Medyanın Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkilerinin Boyutları

0
bipolar-bozukluk

A-Basılı Medya

Haber ve bilgi yayınlamak, insanlar arasında ilişki kurmak, değerleri aktarmak için yazılı dil ve ifadeden yararlanan medya grupları basılı medya olarak adlandırılmıştır. Basılı medyanın en büyük avantajı, istenildiği kadar saklanabilmesi ve okunabilmesi, onlara defalarca başvurulabilmesidir.11

 Kitap

Kitabın ortaya çıkışı, dünyanın karşılaştığı en büyük değişimdir.111 Günümüzde baskı endüstrisinin toplumda ne görkemli bir dönüşümün meydana gelmesine yolaçtığını ve ruh sağlığı bakımından hangi ölçüde faydalı olduğunu zorlukla teşhis edebiliyoruz. Çünkü televizyonun çekici renkleri ve kışkırtıcı görüntüleri veya bilgisayar sayfaları ile karşılaştırıldı ğında basılmış bir kitap can sıkıcı görünebilir. Bir eğitim alanında, ruh sağlığı ile irtibatlı birkaç hedefi temin için kitaptan somut biçimde yararla nılabilir. Kitap aracılığıyla insanlar, hayatta başarı için ihtiyaç duydukları birtakım bilgi, beceri, değer ve görüşleri öğrenmeye özenirler. Kitap, öğ renmek için zengin bir kaynak ve dini meselelerin ilkeleri konusunda en önemli başvuru mercimizdir. Kitap, oyalanmak için araç, kültürel eser leri korumanın hazinesi, önleyici tedbirler ve tedavi tekniklerini, düşünce tarzlarını tanımak için kılavuz olarak da ruh sağlığı üzerinde etkili ola bilir. Kitap, bazı karmaşık ve kapalı fikirlerin toplumda sükunet içinde kabul edilmesini sağlar. Ama aynı zamanda kitap, dikkat çekici çeşitlili ğiyle bir kitle iletişim aracıdır. Dini bilgiler ve hükümlerden en müptezel mevzulara ve fotoğraf lara kadar herşey kitap biçiminde yayınlanır ve sunduğu içerik hesaba katılırsa, muhatapların ruh sağlığına zarar da verebilir. Rivayetlerde “sap tıran kitaplar”ın yasak olması işte bu mesele yüzündendir. Rivayetlerden çıkan sonuç şudur ki, insanı saptİran veya ahlaken yozlaştİran (dalal) ki tapları okumak ve araştırmak, bireylerin manevi selametini ve ruh sağ lığını bozduğundan haramdır.112 saptİran kitaplar; bâtıl fikir ve itikatlar, müstehcen mevzular, müptezel fotoğraflar ve benzeri şeyler içeren kitap lara verilen isimdir.113 Allah Teala Kur’anı Kerim’de genel bir kural ola rak, bireyleri saptİran ve delalete sürükleyen etkenleri haram kılmıştır.114

Gazete

Geçmişte dili kullanarak insanlar kendi toplumlarında veya başka toplumlarda, hatta uzak ülkelerde yaşanan olaylar hakkında tahminde bulunmaya ve görüş belirtmeye eğilimliydi. Bin yıl boyunca haber ve olaylardan haberdar olabilmenin tek yolu, seyyah ve yolcular aracılığıyla maceraların derlenmesi ve ağızdan ağıza nakledilmesiydi.115

Günümüzde aşağı yukarı bütün kültürlerde gazete ve dergiler ha yatın zorunlu gereği kabul edilmektedir ve matbuatın kamuoyunu şekil lendirme, insanlara yol gösterme ve yönlendirme, enformasyon verme, toplumun bilgi düzeyini yükseltme, boş vakitleri değerlendirme ve başka olumlu olumsuz onlarca işlevi yerine getirmede toplumda büyük bir rol üstlendiğine tereddüt yoktur.116

Gazetelerin ruhsal sağlığı etkilemesi

Haber, rapor, röportaj, özellikle de günün sözü formunda analiz ve yorum, siyasi yorum, başmakale gibi öğeler haber, siyaset ve toplum içe rikli bir gazetenin bölümlerini oluşturmaktadır. Haberler, inanç ve fikirleri değiştirmek, eski varsayımları temizlemek ve halkı kimi mal ve hizmetleri tüketmeye zorlamak için tasarlanır. Gazetedeki bir haberin asıl hedefinin derin bir duyarlılık yaratmak ve özel bir durumu daha gerçekçi kavra masında insanlara yardım etmek olduğu söylenmelidir. Ama sonuç itiba riyle bu süreç de kişilerin bireysel ve toplumsal davranış, düşünce, hayat tarzı ve karar alma biçimini etkilemektedir.117

Günün her dakikası dünyanın her köşesinde sayısız olaylar mey dana gelmektedir. Gazeteler ve medya grupları bu olaylar arasından bir kısmını seçer ve haber olarak sunar. Burada sözkonusu edilecek soru, haber seçiminde etkenlerin neler olduğudur. Neden bazı olaylar gazete lerde daha önemli, daha değerli veya daha vurgulu biçimde gündeme ge tirilir? Gazeteler, siyasi ve ekonomik amaçlar ve hedeflerin ya da grubun özel çıkarlarının etkisi altında haber seçimine ve onları gündeme getirme yoluna gider. Her özel haberin mesajı, çok fazla, hatta muhtemelen sayı sız tesirler altındadır. Fisk’in (1996) inancına göre gazeteler, onun “top lumda varolan duyarlılığın yapısı” dediği şeyi etkileyebilir.

Gazetelerde siyaset, sanat, spor haberleri ve çeşitli zevkler için fo toğraf kabilinden konular okuyucuların ilgisini daha fazla çekmekte ve özel bir cazibe oluşturmaktadır. Gazeteler, sahip oldukları özellikler ne deniyle okuyucusuyla daha derin bağlar kurabilir ve etkisi de daha ka lıcı ve daha kapsamlı olabilir.

Haberler bazen hikaye biçiminde anlatılır ve haberci olayları tıpkı bir öykünün ravisi gibi ele alır. Muhatabı olayın içine yönlendirebilmek için haberin ilk katmanlarını ayırır.118 Başta gazeteler olmak üzere, ruhsal hij yeni etkileyen haber organlarının en önemli yönleri şunlardır:

1-Söylenti yayma: Gazetelerin içeriğinin bir bölümünü söylenti yayma oluşturmaktadır. Matbuat söylenti yayarak ve onu körükleyerek toplumda korku ve kaygıya sebep olabilir ve ruh sağlığını 119

2-Öne çıkarma: Araştırmalar, gazetelerin bir çevreyi nasıl şekillen direbildiğini, o olay ve meselelerde önemli göstererek tanımlayabildikle rini ortaya koymuştur. Bir olay, haberin ana fikri haline getirilerek değeri yükseltilebilir. Bu süreç kaçınılmaz biçimde toplumun ruh sağlığını et kileyecektir.

Gazetelerin birinci sayfası, gazetenin içeriğini göstermek ve olayları öne çıkarmak için özel bir öneme sahiptir. Aslında birinci sayfa büyük ölçüde muhatabın zihinsel önceliklerini biçimlendirir ve gazetenin her gün çeşitli olaylar ve mevzular için kabul ettiği önem ve itibarı gösterir.120 Her ne kadar gazete okuyucuları sadece birinci sayfada öne çıkan haber lerin etkisi altında olaylara ve meselelere bakmazlarsa da ve başka etken ler de algı tarzlarını şekillendirmede etkiliyse de birinci sayfadaki başlık ların bu alanda temel ve belirleyici rol oynadığı inkar edilemez.121

Gazete okuyucuları üzerine yapılmış sayısız araştırma, okuyucunun “anlık ve gelecek ihtiyaçlar”ını temin etmek ve kendi çevresinden haber almak amacıyla gazetenin bütün konularını okumadığını, bilakis çeşitli başlıklara bakarak, ona cazip gelen, işi ve hayatıyla ilgili olan konuları seçtiğini ve daha sonra okuduğunu göstermektedir.122 Bu nedenle gaze telerin birinci sayfa başlıkları ruh sağlığı  üzerinde çok etkili olabilir.

