Felsefi Danışmanlığa Giriş
Felsefeyi danışmanlıkta kullanmak yeni değildir, fakat danışmanlığın özel pratiği içinde çalışan filozoflar yenidir. “Felsefi danışmanlık” terimi geniş bir etkinlik yelpazesini kapsar; bireysel, aile ve grup danışmanlığını, etik danışmanlığını ve ayrıca iş dünyası ile profesyonel örgütlere yönelik danışmanlığı içerir. Felsefi danışman (ya da bazen adlandırıldığı üzere uygulayıcı) genellikle felsefe alanında bir MA veya Ph.D. derecesine sahiptir. Bireysel, aile ve/veya grup danışmanlığı yapan felsefi danışmanlar tipik olarak, uygulayıcı bir filozofun rehberliği altında felsefi danışman olarak özel bir eğitim alarak ya da daha önce danışmanlıkla ilişkili bir alanda edindikleri eğitimi filozof olarak akademik eğitimleriyle birleştirerek işe başlarlar. İş dünyası ve profesyonel örgütlerle çalışanlar ise genellikle büyük ölçüde akademik yeterliliklerine ve kariyerleri boyunca edinmiş olabilecekleri diğer bilgi ve becerilere dayanırlar.
Genel anlamıyla felsefi danışmanlık, felsefi bilginin, kavramsal çözümlemenin ve mantıksal becerilerin, bireylerin gündelik yaşamda karşılaştıkları belirli ikilemlere, çıkmazlara ve diğer kaygılara uygulanmasıdır. Bireyler açısından bu kaygılar, ahlaki problemlerden kişisel eğitime; kriz zamanlarında (ya da başka zamanlarda) anlam arayışından problem çözmeye ve karar vermeye; kariyerle ilgili güçlüklerden aile problemlerine ve kişilerarası ilişkilere; evlilik problemlerinden yaşam-sonu kararlarına kadar uzanabilir.
Felsefi danışman, danışanın dile getirdiği kaygıların altında yatan varsayımların, kavramların, teorilerin ve inançların felsefi bir incelemesini yürüterek bu meseleleri ele alır. Felsefi danışman için bir başka önemli kaygı alanı da danışanın akıl yürütmesidir. Çünkü, gerekçelendirilmemiş varsayımlara ve benzeri şeylere sahip olmanın yanı sıra, danışanın kaygı duyduğu sonuçlara ulaşırken safsatalı akıl yürütmeler kullanmış olması da mümkündür. Bu yaklaşımı benimseyerek ve kişinin felsefi bilgi ve becerilerini kullanarak, felsefi danışman bireye, danışanın dünya görüşünün ve onun içindeki yerinin temelini oluşturan temel felsefi fikirleri keşfetmesinde yardımcı olabilir.
Bireysel danışanlar felsefi danışmanlara yaklaşabilir ve konuşmaya duygularından söz ederek başlayabilirler. Kendilerini güvensiz ve/veya çaresiz hissettiklerinden şikâyet edebilirler; genel bir keyifsizlik ya da depresyon ya da anlamsızlık hissinden yakınabilirler. Felsefi danışman, danışanların bu davranış ve duygularının kavramsal temellerini —inançları, değerleri, varsayımları ve/veya safsatalı düşünmeleri gibi şeyler bakımından— keşfetmelerine yardımcı olarak, danışanlarının duygularıyla başa çıkmanın ve kendilerini daha iyi ifade etmenin yeni yollarını bulmalarına yardım edebilir. Modern felsefi uygulayıcı, kendisini başkalarının felsefi fikirlerini doğurtmaya yardımcı olan bir tür ebe olarak gören Sokrates gibi, danışanların en temel inançlarının neye dayandığını keşfetmelerine yardımcı olabilir.
Yukarıda belirtilen problem türlerine ek olarak, bazı felsefi danışmanlar tıptan iş dünyasına, mühendislikten gayrimenkule ve hukuktan siyasete kadar geniş bir disiplin yelpazesini kapsayan ahlaki kararlarla ilgilenmek üzere özel olarak eğitilmiştir. Örneğin tıp alanında felsefi danışman, doğum öncesi teşhisin kullanımı ve ağır derecede engelli yeni doğanların tedavisiyle ilgili ahlaki kararların verilmesinde; tıbbi tedavinin sonlandırılmasına ilişkin sorulardan, ileri direktiflerin kullanımına ve aile üyeleri için deneysel tıbbi tedavilere kadar uzanan meselelerde bireylere ya da ailelere yardımcı olabilir. Felsefi danışmanlar ayrıca sıradan bireylere, davranışlarının kendi disiplinleri için kabul edilebilir etik uygulamayla uyumlu olup olmadığına karar vermelerinde de yardımcı olabilirler.
Burada, felsefi danışmanlığın hem kamuoyunun hem de akademinin dikkatine gelmesine yardımcı olan bazı yakın dönem gelişmeleri ana hatlarıyla ortaya koymaya geçmeden önce bir uyarı notu gereklidir. Felsefi danışmanlığın neredeyse tüm durumlarda kullanılabileceği düşünülmesin diye, okuyucuya Mark Twain’in söylediği rivayet edilen şu sözü hatırlatırım: “Eğer sahip olduğunuz tek araç bir çekiçse, pek çok şey size çivi gibi görünecektir.” Yani, bütün danışan problemlerini bir filozofun araçlarına elverişliymiş gibi görmeye çalışırken dikkatli olunmalıdır.
Felsefi danışmanlık konferanslarına ek olarak, bir dizi akademik ve profesyonel dernek de bulunmaktadır. Kanada’da Apeiron Society for the Practice of Philosophy (ASPP) vardır; Britanya ve İsrail’de ise sırasıyla British Society of Consultant Philosophers (BSCP) ve Israel Society for Philosophical Practice and Counseling (ISPPI) bulunmaktadır. Almanya ve Hollanda’da ise sırasıyla Society for Philosophical Practice and Counseling ve Society for Philosophical Practice (VFP) vardır. Son olarak ABD’de American Society for Philosophy, Counseling and Psychotherapy (ASPCP) 1992’de kurulmuştur. ASPCP, yıllık toplantılarını APA’nın üç bölgesel toplantısıyla birlikte yürütmenin yanı sıra, yakın zamanda nitelikli uygulayıcıları sertifikalandırmak üzere bir program başlatmıştır.
*25 Temmuz 1997 tarihlerinde New York Şehir Üniversitesi Lisansüstü Merkezi’nde düzenlenen Üçüncü Yıllık Felsefe Uygulaması Konferansı giriş metni
KENNETH F. T. CUST
