı yöneldik destekçilerimiz bizi terketti. Tüm bunlar olup biterken hiçbir olay bize söylenmiyor, gerçekler bizden saklanıyordu.”
Filozoflar derler ki: “Hükümdarı çabuk yıkan, destekçilerini bir anda dağıtan en etkili faktör bir gruba yakın olup diğerine soğuk bakmak, bir kabileye (etnik topluluğa) meyledip diğerlerini ihmal etmektir. Hükümdar bir etnik gruba sevgisini izhar ederse diğerlerinin destek ve sempatisinden mahrum olacaktır.”
Çok eskiden beri ırkçılık ve kayırmacılığın büyük bir fitne olduğunu söylerler. Mülkünü kaybetmiş bir krala nasıl bu hale geldiği sorulunca şu cevabı verdi:
“Devletime güvendim, bildiğimi okuyup diktatör davrandım, danışma akıllılığını gösteremedim, şiddet ve acımasızlığımı sevdim, tam muhtaç iken yardımcılarımı ve malımı harcadım, çabuk davranmak gerektiği vakit yavaş ve uyuşuk davrandım.”

__________
*Turtuşi 1995. Siracü’l-mülk, Tercüme: Said Aykııl, istanbul: İnsan Yayınları, s. 123-124,
s. 145-147.

Bir yanıt yazın