1970’lerin başlarında medyada “öne çıkarma” veya “öncelik verme” adı altında show ve mccombs tarafından gündeme getirilen görüş, ga zetelerin çeşitli olayları büyütmesi ve öne çıkarmasının kendi görüşlerini muhataplara empoze etme çabası olduğuna işaret etti. Bu araştırmacılara göre mevzuların gazetelerde büyütülmesi ve öne çıkarılması, muhatap ların da o konuları öncelikli ve önemli sanmasına yolaçmaktadır. Der ler ki, gazeteler bunu yaparak muhataplarda kabul edilebilir bir davranış değişikliği meydana getiremeseler bile en azından muhataplarda dikkat çekici bilişsel değişiklere yolaçacaklardır.123

3-Haberde taraf tutma: Bireylerin haberlerle ilgili temayül ve duyarlı lıkları, sıradan bir haberi yayınlarken dahi ihlal yapacak veya o haberi ek sik biçimde halkın bilgisine ulaştıracak, dolayısıyla kamuoyunu yanıltacak boyuttadır. Haberde taraf tutma çeşitli şekillerde ortaya çıkmaktadır:

a-Haber metninde taraf tutma: Haberin dili olayın kendisinden fazla ona anlam kattığından, haber metninde kullanılan lafız ve kelime ler kamuoyunda olağanüstü etkiye öyle ki sözlerin çoğu kendi yerine ve net olarak kullanılmamakta, muhataplarda değişik anlamalara sebep olmaktadır.

b-Haberin anlamında taraf tutma: Bazı haberlerde ilk bakışta lafız ve ifadede hiçbir şekilde taraf tutma görünmüyor olabilir, ama haberin metni muhatabın zihninde bir şekilde taraf tutma oluşturabilir.

4-Sorun yaratacak vakaların büyütülmesi: Haber gruplarının işle vinde öne çıkarma yaklaşımının bir türü, gazetelerin, kaygı duyduğumuz olayları büyütmede önemli rol oynadıklarına inanmaktadır. Bu konuda gazeteler, kamuoyunda endişeye sebep olan “sorun yaratacak gerçekli ğin varlığı” hakkındauyarıda bulunmaktadırlar. 1970’li yıllarda cohen ve jung (1973) gibi sosyologlar “ahlaki korku” kavramını toplum teori lerine dahil etti. Bu kavram, gazeteler tarafından bir fenomen hakkında kamuoyunda yaratılan kaygının, bu fenomenin vuku bulmasının akılla izahından çok daha fazlası olduğu bir duruma işaret sonraki yıllarda gıda maddelerinden korku ve hastalıktan çekinme hususunda bir dizi konu, sorun yaratacak toplumsal gerçekliğin büyütülmesine ilişkin örnekler olarak ortaya konmuştur. Somut olarak böyle durumlarda, is tatistik bakımından ve benzer diğer olaylarla karşılaştırıldığında çok kü çük ve sayıca az olan olaylar, gazeteler tarafından kamuoyunun sağlığı için ana tehdit gibi tanımlanabilmektedir.

Bu propaganda tekniği gazetelerde çokça kullanılmaktadır. Bunda hedef genellikle halkı, ciddi tehlikeyle yüzyüze olduğuna ve onu önle mek için gayret sarfetmeleri gerektiğine ikna etmektir. Yahut devlet ve bağlı mekanizmaların bu konulara ve ortaya çıkan sorunu gidermeye  az ilgi gösterdiği, onunla ilgili gerekli duyarlılığı taşımadığı düşüncesini üretmektir.

5-Gerilim ve çatışmaları körüklemek: Gazeteler bazı zamanlar si yasi, kültürel ve partisel gerilim ve çatışmaları körükleyerek, bazı kimseleri aşağılayıp yakışık almayan sözler sarfederek toplumun ruh sağlığında bozulma üretebilmekte ve kargaşaya sebep olabilmektedir.124

SÖZLÜ VE İŞİTSEL MEDYA

Sözlü ve işitsel medya, en önemli iletişim öğesi ses, ifade ve söz olan kitle iletişim araçları grubudur.

Radyo

Radyonun iletişim alanına girişi yirminci yüzyılın başıdır ve toplum sal etkisi oldukça çarpıcı ve önemli olmuştur. Bu medya organı ruhsal hij yeni kapsamlı biçimde etkileyebilir.125 radyonun etkisi konusundaki ünlü öykü 30 ekim 1938’de yaşandı. O gün orson Welles ve cbs radyo tiyat rosu ekibi mars’tan gelen saldırıyı canlandırdılar. Gece tamamlanmamıştı ki binlerce dinleyici korku içinde titriyordu. Polis merkezlerine ve devlet kurumlarına binlerce telefon yağdı. Halk, dostlarını haberdar ediyordu. Birçoğu da yanlarına az sayıda şahsi eşyalarını alıp ailesiyle birlikte oto mobillerine atlamış, hızla marslı saldırısının gerçekleşeceği Amerika’nın doğu sahilinden uzaklaşmaya çalışıyordu.126

Bazı yazarlara göre kitle iletişim aracı olarak radyonun ruh sağlığı üzerindeki rolü, kullanılmasındaki hedefin haber ve bilgi yayınlamak, eğ lence üretmek, reklam ve muhatapların eğitim ihtiyaçlarına cevap vermek olduğu hesaba katıldığında araştırmayı ve dikkate almayı haketmektedir.127 Bu nedenle radyodan, programlarıyla muhatapları yeni fikir, alışkanlık ve ilişki sahibi yapması beklenmektedir.

 

GÖRÜNTÜLÜ MEDYA

Televizyon

Televizyon tartışmalar, çatışmalar ve zıt inançlar arasında doğdu ve şu ana kadar da aynı şartlarda kalmaya devam etmektedir. Kimileri televizyonun, birey ve toplumların normal gelişimi ve ilerlemesi yönünde kullanılabilecek en önemli kitle iletişim aracı olduğu iddiasındadır. Baş kaları ise onu, topluma ciddi zararlar veren uygunsuz bir iletişim aracı saymaktadır. Şimdiye kadar televizyon ve toplumsal etkileri konusunda çok sayıda araştırma gerçekleşmiştir. Burada televizyonun ruh sağlığına etkileriyle ilgili araştırmalardan bazılarını özet olarak zikredeceğiz.

Televizyonun ruh sağlığı üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri

Televizyon, en güçlü ve en etkili medya organı olarak bireysel ve toplumsal davranış, inanç, duygu ve ilişkilerimizi biçimlendirmede esaslı rolü oynamaktadır.128

Televizyon ve sosyalleşme

Televizyon, olumlu yönde çocuklar için, hatta yetişkinler için bile sosyalleşmenin önemli etkenlerine benzer bir işlev görebilir.129 sosyalleşme, insanların onun aracılığıyla kültürünün temel öğelerini öğrendiği ve bu sayede de ilişkili olması gereken toplumu, içinde ona yaraşır bi çimde hareket etmeyi ve böyle bir işlev için kılavuzluk edecek kural ve normları tanıyacağı sürece işarettir.130

Televizyon bu alanda önemli bir paya sahip olabilir. Her ne kadar ebeveyn, yetişkinler, okullar ve dini kurumlar çoğu  davranış  ve  normları dikkat çekici biçimde etkiliyorsa da bir teknoloji toplumunda  değişim hızı ebeveynin başedemeyebileceği kadar yüksek çok sayıda durum yaşanmaktadır. Dünyada bu boyutlara uygun normlar, toplumsal düzen bağlamında çoğunlukla televizyon ve diğer medya organlarından intikal etmektedir. İnsanlar toplumsal ilişkiler konusunda televizyondan  birtakım bilgiler edinirler. Mesela başkalarının düğün merasiminde, ilk karşılaşma ve diğer durumlarda nasıl hareket ettiğini öğrenirler. Çocuklar; kadınlar, erkekler, azınlıklar, yaşlılar ve diğer birçok kesimler  ve kendi leri hakkındaki toplumsal formları televizyondan öğrenirler.131

Televizyon ve toplumun beğendiği davranışların eğitimi

Bazı televizyon programları bilinçli biçimde toplumun beğendiği bir içerik sunarlar. Friedrich Vestein, toplumun beğenisini kazanan içerikte bu tür programları izlemenin sonuçlarını “Bay Rogers’ın mahallesi” başlığı altında çocuklar üzerinde incelemişlerdir. Araştırmacılar, onbeş daki kalık bir gösterimde, hepsi de ruh sağlığının bileşenleri olan işbirliği, katılım, dertdaşlık, sevgi, dostluk, saldırganlığı dizginleme, hayal kırıklığına tahammül ve akrabalığın gereği gibi kavramları içeren olaylar dizisi gös terdi. Toplumun beğenisini kazanmış davranışların televizyonda izlenme sinin olumlu davranışların artışıyla ilişkili olduğunu gözlemlediler.132

Televizyon izlemekten kaynaklanan huzur ve rahatlık

1960’ların başlarında Wilbur schramum ve diğerleri televizyonun üç temel kullanımını açıkladılar. Birinci madde, eğlence neticesinde or taya çıkan olumlu hazza işaret etmektedir. Televizyon, bireyin hayatın güçlükleri ve sıkıntılarından kurtulacağı bir hayal dünyası üretir. Schra mum, bireylerin, ilgi duydukları programları izlerken mutlu bir simayla oturduklarını gözlemledi. Televizyonun ikinci kullanımı, enformasyon kullanımıdır. Mesela nasıl giyinileceği, davranılacağı vb.gibi. Üçüncüsü, sosyal faydayı televizyonun olumlu rollerinden biri olarak tanıtmıştır. Başkalarıyla birlikte televizyon izlemenin, aile bireylerinin birlikte oturması için fırsat yarattığı ve pek çok sohbet konusu bulabildikleri sonu cuna varmıştır.133

Televizyon çeşitli eğlence şekilleri sunar. Gösterimler, bilim kurgu öyküleri, romantik diziler, yarışma ve eğlence içeren değişik gösteriler sayesinde herkes televizyonu heyecan ve eğlence, ruhsal hali iyileştirme kaynağı olarak kullanabilir.

