Maddeci Evrim Düşüncesi ve Etik Üzerine: Ontoloji, Teleoloji ve Normatif Kriz

0
darwinin-evrim-teorisi-160-yasinda-24112019-145205

Modern düşünce tarihinde evrim teorisi yalnızca biyolojik bir açıklama modeli olarak kalmamış, kısa sürede ontolojik, epistemolojik ve etik alanlara doğru genişleyen kapsamlı bir dünya görüşünün taşıyıcısı hâline gelmiştir. Özellikle 19. yüzyıl sonrasında Darwinci evrim anlayışı, kimi çevrelerde metafizik ve teolojik referanslardan arındırılmış bütüncül bir varlık tasavvurunun temeli olarak yorumlanmıştır. Bu bağlamda “evrim” yalnızca türlerin değişimini açıklayan bilimsel bir teori olmaktan çıkmış; insanın anlam dünyasını, değer sistemini ve ahlâkî yönelimini belirleyen bir paradigma olarak sunulmuştur.

Bülent Sönmez’in Maddeci Evrim Düşüncesi ve Etik adlı eseri, tam da bu genişlemiş yorum alanına müdahil olan bir çalışmadır. Kitap, evrim teorisinin biyolojik içeriğiyle doğrudan hesaplaşmaktan ziyade, onun maddeci-ontolojik yorumu ile etik arasındaki ilişkiyi problematize etmektedir. Dolayısıyla eser, Darwinizm karşıtı bir polemik metni değil; daha çok “maddeci evrim düşüncesi”nin meta-etik sonuçlarını sorgulayan bir felsefi incelemedir.

Problemin Tespiti: “Olan”dan “Olması Gereken”e

Kitabın temel sorusu açık biçimde şudur: Eğer varlık bütünüyle bilinçsiz, amaçsız ve tesadüfî maddi süreçlerden ibaretse, normatif etik nasıl temellendirilecektir? Başka bir ifadeyle, doğal seçilim ve hayatta kalma mücadelesi gibi kavramlar üzerinden şekillenen bir ontolojiden “iyi”, “değer”, “yükümlülük” gibi normatif kategoriler türetilebilir mi?

Bu soru, modern felsefede özellikle David Hume’un ortaya koyduğu “is-ought” (olan–olması gereken) ayrımını çağrıştırmaktadır. Sönmez, doğa yasaları ile etik yasaları arasındaki kategorik farkı vurgulayarak, doğal süreçlerin betimleyici niteliğinden normatif sonuçlar çıkarmanın problemli olduğunu ileri sürer. Kitabın ana hattı, tam da bu noktada şekillenir: Maddeci evrim ontolojisi, betimleyici olabilir; ancak normatif bir etik inşa edemez.

Evrim ile “Evrim Düşüncesi” Ayrımı

Eserin önemli metodolojik hamlelerinden biri, “evrim” ile “evrim düşüncesi” arasında yaptığı ayrımdır. Yazar, biyolojik evrimin bir olgu veya teori olarak varlığını tartışmak yerine, bu teorinin metafizik yorumu üzerinde durur. “Maddeci evrim düşüncesi” ifadesiyle kastedilen, evrenin ve insanın kökenini bütünüyle bilinçsiz maddenin içkin hareketlerine bağlayan ontolojik bir tutumdur.

Bu ayrım, eseri popüler anti-evrim literatüründen ayıran önemli bir özelliktir. Sönmez’in hedefi Darwin’in biyolojik açıklamalarını çürütmek değil; evrimi aşkın bir ilkeye başvurmadan, salt maddi süreçler üzerinden açıklayan dünya görüşünün etik sonuçlarını sorgulamaktır. Böylece tartışma, bilim–din karşıtlığı ekseninden çıkarak ontoloji ve meta-etik düzlemine taşınır.

Sabit ve Değişken Problemi: Ontolojik Zemin

Kitabın ilk bölümünde evrim düşüncesi, değişim ve oluş kavramları çerçevesinde ele alınır. Yazar, değişimi kabul etmenin zorunlu olarak sabitin inkârı anlamına gelmediğini savunur. Ona göre asıl mesele, değişimin var olup olmadığı değil; değişimin dayandığı ontolojik zeminin ne olduğudur.

Maddeci ontoloji, değişimi maddenin içkin hareketi olarak yorumlarken; klasik metafizik gelenek, değişimi sabit bir ilkeye (mutlak varlık, zorunlu varlık, ilâhî bilinç) dayandırır. Sönmez, sabit olmaksızın değişimin de anlamsızlaşacağını ileri sürer. Zira bir değişimden söz edebilmek için, değişen ile değişmeyen arasında bir ayrımın bulunması gerekir. Bu noktada eser, Aristotelesçi ve İslam metafiziği geleneğine yaslanan bir ontolojik çerçeve sunar.

Molla Sadrâ’nın cevherî hareket teorisine yapılan atıflar, varlığın hem değişim hem de sabitlik boyutunu birlikte düşünmeye imkân tanır. Buna göre eksik varlıklar kemâle doğru hareket eder; bu hareket, ontolojik bir teleoloji içerir. Oysa maddeci evrim anlayışında teleolojik bir yönelimin temellendirilmesi güçtür.

Tesadüf ve Teleoloji

Kitapta üzerinde durulan bir diğer önemli mesele “tesadüf” kavramıdır. Tesadüf, herhangi bir bilinçli neden veya amaç olmaksızın gerçekleşen olaylar bütünü olarak tanımlanır. Sönmez, karmaşık yapıların sürekli tesadüfî süreçlerle ortaya çıkmasının felsefi açıdan problemli olduğunu savunur.

