İnsanın yeni zindanı: ChatGPT
Haberde imza, marka tescili gibidir. İmzasız haberin merdiven altında imal edilen peynirden, zeytinyağından farkı yoktur.
Ara Güler, dünyaca ünlü bir foto muhabiriydi mesela.
Onun imzasını taşıyan fotoğraflar, bir fikre ve duyguya yaslanırdı.
…
İnternetten bir düğün haberi okudum…
Haberde imza yoktu.
Metnin dili o kadar sıra dışıydı ki, gülmekten kendimi alamadım. Hayır hayır, gülmemin nedeni metnin bir türlü meramını anlatamamasından falan değil. Bilakis habere, düğün haberine getirdiği eğlenceli yeniliklerdendi.
Siteyi yöneten yılların habercisi dostumu arayarak haberi kimin yazdığını sordum.
Aldığım cevabı doğrusu hiç beklemiyordum.
Yapay zeka uygulaması ChatGPT’ye yazdırmış!
…
Uygulamanın yayıncılık sektöründe aktif bir şekilde kullanıldığını biliyorum.
Hatta ChatGPT’ye yazdırılan köşe yazılarından birkaçını farkedip “bunu sen mi yazdın” diye sorduğumda aldığım “evet” cevabı, ona olan saygımı belki bir tık artırmıştı…
Yazara olan ilgimse hiç kalmamıştı.
…
Şimdi bu yeni sistemler, gerçeğin kalmadığı bir dünyada iş görüyor ve değer buluyor. Bundan kaçmak ve kaçınmak da mümkün görünmüyor.
Bugün olacakları yıllar önce ABD’de 1978’den 1995’e kadar akademisyenler, iş insanları ve sivillere yönelik düzenlediği toplam 16 bombalı saldırı nedeniyle 3 kişinin ölümüne ve 23 kişinin de yaralanmasına neden olan “Unabomber” lakaplı Ted Kaczynski, yıllar önce söylemişti.
Yakalandıktan sonra da kendisine akıl hastanesini gösterenlere inat fikirlerini ve eylemlerini sahiplenerek hapisaneyi tercih etmişti.
Diyordu ki Kaczynsky:
Doğa adına bir takım hayali ütopyalar veya yeni toplumsal düzenler ortaya atmanın gereği yok. Doğa kendi başının çaresine bakar: O, tüm insan toplumlarından çok daha önce ortaya çıkan bir kendi liğinden oluşumdu; ve sayılamayacak kadar çok yüzyıl boyunca, çok farklı türden insan toplumu aşırı bir zarar vermeksizin doğayla bir arada yaşadı. Ancak sanayi devriminden sonra, insan toplumunun doğa üzerindeki etkisi yıkıcı olmaya başladı. Doğa üzerindeki baskıyı kaldırmak için, özel bir toplumsal sistem biçimi yaratmak gerekmez, gereken tek şey endüstriyel toplumdan kurtulmaktır.
…
Muharririn matbuatından, matbuatın muharririne evrilen “basın” sektörü hem muharrirsiz hem de matbuatsız günlere geldi. Köşe yazılarını, haberleri yazıp onlara uygun fotoğraf ve videoları üreten dijital sistemlere teslim olmuş insanlık da aklını pazara çıkarsa satamaz durumda.
Daha önce zanaat yerlerini teknolojik keşiflerle bırakan insanlık şimdi de sanat atölyelerinden çekiliyor. Bu çekilmenin sonu -fikirsiz ve eylemsiz- muhakkak akıl hastanesidir.
