DUVARDAKİ RESİMLER
Askerler hışımla içeri girdi kravatlı sinekkaydı suratlı adam alelacele kalktı, ceketini düğmelerini telaşla ve çabucak ilikledi. Rütbeli askere yarı beline kadar eğilerek makam koltuğunu gösterdi. Rütbeli, yerine oturmadan sert bakışlarla kravatlı ve sinekkaydı suratlı adama “sen bunlarla nasıl çalışırsın bu saatten sonra artık herhangi bir değerin yok en ağır cezayı alacaksın..”
Kravatlı ve sinekkaydı suratlı adam, ezilip büzülerek “öyle düşünmeyin efendim her şey geçmişte kaldı. Ben zaten askerimize son derece saygılıyım. Üstelik size bir şey itiraf edeyim; bunlardan nefret ediyordum, sadece vatanımı milletimi bu hainlerden korumak için bu makamda oturuyordum. Bu makamda oturmak benim için bir vatan borcu idi. Hainlerin ihanetlerine engel olmak için onlardan görünmek zorundaydım; lütfen beni anlayın efendim.”
Bir an sessizlik oldu. Kravatlı ve sinekkaydı suratlı adam hatırladığı bir şey varmış gibi telaşla “geçmişten de beni tanıyorsunuz, bunlardan önce de bu makamda oturuyordum. Beni, sizi alkışlayan vatansever siviller de iyi tanır..”
Komutanın gözü duvardaki resimlere ilişti. Devrik lidere ait büyüklü küçüklü beş altı tane resmin indirilmesi için askerlere işaret etti..
Kravatlı ve sinekkaydı suratlı adam askerlerden önce davranarak kendi elleriyle az önce duvarda asılı olan liderin resimlerini büyük bir hınç ile yere atarak parçaladı..
Büyük generalin resmini askerlerin ellerinden çekip alarak masasının arkasında en yüksek yere kendi elleriyle astı.
