EVET YEŞİLÇAM FİLMLERİ İLE BÜYÜDÜM AMA DOSTOYEVSKİ DE OKUDUM
Yeşilçam filmi ifadesi özel bir ifadedir ve yeşilçamda çekilmiş bütün filmleri kapsamaktan ziyade sadece aşk ve dram filmleri için kullanılan bir adlandırmadır.
Bu filmler iyiler ve kötülerin kadim mücadelesi, aşk, ihtiras ve intikam ögeleriyle doludur. İnsana taraf tutturan; iyiyi yüceltip kötüyü yere batıran bir yapıya sahiptir. İyiden yana olma yönelimimizden yola çıkan bu filmler iyiye dönük olan asli tarafgirligimizi kişileri ya yüceltme, ya yerin dibine batırma derekesine indirerek bir yanlış algıyı dayatırlar.
Bu filmlerde asıl oğlan daima yakışıklı, güçlü, sarsılmaz iradeye sahip, asıl kız ise masum, melek yüzlü ve saf iyilikle bezeli biridir.. Kötüler ise hep hain hep artniyetli, hep çirkin, hep bozucu kimselerdir. Hayattaki iyi ve kötünün kesin çizgilerle ayrıldığı bu filmlerin ürettiği algıya göre kişiler ya mutlak iyi, ya mutlak kötüdür.. İyinin kötü, kötünün iyi tarafı yoktur.. işte bu aslında son derece sorunlu ve kısır bir bakıştır.
Dostoyevskinin romanlarına baktığımızda bambaşka bir dünya anlatılır bize.. Onun iyi insan olarak betimledikleri kişiler en bayağı kötülükleri de yapabilen kişilerdir. Kötü bilenenlerde iyi bir yan, iyi ve asil bilinenlerde ise kötü ve tehlikeli yanlar bulunabildiğini ustaca önümüze koyar büyük usta.
Kadim insani paradoxu çözmede önemli ipuçları sunar bize…
Şimdi…
Hayata döndüğümüzde, yeşilçam algısı partimizi, cemaatimizi, örgütümüzü asıl oğlan veya asıl kız görme durumudur. Karşıdakiler ise asıl kötü, en kötü ve daima şeytanidir.
Yeşilçam algısına sahip insanın ya düşmanları ya da kahramanları vardır. Eğer Onun bu algısına ters düşerseniz, yani iyi bilinenin kötü, kötü bilenin iyi tarafını görme gibi bir adaletli duruş sergilerseniz, sizi anlamaktan uzaklaşacak, alışageldiği kalıpları yıktığınız için sizi yerin dibine batıracaktır..
Her asil insanın içinde pusuda bekleyen kötüyü hesaba katamayacaktır. Bu yüzden hayalkırıklığı ve şaşkınlık içinde insana, geleceğe ve hayata inancı sarsılacaktır.
İşte böyle..