Televizyon ve şiddet

Şiddet, televizyonun yaygınlaşmasından sonra ortaya çıkmış mesele lerin başında gelmektedir ve hala en çok araştırma çabası, televizyondaki şiddeti incelemeye yöneliktir. Comstock ve diğerleri (1978), televizyondaki şiddetle ilgili araştırmaların hacminin, sorun yaratan diğer alanlardaki araştırmaların dört katı olduğunu tahmin etmektedir.

Araştırmacılar, televizyon izleyen çocukları televizyon izlemeyen çocuklarla karşılaştırdıklarında, televizyon izleyen çocukların yaşıtlarından daha fazla şiddet davranışları sergilediği sonucuna varmıştır. Araştırmacılar bundan, televizyonun çocuklarda şiddetin artmasına sebep olduğu sonucunu çıkarmıştır. Televizyondan duyulan kaygının yükseldiği süreçte ulusal ruh sağlığı enstitüsü134 televizyonla ilgili araştırmaları uygulamayla yükümlü kurum haline geldi. Bu kurum, bir araştırma projesini planlayıp uygulamak ve sonunda da nihai rapor hazırlamak üzere kitle iletişim araçlarının seçkin araştırmacılarından bir komite oluşturdu. Kurum, komite için iki temel hedef belirledi: Birincisi, o güne kadar televizyonun etkileri konusunda elde edilen tüm verileri inceleyecek ve değerlendireceklerdi. İkincisi, bu hususta yeni bir araştırmayı başlatacaklardı. Nihayet 1971’de, önceki yüzlerce incelemeye ilaveten yaklaşık altmış araştırma beş tam cilt ve bir özet cilt halinde basıldı.

Bu projede pek çok konu incelendi. Bunların arasında enformasyon yayınlamanın etkileri, televizyon programlarını izleme sonucunda izleyicilerde gözlenen eylemler, televizyondan öğrenilen malumat da vardı. Bu araştırmanın odaklandığı nokta, televizyonda şiddet ve onun çocuk lar üzerindeki etkisiydi. Sonuçlar gösterdi ki, televizyon programları yo luyla şiddetin izlenmesi, çocuklarda şiddetin artmasına ve saldırgan psikolojiye neden olmaktadır.

Komitenin, araştırmaların bulgularından çıkardığı netice tartışmalara yolaçtı. Kamuoyu, her türlü grupsal ve sınıfsal kayıtlardan, kısıtlamalar dan ve araştırmacılardaki bilginin niteliğinden bağımsız olarak, televizyonun çocuklar tarafından sergilenen şiddetin sebebi olduğu meselesine odaklandı. Televizyon endüstrisi, mevcut sıkışma ve güçlükleri gözö nünde bulundurarak, araştırma üzerine ve çıkarılan sonucun deneysel liğini hedef alarak bu tür araştırmaların pek o kadar önemli olmadığını açıkladı. Kitle ileşitim araçlarını eleştiren kimileri çıkarılan sonuca iti raz etti. Bazıları da çalışmalarının sonucunun doğru yorumlanmadığına itiraz ediyordu. Bu projenin nihai yetkilisi steinfeld’ın bu konuda açıkla dığı görüş hayli aydınlatıcıydı. Şöyle dedi: “Bu çalışmalar ve başka onlar cası, televizyon programlarının içeriğindeki şiddet ile antisosyal davranış lar arasındaki ilişkiyi ikna edici biçimde kanıtlamakta ve acil bir çözüm bulmanın peşine düşmek gerektiğini göstermektedir.” Bu anlayışın etkisi altında, televizyon programlarındaki şiddetin ruh sağlığı için de geçerli olabileceği sonucuna vardılar.

Bu araştırmaların belki de en önemli ve en ilginç noktası, bir önceki on yılda schramum ve diğerlerinin bulguları ile sonraki araştırmaların bul guları arasında açık zıtlıkların bulunmasıydı. İlk araştırmalar, televizyonun çocuklara yönelik hiçbir tehlike arzetmediği sonucuna varmışlardı.135 sonraki çalışmalar ise televizyonun, çocukların ve ergenlerin ruh sağlığı için tehlikeli olabileceği neticesini çıkardı.

1980’e kadar televizyonun etkileri konusunda yapılmış araştırmala rın sayısı artış kaydetti. Nihayet tüm çalışmalar, hiç tereddütsüz, televiz yon programlarında şiddetin gösterilmesi ile saldırganlık ve şiddete eğilim arasında ilişki olduğu ve bu tür programların izleyicileri arasında uyumsuzluk yaşandığı sonucunu çıkardı. Televizyon birkaç şekilde çocuklarda saldırganlığa sebep olabilir. Tabii ki bazı çocuklar doğrudan taklit etmektedir. Yani televizyonda her gördüklerini tekrarlamaktadırlar. İkincisi, televizyondaki şiddet saldırganlığın dizginlerini boşaltmaktadır. Normalde insanlar saldırganlıklarını zaptederler ama saldırganlığı gördüklerinde kendilerini kaybedebilirler. Üçüncüsü, televizyondaki şiddet anti sosyal görüşlerin üremesine zemin oluşturabilir ve çocukları, sorunları halletmek için şiddeti bir yol olarak kullanmaya teşvik edebilir.136 son dönemde yapılan bazı araştırmalar, şiddet içeren programları izlemenin, saldırgan davranış ihtimalini arttırmaya ilaveten toplumun beğendiği ve olumlu davranış ihtimalini de azalttığını ortaya koymaktadır.137

Eron ve Hausman, yaptıkları araştırmalarda televizyondaki şidde tin uzun vadeli etkilerini incelemişlerdir. Örneklem olarak sekiz yaşında dörtyüz kişilik çocuk grubunu seçmiş ve sekiz yaşında, ondokuz yaşında ve otuz yaşında saldırgan davranışlar ve şiddet içeren programlar izlemeyi ölçmüşlerdir. Sonuçlar göstermiştir ki, şiddet içeren televizyon programlarını tercih eden sekiz yaşındaki çocuklar diğerlerinden daha saldırgandır.138

Gein, bir deneyde şiddet sahneleri içeren bir filmi çocuklara izletti. Bunun ardından onların başkaları karşısında şiddet uygulamaya eğilimleri çerçevesindeki gözlemleri kaydetti. Sonuçlar, çok küçük çocukların bile televizyondaki şiddetle karşılaşma aracılığıyla saldırganlığın yeni yollarını öğrenebildiklerini ve bu programların karşısına geçmenin saldırgan davranışları arttırdığını gösteriyordu.139

Daha yeni bulgular da, televizyonun belki de en evrensel olan olum suz yönlerinden birinin, televizyondaki şiddetin, başta çocuklar ve ergenler olmak üzere insanların ruh sağlığı üzerindeki etkisi olduğunu göstermektedir.140

Ticari reklamlar ve ruh sağlığı
Televizyon, dergiler, gazeteler ve internet sayfalarında ticari reklam ların yayınlandığına bolca rastlanmaktadır. Reklam yayını, birçok ülkede kitle iletişim araçları sistemi için asli mali kaynaktır. Reklam verenler, mal ve hizmetlerine pazar bulabilmek ve onları tüketicilere sunabilmek için iletişim ortamından yararlanırlar.

Şu anda ticari reklamlar sosyal bir kurum sayılmakta ve aynı za manda da hayatın, sıradan insanların arasında yaygın olan standartlarını şekillendirmedeki derin etkisini ve büyük gücünü kullanmaktadır. Eğer meseleye bu geniş bakışaçısıyla yaklaşırsak reklamın endüstri top lumunda, kent hayatında ve toplumun ruh sağlığında çok önemli rol oynadığını anlarız.

Ticari reklamların içeriği

Bütün kitle iletişim araçları ticari reklamların yayınlanması için taşıyıcıdır. Gazeteler ve dergiler, televizyon kanalları, radyo istasyonları ve bir şekilde kamuoyuna ulaşabilen diğer medya organlarının reklam yayınlamak için özel bölümleri vardır. Ticari reklamların işlevini yerine getirebilmesi için algılanabilmesi lazımdır. Ancak böylelikle ürününü satın aldırmak üzere muhataplarını ikna edebilir.

