Katolik Modernizmi: Yeni Papa İçin Belirleyici Kriter

0
st_pius_x_leo_xiv

Mateus Soares de Azevedo, Katolik modernizmi ile onun geleneksel ortodoksi (doğru inanç) anlayışları ve papalığın meşruiyeti arasındaki ilişki hakkında sorular gündeme getiriyor.

Kardinaller Koleji tarafından ne zaman yeni bir Katolik Kilisesi papası seçilse, onun kişisel olarak kutsal ve doktrinel açıdan ortodoks (doğru inanca sahip) iyi bir papa olacağına dair genel bir umut doğar. Yeni seçilen Kardinal Prevost (XIV. Leo) için alıcı ve gerçekten belirleyici mesele, Papa X. Pius’un “tüm sapkınlıkların sentezi” (Pascendi Genelgesi, 1907) olarak adlandırdığı ve René Guénon’un tüm gerçek hikmet ve maneviyatın düşmanı olarak gördüğü sözde “modernizm” karşısındaki tutumudur:

“Dini ruh ile modern zihniyet arasındaki herhangi bir taviz, birincisini zayıflatacak ve yalnızca ikincisine yarayacaktır; ikincisinin düşmanlığı ise bundan en ufak bir azalma görmeyecektir. Çünkü modernizmin hedefi, insandaki kendisine üstün bir gerçekliği yansıtan her şeyin tamamen yok edilmesidir.” 1

Fakat Katolik modernizmi nedir?

Bu, tam da Guénon ve Papa X. Pius’un, diğerlerinin yanı sıra, intihar niteliğinde bir yol olarak gördükleri şeyin gerçekleşme çabasıdır: Kilise’nin göreceli, bireyci, materyalist ve nihayetinde din karşıtı modernite zihniyetiyle “uzlaşması” veya “taviz vermesi”. Modernizm ayrıca dini doktrin ve uygulamanın her zaman modern bilimin ve felsefenin yeni keşiflerine dönüşmesi ve uyum sağlaması gerektiği fikriyle karakterize edilir.

Modernizm ideolojisi, Kilise’nin modern dünyaya yenilenmesini veya uyarlanmasını sağlamak amacıyla “güncellenmesini”: –aggiornamento- (modernizmin kilit terimi) teşvik etmek ve nihayetinde gerçekleştirmektir. Şüphesiz Kilise, iki binyılı aşkın karasal yolculuğunda her zaman uyarlamalar yapmıştır—bunu yapmamış olsaydı günümüze ulaşamazdı. Filistin’deki Mesih’in ve Havarilerin basit ve kutsal Kilisesi, katakomplardaki şehitler ve Çöl Babaları evresine uyarlandı; bu evre de dışsal olarak daha sonra Roma İmparatorluğu merkezindeki kuruluşuna; ardından Avrupa geneline yayılmasına, Orta Çağ’da entelektüelliğin ve sanatın çiçek açmasına, 15. ve 16. yüzyıllardaki deniz keşifleriyle “küreselleşmesine” ve daha sonra modern dünyanın gelişine vb. uyarlandı. 2

aggiornamento(tecdid, güncelleme) *. . . dinin hasta bir dünyaya teslim olmasının bir kılıfı haline geldi

Fakat gerçek mesele bu değildir; zira içsel dönüşümleri içermeyen dışsal uyarlamalar bir şeydir; egemen güçlere müsamaha göstermek için kişinin ne olduğunu terk etmesi veya ayarlaması bambaşka bir şeydir. Çünkü aggiornamento (güncelleşme) bizim görüşümüze göre tam da budur; dinin hasta bir dünyaya teslim olmasının bir kılıfı haline gelmiştir. Katoliklik içindeki modernist klik Kilise’yi ele geçirdiğinden beri, dinin “yenilendiğini” iddia etseler de, aslında vahyedilmiş ayinlerin demagojik biçimde değiştirilmesi ve doktrininin günümüzün politik doğrucu güçlerine sevimli kılınacak şekilde fırsatçı bir dönüşüme uğratılmasıyla içeriden yok edilmektedir.

Katoliklikteki modernist heterodoksinin (aykırı inancın) önde gelenlerinden biri Fransız Cizvit Teilhard de Chardin (1881-1955) idi; Hristiyan cilalı panteist evrimciliğiyle Teilhard, Mesih’in büyük bir “evrimsel sıçramayı” temsil ettiğini ve Tanrı’nın da “evrime” tabi olduğunu söyledi!

Teilhard’ın “entelektüel vasiyeti”, Christianity and Evolution (Hristiyanlık ve Evrim) adlı kitabından bir alıntıyla (s. 99) özetlenebilir:

“Eğer içsel bir devrim sonucunda Mesih’e olan inancımı, kişisel Tanrı’ya olan inancımı ve ruha olan inancımı art arda kaybetseydim, dünyaya yenilmez bir şekilde inanmaya devam edeceğime inanıyorum. Dünya, onun değeri, iyiliği, yanılmazlığı, nihai analizde inandığım ilk, son ve tek şeydir.”