Bu noktada Bergson’a yapılan göndermeler dikkat çekicidir. Bergson’un “yaratıcı tekâmül” anlayışı, evrimi bütünüyle mekanik ve tesadüfî süreçlere indirgemeye karşı bir eleştiri olarak sunulur. Yazar, teleolojiyi reddeden bir evrim yorumunun, etik gibi normatif alanları açıklamakta yetersiz kalacağını ileri sürer.

Burada dikkat çekici olan husus, Sönmez’in evrimi tümüyle reddetmemesi; ancak onu aşkın bir bilinç ve irade ile ilişkilendiren “yaratılışçı evrim” yorumuna kapı aralamasıdır. Böylece sorun, evrim–yaratılış karşıtlığı olmaktan çıkar; fail nedenin mahiyeti meselesine indirgenir.

Etik ve Doğa Yasaları Ayrımı

Eserin ikinci bölümü, doğrudan etik problematiğe ayrılmıştır. Burada temel tez şudur: Doğa yasaları betimleyicidir; etik yasalar normatiftir. Birincisi “olanı” ifade ederken, ikincisi “olması gerekeni” belirler. Eğer evren yalnızca fiziksel ve biyolojik süreçlerden ibaretse, normatif yükümlülüklerin ontolojik temeli belirsizleşir.

Maddeci evrim anlayışı, etik davranışları hayatta kalma stratejileri veya toplumsal uyum mekanizmaları olarak açıklayabilir. Ancak bu açıklama, “iyi”nin neden iyi olduğu sorusuna cevap vermez. Bir davranışın adaptif olması, onun ahlâkî olarak doğru olduğunu göstermez. Bu noktada kitap, evrimsel etiğin indirgemeci yorumlarına karşı eleştirel bir tavır alır.

Yazarın argümanı, şu şekilde özetlenebilir: Eğer değerler yalnızca biyolojik işlevlerin yan ürünüyse, onların bağlayıcılığı ve evrenselliği temellendirilemez. Etik, salt pragmatik bir araç hâline gelir. Oysa normatif etik, aşkın bir değer kaynağına ihtiyaç duyar.

Diyalektik Materyalizm Eleştirisi

Kitapta ayrıca diyalektik materyalizm de eleştiri konusu yapılır. Hegel ve Marx çizgisinde gelişen diyalektik düşünce, değişimi ve çelişkiyi varlığın temel yasası olarak görür. Sönmez’e göre bu yaklaşım, mutlak ve sabit bir ilkeyi reddederek değişimi kendi başına mutlaklaştırır.

Oysa değişimin kendisi de bir ilkeye dayanmak zorundadır. Aksi hâlde değişim kavramı anlamsızlaşır. Diyalektik materyalizmin fail neden ile maddi nedeni özdeşleştirme çabası, yazar tarafından başarısız bir girişim olarak değerlendirilir. Böylece eser, yalnızca Darwinci evrim yorumuna değil; genel olarak materyalist ontolojiye yönelmiş bir eleştiri sunar.

Maddeci Evrim Düşüncesi ve Etik, Türkçe literatürde evrim–etik ilişkisini doğrudan ontolojik zemin üzerinden ele alan nadir çalışmalardan biridir. Kitabın özgün katkısı, tartışmayı bilimsel verilerin doğruluğu meselesinden çıkararak meta-etik düzleme taşımasıdır.

Eser, klasik İslam metafiziği ile modern etik problemler arasında bir köprü kurma çabasındadır. Mutlak varlık, zorunlu varlık, illet-i fail gibi kavramlar üzerinden etik temellendirme arayışı, çalışmanın teorik derinliğini artırmaktadır.

Bununla birlikte, kitapta modern evrimsel etik literatürüyle daha sistematik bir hesaplaşma yapılabilirdi. Çağdaş naturalist moral realism, non-reductive naturalism veya biyolojik temelli erdem etiği yaklaşımlarına doğrudan referans verilmemesi, eleştirinin kapsamını daraltmaktadır. Ayrıca yer yer retorik tonun yükselmesi, akademik mesafeyi azaltabilmektedir.

Bununla birlikte bu hususlar, eserin temel tezini zayıflatmaz; yalnızca tartışma alanının genişletilebileceğini gösterir.

Sonuç

Maddeci Evrim Düşüncesi ve Etik, evrim teorisini bilimsel düzlemde çürütmeye çalışan bir metin değildir. Aksine, evrimin maddeci-ontolojik yorumunun etik sonuçlarını sorgulayan bir felsefi çalışmadır. Kitap, “olan” ile “olması gereken” arasındaki geçişin ontolojik temelini tartışmaya açmakta; teleoloji ve aşkın değer fikrini yeniden düşünmeye davet etmektedir.

Bu yönüyle eser, özellikle felsefe, ilahiyat ve sosyal bilimler alanında etik temellendirme problemiyle ilgilenen araştırmacılar için önemli bir tartışma zemini sunmaktadır. Modern dünyanın normatif krizine karşı metafizik bir derinlik öneren bu çalışma, Posttruth çağında değer ve hakikat meselesini yeniden gündeme taşıyan nitelikli bir katkı olarak değerlendirilebilir.

*Bülent Sönmez, Maddeci Evrim Düşüncesi ve Etik, Konya: Nüve Kültür Merkezi, 2020, 143 s.

Bir yanıt yazın