Carey141 şöyle der: “reklam, tüketicileri teşvik ve ikna anlamına ge lir. Bu nedenle de bir toplumsal kontrol aracı olarak hareket eder.”

Potter142 da reklamın hedefinin birinci aşamada gizli arzuları kışkırt mak ve öncelikli kişisel istekler listesinde yer almayan ihtiyaçları tahrik etmek olduğuna değinir. İster doğal, ister yapay olsun ihtiyaçların gide rilmesi için çaba gösterilmesi veya bireylerde mala sahip olmak için rekabet duygusu, gıpta ve hasedin güçlendirilmesi ve onları satın almaya özendirme reklamların temel hedeflerindendir.

Eğer yukarıdaki mesele doğruysa ticari reklamların ruh sağlığına et kisi yerinde olacaktır. Reklamlar toplumun tüketim modelini değiştirir ve tüketim kültürünü körükler. Bunun sonucu da tasarruf imkanının kaybedilmesi ve geleceği düşünmeye kayıtsız kalınmasıdır. Yine ticari reklamlar, maddiyatı ve kıskançlığı körükleyerek ailelerde ruh sağlığı i olumsuz yönde etkilemektedir. Ticari reklamlar çocuklar için özellikle de televizyonda birtakım kaygıları beraberinde getirmektedir ve bu se beple bu alanda kimi araştırmalara konu olmuştur. Çocuklar ortalama olarak yılda 20 binden fazla reklam izlemektedir. Bulgular, reklamların, çocuklara hitap eden tüketim malları hakkında en önemli bilgi kaynak larından biri olduğunu ortaya koymuştur.143 Bu incelemeler, televizyon reklamlarını izleme ile reklamı yapılan ürünlerle ilgili görüşler arasındaki olumlu ilişki, ürünlere talebin artması, reklamların iddiasının ka bul görmesi, reklamların doğruluğuna inanç meselelerinin genel olarak zikredildiği bir dizi araştırmayı açıklamaya koyulmuştur.144 çocukların, ticari reklamları değerlendirmek için yetişkinler kadar bilişsel becerilere ve yeterli hayat tecrübesine sahip olmadığı gözönünde bulundurulursa zarara daha açık oldukları ortadadır. Bu konudaki bulgular, bu tür rek lamların karşılanamayacak ihtiyaçlar yaratabileceğini ve çocukların ebe veynlerinden bu ürünleri kendilerine almalarını isteyeceğini ama ailele rin bunu yapamayacağını anlatmaktadır. Dolayısıyla reklamlar ailelerde çocuklarla ilgili birçok gerilim ve çatışma doğurabilir.
Reklam yayınının genel etkileri bir yana, reklamların çoğunun içeriği, abartılı iddiaları, ahlak dışı meseleler ve kadınların cinsel obje olarak kulla nılması nedeniyle ruh sağlığı  üzerinde olumsuz etkiye yolaçacaktır.145

Sinema

Sinema, kamuoyunun gelişimi ve bir toplumun bilgi düzeyinin yükseltilmesinde yararlanılacak en önemli medya organlarından bi ridir. Sinema endüstrisini 1920’lerden bugüne inceleyen biri, bu en düstrinin toplumun normları, kültür ve değerler üzerinde nasıl etkili olduğunu kavrayabilir. 1920’ler köklü değişimlerin zamanıydı. Gele neksel ahlaki değerler birinci (Avrupa’daki) dünya savaşının sona er mesiyle birlikte ortadan kalktı. O dönemin sinema filmleri, toplumun ahlaki değerlerinde büyük bir değişim yaratma ve bunu hızlandırmada çok etkiliydi. Sinema endüstrisi daha fazla kâr elde etmek için serbest cinsel ilişkileri propaganda eden ve o zamanın eski nesli için imkansız olan belli davranış örneklerini sergileyen filmleri gösterime soktu. Dini kesimler, ahlaki değerlere aykırı filmlerin gösterilmesi ve gayri meşru, serbest cinsel ilişkilerin propaganda edilmesine karşı çıktı. Bunlar, si nema endüstrisine karşı etkili eleştiriler kabul ediliyordu ve yapımcı lar film gösteriminden önce otosansür kurallarını uygulamaya mecbur kaldı. 1930’larda sinema filmleri ahlaki konulara riayet bakımından uy gundu. 1940’larda sinema filmleri ailelerin en önemli eğlence aracı sayı lıyordu. 19301940 yılları arasındaki ekonomik durgunluk döneminde hiçkimse sinemadan daha ucuz bir eğlence bulamazdı. Herkes ve aile ler sinemaya gidebiliyordu. Sinema endüstrisinin altın çağı gelmişti ve insanlar adeta sinemaya âşıktı.

Ansızın hızlı ve ani bir yön değişikliğiyle yeni bir iletişim aracı pi yasaya girdi ve halk kitleleri tarafından kabul gördü. Bu aracın sinema endüstrisi üzerinde yıkıcı etkileri oldu. Bu yeni eğlencenin doğuşu sine mada bütün eski ahlaki kriterlerin altüst olmasına yolaçtı. Televizyonun ortaya çıkışı sinemayı geleneksel şekliyle çöküşün eşiğine getirdi. Ya pımcılar ve yönetmenler müşterilerin sinema salonlarına tekrar gitme sini teşvik edebilmek için çeşitli numaralara ve yeniliklere başvurdular. Film yapımcıları renkli film yapmaya başladı, şiddeti kullandı, seks konularını filmlerde gösterime soktu, filmler aracılığıyla üretilmiş korku ve dehşette artış oldu, tamamen seyirlik özel görüntülerden kâr ettiler, bi lim kurgu öykülerine sarıldılar. Fakat pratikte bu numaralardan hiçbi risi sinema endüstrisini eski konumunda tutmayı başaramadı.146 insanla rın sinemaya rağbeti, evlere televizyon girmeye başladığı andan itibaren düşüş seyri izledi.

Halk ve filmler

Bütün bunlara rağmen dünyada film, taraftarı en çok medya organ larından biridir ve hergün milyonlarca kişi sinema salonlarında ve tele vizyonlarda sinema filmlerini izlemektedir. Hatta fakir milletlerde bile insanlar sinemanın mucizevi dünyasını görmek için para ödemektedir. Hergün ortalama iki sinema filmi yapılan Hindistan’da her hafta yüz mil yona yakın kişi sinemaya gitmektedir. Halk, gündelik işlerini unutmak, rüya alemine dalmak, eğlenmek ve ilgi duydukları starları izlemek için sinemalara koşmaktadır.147

Filmlerin içeriği ve ruh sağlığına etkisi

Sinema filmlerinin değişik içerikleri vardır ve her içerik de ruh sağ lığı üzerinde kendine özgü bir etki bırakır. Film, bilişsel ve sanatsal güzel değerlerin teşvik edilmesi ve yayılması için bir araç olabilir, izleyicilerin eğlenmesi amacıyla yapılmış da olabilir, değişik ve mutluluk veren ko nuları gündelik hayatın işlerinden ve ahlaki konuların eğitiminden kur tulmak için bir kaçış yolu olarak biraraya getiriyor da olabilir. Ama aynı zamanda ahlaki açıdan saptırıcı da olabilir. Filmler, toplumdaki bireylerin ahlak, karakter, inanç ve davranışına nüfuzunu gösteren konuları gün deme getirmektedir. Sinema filmlerinin ruh sağlığı üzerindeki etkisi pek çok araştırmada incelemeye konu edilmiştir. En kapsamlı araştırmalardan biri ünlü sosyolog Herbert Blumer tarafından yapılmıştır. Blumer, sinema filmlerinin gençlerin giyinme, karakter üslubu, motivasyonlar, edebiyatla ve aşk öyküleriyle ilgili inanç tarzı, hırs, dedikodu ve vesvese gibi davranışlarına etkisi ve bunların istikballerinde oynayacağı role iliş kin genel bir fotoğraf çıkarmak niyetindeydi. Bu araştırmadaki metodu basitti. Yetişkinleri ve yetişkin gençleri seçti ve onlardan, hayat öyküsü formunda, gençlik dönemlerinden başlayarak izledikleri filmlerden nasıl etkilendiklerini anlatmalarını istedi. Sonunda Blumer, 1200 kişiden gerekli bilgiyi topladı ve onları analiz etti. Bu araştırmanın sonuçları, bü tün bu bireylerin günlük yaşantılarının filmlerdeki öyküler ve olayları izlemekten etkilendiğini ortaya koydu. Blumer’in vardığı sonuca göre si nema filmleri, çocukların ve ergenlik çağındakilerin davranışlarını derinden etkiliyordu.