Gariptir ki, Tanrı’nın yerine insanı ve dünyayı koyan bu avant la lettre (henüz adı konmadan önceki) “influencer”, son geleneksel papa olan XII. Pius (papalık dönemi 1939-1958) tarafından sahneden uzaklaştırılmışken; özellikle VI. Paulus ve XVI. Benedictus tarafından “yeni yenilenmiş Hristiyanlığın” bir meşalesi olarak öne çıkarıldı.

Kısacası, İkinci Vatikan Konsili’nden (1962-1965) hemen önceki papaların ciddi uyarılarına rağmen modernizm, aggiornamento sloganı altında resmi Kilise’ye sızdı ve onu ele geçirdi. Bu modernizmin ortodoks Katolik doktrini ile çelişkisi tamdır. Kilise, Mesih’in ağzından Tanrı’nın Melekûtu’nun “içinizde” olduğunu öğretirken (Luka 17:21), içerideki modernizm tam tersini, “dışarıda”, dünyada olduğunu söyler. Belirleyici nokta budur. Modernist yenilikçiler, Guénon ve Papa X. Pius tarafından açıkça ortaya konan gerçeği algılamadılar ya da algılamak istemediler. 3 Modern dünyanın efendilerinin din karşıtı zihniyetiyle—birçok illetine karşı tedaviyi reddeden hasta bir dünyayla—kurmaya çalıştıkları ve bir dereceye kadar kurdukları pakt; dini, sadece Katolikliği değil tüm dinleri, çıkmaz bir sokağa ve intihara sürüklemektedir.

Böylece, “doğru düşünmenin” veya ortodoksinin belirleyici kriteri, yeni papanın modernizm karşısındaki, onun hem doktrindeki hem de dini ayinlerdeki sonuçları karşısındaki tutumunu bilmeyi gerektirir. Gerisi sadece laf-ı güzaftır.

Şimdiye kadar hiç kimse bu belirleyici meydan okumayla yüzleşildiğine dair hiçbir işaret görmedi—ki bu durum, herhangi bir muğlaklığın ötesinde, yeni papanın doktrinel ortodoksisini ve ayinsel ortopraksisini (doğru uygulamasını) da kanıtlayacaktır. Kendimize sormamız gereken temel nokta budur, gerisi parfümdür (teferruattır).

Özetle ve William Stoddart’ın önceki papayla ilgili olarak zaten belirttiği gibi, 4 XIV. Leo bazı ahlaki konularda doğru görüşlere sahip ve mütevazı bir adama benziyor; kendisi için ne güzel. Ancak bu tür görüşlerin olayların kozmik akışı üzerinde hiçbir etkisi yoktur. XIV. Leo, önceki modernist ruhbanlarla aynı soydan gelmektedir. Bu konudaki tek belirleyici kriter, onun aggiornamento’yu ve onun tüm kötü işlerini reddedip reddetmeyeceğidir. “Yeni kilisenin Altın Buzağı’sı” ile—etrafında bir ruhlar kalabalığının akıl-altı bir tapınmayla şarkı söyleyip dans ettiği bir “putla”—yüzleşecek mi?

*aggiornamento, Bu kavram, genel dilde bir şeyi güncel duruma getirmeyi ifade ederken, tarihsel ve teolojik açıdan Papa XXIII. Ioannes tarafından Katolik Kilisesi’ni modern dünyaya adapte etmek için popülerleştirilen bir reform terimidir.

  1. Paris, Gallimard, 1994..
  2. Bu konu hakkında daha fazla bilgi için, Mark Perry’nin “Uprooting the Vineyard: The Fate of the Catholic Church After Vatican II” (World Wisdom, 2025) adlı eserine bakabilirsiniz; bu eser, konuya Perennialist ve dolayısıyla evrenselci bir bakış açısıyla açıklık getiriyor.

Mateus Soares de Azevedo

(d. 1959, Brezilya); Kadim Felsefe (Perennial Philosophy) ve karşılaştırmalı din alanında uzmanlaşmış bir yazar, editör ve gazetecidir. Kanada, ABD, Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz ve Brezilya’da yayımlanmış on bir kitap ve yüzün üzerinde makale ile deneme yazmıştır. İngilizce kitapları arasında Christianity and the Perennial Philosophy (2005); Men of a Single Book: Fundamentalism in Islam, Christianity, and Modern Thought (2011); ve Alchemy of Love: Sexuality and the Spiritual Life (2022) bulunmaktadır. Frithjof Schuon, Martin Lings ve William Stoddart gibi Gelenekselci (Perennialist) yazarların birçok kitabını Portekizceye çevirmiştir. Uzun yıllar Brezilya gazetelerinin uluslararası işler bölümünde gazeteci olarak çalışmıştır. Halen Mark Perry’nin Uprooting the Vineyard: the fate of the Catholic Church after Vatican II kitabının çevirisi ve William Stoddart’ın 1960’tan 2023’teki ölümüne kadar olan dönemi kapsayan mektuplarından oluşan bir cildin editörlüğü üzerinde çalışmaktadır.

Bir yanıt yazın