Film ve duygular

Blumer’in araştırmaları, filmlerin etkilerinin bir başka yönünü daha açığa çıkardı. Sinema filmlerini izlemek, genellikle bireylerde şiddetli duygusal heyecanların doğmasına sebep oluyordu. Denekler, filmleri izlerken tamamen duygularının ve hislerinin esiri olduklarını teyit etmekteydi. Film izledikleri süre boyunca korku, esef, üzüntü, hüzün  ve kalp çarpıntısı veya aşk duygularını şiddetli biçimde yaşıyorlardı.148 Blumer’in araştırmaları, filmlerin ruh sağlığı üzerinde nasıl etkili olduğunu açıklayabilir.

Filmlerin kasıtsız içeriği ve bunun ruh sağlığı  üzerindeki etkileri
Tüm dizilerde ve sinema filmlerinde kasıtsız içerik149 olarak adlandırılabilecek bir düzey daha mevcuttur. Otomobillerin görüntüsü, cadde ve mimari gibi sahneler, dekorasyon, kıyafet modası vs., filmlerin, açık içerik gibi muhatapların görüş ve davranışlarını biçimlendirmeye yol açan gizli ve kasıtsız içeriğidir. Kasıtlı içeriğin aksine kasıtsız içeriğin detayları, günlük gerçekliğin bütünüyle doğru fotoğrafını defalarca sunar.150 Refiğ pur, gizli mesajların ruh sağlığındaki rolünü vurgulayan açıklama olabilecek bir araştırmada birkaç sinema filmini ve epeyce televizyon dizisini incelemeye koyuldu. Değerlerin bir kısmını tanımlayarak ve programlarda onların peşine düşerek filmin (isteyerek veya istemeyerek) bireylere empoze ettiği şeylerin etkilerini bulmaya çalıştı. Bu araştırmada söz konusu olan değerler şunlardır:

  1. Servete meşruiyet veren ölçüt ve onun bir değer olarak açıklanması.
  2. Toplumsal eşitsizlikleri vurgulama ve meşrulaştırma ya da azalt manın ölçütü.
  3. Maddiyatçılık ve kâr peşinde koşma değerinin yaygınlaştırılması veya azaltılması.
  4. Tüketim değeri ve psikolojisinin yaygınlaştırılması veya azaltılması.
  5. Dini değerlerin yaygınlaştırılması veya zayıflatılması.

O, bu amaçla evin türü, dekorasyon, oyuncuların kostümü, takıları ve makyajları, örtünme durumu, kullanılan nakliye araçları, davranışlar ve dini eylemlerden yukarıda değinilmiş değerlerin incelenmesi için yararlanmıştır.

Değişik televizyon programları arasından, kendi zamanında en çok izlenen televizyon dizileri olan Sayei Hemsaye (1997), mihman (2002), Baği Gilas’ı (2004) inceleme için seçti. Elde edilen sonuçlar incelendiği ve bunlar medya ve ruh sağlığı ile ilgili konulara uygulandığında pek çok noktayı açıklayacaktır.

Bu araştırmanın bulguları gösterdi ki, 2001’den itibaren zaman geç tikçe televizyon dizileri devrimci, dini ve benzeri değerlerin azalması yö nünde adım atmıştır. Buna karşılık maddiyatçılık ve eşitsizlik değerleri revaç bulmuştur. Şaşırtıcı olan, belirtilen dönem boyunca radyo televizyon kurumunun, görünüşte vurguladığının tam da aksi yönde, istemeyerek gizli mesaj yoluyla izleyicilerine bunları aktarmış olmasıdır. Başka bir ifadeyle, televizyon programlarının dış tabakası dini değerlere fazlasıyla vurgu yönünde hareket ediyorken, bu medya organı aracılığıyla muhataplara aktarılan gizli mesaj, net biçimde, belirtilen hedeflere aykırı mecrada mesafe katetmiştir. O, araştırmasında dört sinema filmini de in celedi: Berzahihâ (1992), Baykot (1994), Arus (2002) ve Aktör (2004). Genel olarak bu araştırmanın sonuçları, radyo ve televizyon programla rında değerlerin değişmesi 2000 yılından sonra olumsuz yönde ilerlemiş ve medya organlarının gizli mesajlar maddiyatçı değerler doğrultusunda gelişmiştir.151 Gizli mesajın etkilerini açıklarken, gizli mesajların da açık mesajlar gibi muhatapların görüş ve davranışını biçimlendirdiğine işaret etmemiz zorunludur.

Başka bir araştırmada, İran’da kitle iletişim araçlarının programlarında yayınlanmış 2699 ticari reklam, insanların dikkatini medyadaki gizli mesaj lara odaklamak ve bunun ruh sağlığı üzerindeki etkileri analiz ve çözümleme konusu yapılmıştır. Bulgular gösterdi ki bunların yüzde 24’ü yabancı mallarla ilgiliydi, radyo televizyon ve sinemalarda gösterilen reklamların

%50’sinde de tempolu batı müziği kullanılmıştı. Yine bu araştırma, rek lamların %51’inin muhatabının sadece toplumun müreffeh ve zengin sınıfı olduğunu ortaya çıkardı. Bir bütün olarak, bir yandan konfor ve servetin sözkonusu olduğu zeminler, diğer yandan yabancı mallar medyatik ürünlerin gizli katmanlarında oluşum halindedir. Medyadaki reklamlar için yapılan genel eleştiriler ve İslam kültürüyle olan farklılık, maddiyatçılığı teşvik edip özendirmesi, seçkincilik ve rahat yaşamı propaganda etmesi dir. Mesela bin dörtyüz yetmiş metre, binlik banknot, altın anahtarlı lüks ev, parayla dolu otomobil gibi reklam sloganları medyada verilen ve ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyen gizli mesajların içeriğine örneklerdir.

Yapımcı ve oyuncuların ruh sağlığı e etkisi

Filmlerin içeriği bir yana, yapımcılar ve oyuncular da ruh sağlığını etkilemektedir. Bulgular, sinema oyuncularının, tarihsel ve destansı olaylardan sanatsal eserler yaratarak ve didaktik oyunlar sahneleyerek izleyicide işitsel ve görsel hazlar üretmeye ilaveten, onlara ahlak ve terbiye öğretileri veya aşk, dostluk, cinsel ilişki vs. Benzeri duygusal ruhsal meseleleri aktardığını göstermektedir. Verilere göre çocuklar ve ergenler, sanatçı ve oyuncuların karakterini, konuşma tarzını, özetle tüm davranış biçimlerini aynen kopyalamaktadır. Hatta gülümseme, oturma, yürüme, konuşma gibi detay konularda bile onları taklit etmektedirler. Dolayısıyla medyanın ruh sağlığındaki olumsuz işlevlerinden biri, yanlış modelleri medya organlarında sunmasıdır. Özellikle görüntü, fotoğraf ve hareke tin model kabul etmeye daha fazla sebep olduğu radyo ve televizyon, isteyerek veya istemeyerek ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiye yolaça caktır. Örnek vermek gerekirse, kötü görünümlü bir oyuncu üstüne bir çarşaf alsa veya güzel ve gençler arasında popüler bir sanatçı örtüsüz ya da az örtülü olsa her ikisi de izleyicilerin ruh sağlığını olumsuz etkileyecektir. Kötü görünümlü bir oyuncu, örtüsüyle ve dini kimliğiyle hatırlanacak, dini kimliğin ve toplumdaki ruh sağlığının simgesi olan örtüye olumsuz değer yükleyecektir. Güzel ve popüler sanatçı ise az örtülü haliyle olumlu değer bahşedecektir. Bu nedenle izleyicilere bu tür örtün meyi güzel ve caiz bir örtünme veya meşru göstermiş olacaktır. İzleyici lerin sanatçıları taklit etmesi ve onlarla özdeşleşmesinin ardından bu tür bir örtünme toplumda yaygınlık kazanacaktır.

Komedi ve ruh sağlığı

Komedi, medya organlarında kültürel kategorilerden biri olarak ruh sağlığı üzerinde etkili rol oynamaktadır. Komedinin tarihine hızlı bir bakış, onun her medya grubundaki sınırsız kabiliyetlerini kavramayı sağlayabilir. Komedi, genel kültür ve edebiyatta, şiir ve öykülerde göze çarpan kısa hikâyeler ve şakalarda özel bir öneme sahiptir. Görsel medyadaki Komediye örnekler de dikkat çekicidir. Karikatür, görsel sanatlar alanında Komedinin en temel tasarımı, en etkileyici görsel biçimdir. Sinemada da ikibin yıllık köklü geçmişiyle tiyatronun komedi geleneğinin kullanılması büyük önem taşımaktadır.

Komedi ve onun psikolojik etkileri hakkında, kimilerine değineceği miz çeşitli açıklamalar yapılmıştır. Komedi konusundaki psikolojik teorilerin öncüsü psikanalitik teoridir. Freud’un psikanalitik yaklaşımında iro niye, gerginliklerin ve saldırgan dürtülerin atılması için uygulanabilecek ve bireyin psikolojik dinginliğine yardımı dokunacak teknik olarak dik kat çekilmiştir. Bu durumda medya organlarında yayınlanacak neşeli bir program veya Komedi, duyguyu boşaltma yoluyla ruh sağlığı de etkili rol oynayabilir.

Bilişsel açıdan Komedi, krizler karşısında alternatif ve iyileştirici yol lar üretilmesini sağlayabilir. Öyle ki olayların tehdit edici ve yıkıcı etki leri daha az önemsenir ve sonuçta da bireyin stres faktörleri karşısındaki bilişsel direnci artabilir. Louis, yaptığı araştırmada Komedinin ruh sağlığındaki iki ana işlevini bulmuştur. İlki, Komedi, olayların keyif kaçİran etkile rini azaltmak için bir yoldur, memnuniyet ve mutluluk duygusunun artmasını beraberinde getirir. Diğeri, bireyler arası ilişkileri iyileştirebilir.152

DÜNYADA YENİ MEDYA ORGANLARI
Yirminci yüzyılda iletişim havzası ve kitle iletişim araçlarındaki değişim ve dönüşüm baş döndürücüdür. Bu yüzyılda insanlık, mesajları bir noktadan diğerine hızlı ve yaygın biçimde dağıtıp aktarmayı mümkün kılan iletişim sistemlerinin bulunmasına tanıklık etmiştir. Bunun bariz örneklerinden biri de internettir.

İnternet

Bilgi ve iletişim devrimi dünyayı yeniden biçimlendirmekte ve inter net bu oluşumun başını çekmektedir. Son yirmi yıldır internet hızlı bir gelişim sağlamış ve tüm ülkelerde insanların hayatının parçası haline gel miştir. Bir araştırmaya göre, dünyada internete bağlı kişisel bilgisayarların sayısı 1996’dan bu yana üç kat artmıştır.153 internetin hayatın bütün alanlarına etkisi şaşırtıcıdır. Kiesler, Cummings, Kraut ve Higson yaptıkları çok sayıda araştırmada internetin gelişmesini ve toplumsal etkilerini incelemiş, olumlu yönlerine dair, internetin hayatı anlamlandırmada ve bireylerin toplumsal ilişkilerini kolaylaştırmada etkili olduğu sonucuna varmışlardır.154 Yine Hemetsberger bir araştırmada, internet teknolojisinin coğrafi sınırlamalardan kurtulmada, zaman ve mekânın ötesine geçmede, bir ağ dünyasında yaratıcı olma ve başkalarıyla ilişkiye geçebilmede insanlara yardımcı olduğunu göstermiştir.155

Öte yandan araştırmalar, internetin yeni bir teknoloji olarak halk arasında böylesine yeri olmasına, gelişme ve ilerlemenin etkeni sayılmasına rağmen bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkilediğini de ortaya koymaktadır.

Menow, “internetin etkisi: bazı algısal ve metodolojik meseleler” başlıklı araştırmasında, internetin bilim ve araştırma kurumlarının dışında ger çekleşen nüfuzu ve yaygınlaşmasının ruh sağlığını tehdit eden en önemli etkenler arasında sayılması gerektiği sonucuna vardı.156

Griffiths (1998) bir araştırmada, “internetin bireylerin psikolojik hal lerindeki rolünü inceleme” amacıyla internetin bilgi, malumat ve sevgiyi edinmenin ve başkalarıyla ilişki kurmanın önemli yollarından biri oldu ğunu ortaya koydu. Ama internet olumlu ve olumsuz malumat deryası sunduğundan kendine özgü potansiyel tehlikeleri genç nesil için son derece kaygılandırıcıdır.157 Son olarak internetin kötüye kullanımı pek çok araştırmada incelenmiş ve bulgular, internetin çeşitli bakımlardan ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediğini göstermiştir.158 İnternetin ruhsal hij yen üzerindeki en önemli etkileri şunlardır:

Depresyon ve sosyal inziva
Her ne kadar başkalarıyla iletişim ve ilişkimiz internet aracılığıyla arttıysa da elektronik posta, sms, chat odaları, web siteleri ve online interaktif oyunlar toplumsal ilişkilerin gelişmesi ve korunmasına yara yan mekanlara dönüşmüştür. Dünyada günlük ortalama 400 milyon kişinin internet kullandığı tahmin edilmektedir ve internetin asıl işlevlerinden biri de sosyal ilişkiler kurmaktır. Ama hergün, internet yoluyla ilişkinin çeşitli şekillerinin en aşağı düzeyde yeraldığını gösteren çok daha fazla bilgiyle karşılaşıyoruz. Belki de internet yoluyla bağlantının temel kusuru, sanal ortamda kurulan ilişkinin esas itibariyle metne da yanması, bundan dolayı da yüzyüze iletişimdeki görsel ve işitsel alametlerden yoksun olmasıdır.159 Kiesler ve diğerleri, internetin toplum sal etkisinin olumlu mu, olumsuz mu olduğu meselesinin, internetten yararlanmanın niteliğine ve bireylerin internet kullanmakla harcadık ları zamanda kaybettiklerine bağlı olduğuna inanmaktadır. Bu bakım dan çoğu yazar, internette ilişki kurmanın kolaylığının bireyleri daha fazla zamanı yalnız başına geçirmeye, yabancılarla online sohbet et meye, ailesi ve dostlarıyla bağı koparmaya teşvik etmesinden kaygılı dır. Bazı anket araştırmaları, internet yoluyla kurulan sosyal ilişkilerin gerçek ilişkilerden daha zayıf olduğunu ve uzun vadede toplumsal in zivaya yolaçacağını söylemektedir.160

İnternet ve aile ilişkileri

Kraut ve diğerleri (1998) internet kullanan bireyler üzerinde iki yıl süren bir araştırmayla, internet kullanımındaki artışın, beraberinde aile bağlarının zayıflamasını ve sosyal ortamlara katılımın azalmasını getir diği sonucunu buldu. Buna ilaveten, bu araştırmaya katılanlar toplumsal inziva ve depresyona maruz kalmışlardı.161 christopher ve diğerleri, lise son sınıftaki 89 öğrenci üzerinde yapılmış “internet kullanımının ergen lerin depresyon ve sosyal inzivasındaki rolü” başlıklı araştırmada aşağıdaki eksenleri değerlendirdi:

  1. İnternet kullanım oranı: Az (günde bir saatten az), orta (günde bir iki saat arası), çok (günde iki saatten fazla).
  2. Baba, anne ve yaşıtlarla bağ: Bu araştırmada interneti az ve çok kullanan kullanıcı grupları karşılaştırıldı. Sonuçlar gösterdi ki, toplum sal ilişkiler bakımından interneti az kullananlar ile çok kullananlar ara sında dikkat çekici bir farklılık vardı.162

İnternette pornografi

Lasser, şu anda internetin üç özelliğe sahip olma aracılığıyla por nografinin yayılmasında en önemli kaynak olduğuna inanmaktadır. Bu üç özellik şunlardır:

  1. Kolay ulaşma
  2. Herkesin bedelini ödemeye güç yetirmesi
  3. Tüketicilerin kimliğinin gizli olması163

Bazı internet siteleri cinsel konuları ve sahneleri en açık, en bariz ve en ahlak dışı biçimde genelin izlemesine açabilmektedir. Geçmişte por nografik dergiler edinerek ve seksle ilgili şeyleri bulmak için kişi batak ve sefil mekânlara gitmek zorunda kalıyordu. Ama günümüzde internet sa yesinde bunlara ulaşmak oldukça kolaydır. Her yıl böyle içeriklerin hac minin arttığına tanık oluyoruz.
Lasser, internet pornografisinin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz et kilerine değinerek şöyle der: “çocukların müstehcen içerik ve görüntü leri izleyerek seksi davranışlar sergileme ihtimali vardır. Yetişkinlerde de internet pornografisi akıldışı cinsel davranışların ortaya çıkmasına veya cinsel bağımlılığa neden olabilir.”
Yapılan çok sayıda araştırma, seks sitelerinin her geçen gün daha çok kullanıldığını göstermektedir. 1998’de Dr. Cooper, eşzamanlı olarak inter nete bağlı yüzlerce kullanıcıyı tedavi ederken bunların yüzde ellisinin seks sitelerinden birine bağlı olduğunu gördü. Bunun ardından 1999’da gerçek leşen çalışmalar, internete bağlı kullanıcıların yüzde 31’inin aynı anda sekse özgü sitelere bağlı olduğunu ortaya koydu. Los Angeles seks Bağımlıları rehabilitasyon Kurumu’nun gözetimi altında yapılan bir araştırma, her hafta 25 milyon Amerikalı’nın seks sitelerine bağlandıklarını ortaya çıkardı.164

Evlilik
Cooper, Scherer, Boies ve Gordon 1998 yılında internetteki cinsel konuları 9177 web kullanıcısının online değerlendirmesini kullanarak inceledi. Greenfield165, 1999’da internetin kötü kullanımını incelemek amacıyla yaklaşık 18000 web kullancısını araştırmaya konu edindi. Araş tırmanın sonuçları gösterdi ki internet ağı, cinsel davranışın çeşitli şekil lerini uygulama ve geliştirme için uygun bir ortamdı. Aynı şekilde inter net, evlilik dışı cinsel ilişkiyi ve evliliğe ihaneti özendiren bir etken olarak da kabul edilmektedir.
İnternet pornografisi kullanımının yayılması
Bulgular, sekse özgü internet sitelerine bağlanmanın evdeki kullanı cılarla sınırlı olmadığını göstermekte, bilakis iş ortamlarındaki ciddi so runlardan biri de sayılmaktadır. Beşyüz ticari şirkette gerçekleştirilen araş tırma, erkek çalışanların, bilgisayar başındaki mesailerinin yüzde 42’sini seks sitelerine bakarak geçirdiklerini ortaya çıkarmıştır.166
İnternet pornografisindeki görüntüler olağanüstü tehlikeli olabilir. Birçok kişi internetteki seks sitelerini kullanmaları nedeniyle işlerini, mesleki kariyerlerini ve evliliklerini tehlikeye atabilmektedir. Schneider, kocaları bu davranışa düşkün 91 kadın üzerinde yaptığı araştırmada hepsinin de ihanete uğradığını hissettiğini, zarar gördüklerini ve reddedildiklerini tespit etti. Bu kadınların yüzde 68’i, kocalarının internette seks yaptıkla rından onlara ilgisiz kaldığını belirtiyordu. Yüzde 32.2’si eşlerinden ayrılma sebebini internet olarak göstermişti.167
Bazılarının inancına göre internet, bireylerin eylem, adab ve cinsel kültürünü kökünden değiştirecek ve cinsel davranışa ilişkin tanımımızı dönüştürecek denli güçlüydü. Teknolojinin şaşırtıcı değişimleri sayesinde günümüzde internet ortamında cinsel ilişkilerin, “sanal seks” veya “internet aşkı” olarak ifade edilen türde biçimlendiğine tanık olmaktayız.

Kadınlar ve erkekler internet ortamında birbirlerini bulabilir ve bir birlerine aşık olabilirler. Çoğu kişi için böyle bir aşk cazip ve çekici, hatta kimi durumlarda uzun süreli ilişkiler ve evlilikle sonuçlanabilir.168 Kimi araştırmalara göre sanal seks kabusa dönüşebilmekte ve bireyi, sevdalısını ararken evini barkını terketmeye mecbur bırakmaktadır.169
Bu tanıklıklar nedeniyle interneti, ruh sağlığını tehdi eden etken say mak mümkündür.
İnternet Bağımlılığı
Her ne kadar teknolojiye veya bilgisayara bağımlılık gibi kavramlar shotton tarafından 1991 yılında araştırılıp incelenmişse de internet bağımlılığı (IAD), birkaç yıl sonra O’reilly (1996), Griffiths (1997) ve Jung (1996, 1997) tarafından geliştirilmiştir.170
Bu tür bir bağımlılığın doğru teşhisi oldukça güç ve karmaşıktır. O kadar ki, “Psikolojik Bozuklukların istatistik ve Teşhis Kılavuzu”nun dör düncü edisyonunda bozukluk bu başlıkla zikredilmemiştir. Bağımlılığın bu şeklinin günün birinde bu rehbere girip girmeyeceğini takip etmek gerekir. Orzack (1999) internet bağımlılığını bir bozukluk türü olarak dikkate almaktadır. Çünkü birey, bilgisayar sayfasını gündelik hayatın gerçekliğinden daha cazip görmektedir. Ona göre bilgisayarı olan herkes bağımlılığa maruz kalabilir, ama utangaç, yalnız ve aceleci kişiler daha fazla zarar görmektedir.171
Diğerleriyle sağlam ve samimi ilişkilerin bulunmaması, kendine gü venin olmaması ve genel olarak hayatın çeşitli alanlarında başarısızlık bi reylerin internet bağımlılığına zemin hazırlamaktadır. Bu alanda yapılmış araştırmaların sonuçları göstermektedir ki, insanlarla ilişkisi az olan bi reylerdeki internet bağımlılığının önemli nedenlerinden biri, sosyal des tek edinme arayışıdır.172
İnternet bağımlılığının ve şiddetinin belirlenebilmesi için Young’ın anketi en uygun teşhis kılavuzu olabilir. Young internet Bağımlılığı ihtisas merkezi psikologu, durumu, geçen yıl boyunca aşağıdaki kriterlerden dört veya daha fazla seçeneğe uygunluk taşıyan bireyleri internete bağım lılık bakımından kategorilere ayırmaktadır:

  • İnternet fikri zihninizi meşgul ediyor mu? Hatta internete bağlı olmadığınız zamanda bile onu düşünüyor musunuz?
  • İnternet kullanma oranını kontrol etmeyi başaramıyor musunuz?
  • İnternet kullanma oranını durdurmaya çalıştığınızda huysuzluk ve huzursuzluk hissediyor musunuz?
  • İnternete bağlı olmadığınız sırada bir kenara çekiliyor ve depresyon ya da huysuzluk gibi duyguları yaşıyor musunuz?
  • Sorunlardan kaçmak veya günah, kaygı, depresyon veya çaresizlik gibi duyguları yatıştırmak için internet başına koşuyor musunuz?
  • İnternet kullanma sürenizi gizlemek için dostlarınıza veya aile bireylerine yalan söylüyor musunuz?
  • İnternet kullanma yüzünden önemli bir ilişkiyi, işinizi veya eğitim ve meslek kariyerini kaybetmeye hazır hissediyor musunuz?
  • İnternet kullanma hakkını elde etmek için büyük masraflar yaptıktan sonra bile yine de onun ardına düşer misiniz?

Sürekli hesapladığınızdan daha fazla zaman internette kalıyor musunuz?

Elbette ki resmi teşhislerin çoğunda olduğu gibi internet bağımlılığı bozukluğu da net araştırmalar gerektirmektedir.173 Ivan Goldberg (1995) internet bağımlılığının belirtilerini şöyle sıralamıştır:

  1. İnternette daha fazla zaman geçirebilmek amacıyla hayat tarzında keskin değişiklikler.
  2. Bedensel faaliyetleri genel olarak azaltmak
  3. Bireysel sağlığa önem vermemek ve internet meşguliyetlerine dalarak hayatın önemli faaliyetlerinden kaçınmak.
  4. İnternette daha fazla zaman geçirebilmek için uykuyu azaltmak veya uyku modelini değiştirmek.
  5. İletişimi azaltmak ve bunun sonucunda da dostları ve Aileyi ihmal
  6. Yüklenmiş mesleki ve şahsi sorumluluklara ilgisizlik174

Daha yeni araştırmalar, internete davranışsal bağlılık175 veya bağımlılığını bir tür hastalık veya psikolojik pataloji görmek bir yana, beraberinde ciddi bedensel, ailevi, mesleki, sosyal ve psikolojik darbeler getiren kronik, kapsayıcı, tekrarlayan bir fenomendir. Şiddetine bağlı olarak internet bağımlılığının en önemli sonuçları şunlardır: Depresyon bozukluğu, inziva, uyku miktarı ve zamanında bozukluk, haddinden fazla yorgunluk, stres ve psikolojik baskı, işini ve mesleki kariyerini kaybetmek, bireyler arası ilişkilerde bozukluk, aile içi ihtilaflar, ders sorunları, saldırgan fikirler ve erken cinsel eğilim.176

________________________

78 A.g.e., sayı 68 ve 69, s. 151.
انما جعلت الخطبة یوم الجمعة الن الجمعه مشهدا عام فاراد ان یکون لالمیر

79سبب الی موعظتهم و ترغیبهم فی الطاعة و ترهیبهم من المعیصة و توفیقهم علی
ما اراد من مصلحة دینهم و دیناهم“  40) s. 5, c. Vesailu’ş-Şia, Amuli, (Hürr
80   Akin, jennifer, Mass Media, 2005, www.beyandintractability.org/mass_communication
81 mass communication
82 www.litnotes.co.uk/mass_media.htm
83   lowery, s. A. ve m. Defleur, Milestones in Mass Communication Research, longman Publishers, 1994, s. 1-2.
84 Thompson, İdeoloji ve Ferheng-i Modern, s. 205.
85 Gustave lebon
86 Psychologie des Foules
87 Gabriel Tarde
88   les leis limitation
89   Harold D. laswell
90   laswell, Harold, Structure and Function of Communication in Society, new york In – titute for religious and social studies, 1948.
91   Charles, r., Wright, Mass Communication: A Sociological Perspective, ikinci basım, new york random House, 1975, s. 11-18.
92   mcQuail, Deramedi ber Nazariyye-i İrtibatat-i Cem’i, s. 108 ve 109.
93   max Horkheimer
94   Theodor Adorno
95 Leo Lowenthal
96   Herbert Marcuse
97    Walter Benjamin
98 The dialectic of enlightenment
99 culture industry
100  literature popular culture and  society
101  Inglis, Nazariyye-i Resanehâ, s. 65-71.
102 Adorno, T., The Culture Industry, London: Routledge, 1991,s. 92.
103 Edgar morin
104 lespit du Temps
105  Resane mevsimlik dergi, ikinci yıl, sayı 1, s. 17.
106  strinati, Mukaddemei ber Nazariyyehâ-yi Ferheng-i Âmme, s. 94-120.
107 Toffler, Movc-i Sevvom.
108  cullingford, Kudekan ve Televizyon.
109  Mass Media and Mental Illness: A Literature Review, www.ontario.cmna.ca/content/ about_mentalillness/mass_media_appendixB.asp
110  ed Burn, Bu’d-i Ferhengi-yi İrtibatat bera-yi Tuse, s. 203.
111  mutemednejad, Vesail-i İrtibat-i Cem’i, s. 76-81.
112  şeyh ensari, Mekasib, s. 30.
113  ensari, Kitabu’l-Mekasib, s. 83.6), (lukman ” َو ِم َن النا ِس من َي ْش َت ِري ل ْه َو ا ْلح ِديث ِل ُي ِض َّل عن س ِبيل ا ِ هّٰلل“   114
ِر الزو َل ْو ق ُبوا ِن َت ْج َوا ” (Hac 30). Daha fazla bilgi için bkz: Kalipur Gilani, Telhisu Me-
kasib, c. 1, 1997, s. 62-64.
115  Deramedi ber Nazariyye-i İrtibatat-i Cem’i, aynı yer.
116  mcQuail, Deramedi ber Nazariyye-i İrtibatat-i Cem’i, s. 30-35.
117 Aynı yer.
118  Asa Berger, Reveşhâ-yi Pejuheş-i Resanehâ, s. 50-58.
119  Akin, jennifer, Mass Media, 2005, www.beyandintractability.org/mass_communication
120 A.g.e.
121  şükrhah, Haber, s. 57 ve 58.
122  Ferid Kasımi, Ruznamenigari-yi Hırfei, merkez-i mutalaat ve Tahkikat-i resanehâ, 2001, s. 120-126.
123  Kasımi, Ruznamenigari-yi Hırfei, s. 125 ve 126.
124  setiman, Nigahi-yi Diger be Ahlak-i Resanei, s. 100 ve 101.
125  Curran, James ve Michael Gurevitch, Mass Media and Society, London: Arnold, 1996, s. 93, 129.
126  Burn, Bu’d-i Ferhengi-yi İrtibatat bera-yi Tuse, s. 183.
127 Aynı yer.
128  Mass Media and Society, s. 192-193.
129  mason, Rüşd ve Şahsiyyet-i Kudek, s. 515.
130  Hollander, Revanşinasi-yi İctimai, s. 228.
131  mason, Rüşd ve Şahsiyyet-i Kudek, s. 515.
132  Friedrich, l. ve A. stein, Aggressive and Prosocial Relevision Programs and the Nat  – ral Behaviour of Preschool Children, 1973.
133  Schramum ve diğerleri, Televizyon der Zindegi-yi Kudekan-i Ma, s. 118-153.
134 national Institute of mental Health
135  schramum ve diğerleri, Televizyon der Zindegi-yi Kudekan-i Ma.
136  coie, j. D. ve K. A. Dofge, “Aggression and Antisocial Behavior”, W. Damon (s  – rumlu editör) ve n. eisenberg (vol. ed.), Handbook of Child Psychology, new york, Wiley 1998, c. 3, s. 779-862 içinde.
137  Donnerstein, e., slaby, r. G. ve l. D. eron, The Mass Media and Youth Aggression, 1994, s. 219-251.
138  luc Bédard ve diğerleri, Revanşinasi-yi İctimai, s. 238.
139  ebulkasımi ve diğerleri, Revanşinasi der İctima, s. 255 ve 256.
140 coie, a.g.e.
141 james W. carey
142 Davit Potter
143  ensari ve diğerleri, Mes’uliyet-i Medeni-yi Resanehâ-yi Hemegani, s. 69.
144  Feyzi, Mahsulat-i Ferhengi-yi Gayr-i Mucaz, s. 69-74.
145 Bu bölümün devamında sinema ve internetten bahsederken bu konu ele alınmıştır.
146  mcQuail, Deramadi ber Nazariyye-i İrtibatat-i Cem’i, s. 35.
147  Burn, Bu’d-i Ferhengi-yi İrtibatat bera-yi Tuse, s. 193.
148  Dennis, Şinaht-i İrtibatat-i Cem’i, s. 587-589.
149 Inadvertent content
150  Toffler, Cabecayi-yi Kudret, danayi ve servet ve hoşunet der Astane-i Karn-i Bisto Y – kom, s. 572 ve 573.
151  refiğpur, Vesail-i İrtibat-i Cem’i ve Tağyir-i Erzişhâ-yi İctimai.
152 Senceş ve Pejuheş dergisi, sayı 13 ve 14, s. 444 ve 445.
153 Bullen, P. ve n. Harre, The Internet: Its effect on safety and Behaviour, 2000, www. netsafe.organ
154  Internet Evolution and Social Impact, www.cs.omu.edu/kiesler
155  Hemetsberger, A., creative Cyborgs: How Consum Ersuse the Internet for Self-realization, www.belfin.at/content/download/creative %20 cyborg.
156  Michael j. menow, Impact of the Internet: Some Conceptual and Methodological Issues, 1999, www.dgz.org.br/dezgg/art_o6.htm
157  Griffiths, m. D., Internet Addiction: Does it really exist? Gackenbach j. (ed.), Psych  – logy and the Internet: Intrapersonal, Interpersonal and Transpersonal Implications içinde. San Diego: Academic Press, s. 61-75.
158  suler, j., Psychology of Cyber Space-Addiction to Cyber Space. Why is this Thing Eating my Life? Www.rider.edd/~suler/psycyber/eat_life.htm
159  Ali saidi ve ebulkasım şekiba, Revanşinasi ve Asibşinasi-yi İrtibatat-i İnterneti, Te  – ran: sünbüle, 2006, s. 38.
160  Internet Evolution and Social Impact.
161 www.findarticles.com/p/articles/mim.2248
162  sanders, c., T. m. Field, m. Diego ve m. Kaplan, The Relationship of Internet Use to Depression and Social Isolation Among Adolescents, www.findarticles.com/p/Articles/ min_2248/is1383/ai
163  lasser, m. r., Pornography in Internet, www.galenet.galegroup.com
164 A.g.e.
165  Greenfield, D., Virtual Addiction: Sometimes New Technology can Create New Pro  – lems, 1999, www.psychheaituet.com
166 Pornography in Internet, www.galenet.galegroup.com
167 A.g.e.
168  suller, j., Psychology of Cyber Space-Addiction to Cyber Space why is this Thing Eating my Life? www.selfhelpmagazine.com
169 www.dostan.net/view.asp?id=50000343284100004
170  liebert, m. A., Cyber Psychology and Behaviour, c. 8, 2005.
171  orzack, m. H., Computer Addiction: Is it Real or Virtual, new york: john Wiley and sons, 1999.
172  suller, j., Computer and Cyberspace Addiction, www.planetpsych.com/zpsychology101/ cyberaddiction.htm
173  suller, j., Computer and Cyberspace Addiction, www.planetpsych.com/zpsychology101/ cyberaddiction.htm
174  suller, j., Computer and Cyberspace Addiction, 2004, www.planetpsych.com/zpsych  – logy101/cyberaddiction.htm
175 Internet behaviour dependence
176  Briggs, r. G., Psychological Parameters of Internet Addiction, www.library.albany.edu/ briggs/addiction.html
177  “Dualarımızın sonu, âlemlerin rabbi olan Allah’a hamdetmektir.”

*Muhammed Rıza Salarifer              
*Seyyid Mehdi Museviasl
*Muhammed Sadık Şücaî                                                       
*Muhammed Devlethah

Türkçesi . Kenan Çamurcu

-İslamî Kaynaklar Işığında Ruhsal Hijyen-

Bir yanıt yazın