Müslim ve Gayr-ı Müslim İlişkileri Üzerine
Adam anlatıyor ..dinliyorum..
İki gurup varmış Ya Allahın taraftarıymışsın ya şeytanın taraftarıymışsın.. Ya müminlerden mişsin ya da kâfirlerden.
Kullandığı kavramların hepsi Kur’âni, hepsi hak. Fakat mümin/kafir, Allahın taraftarı/şeytanın taraftarı gibi kavramlar tek boyutlu kavramlar olamazlar. Müminlerin binlerce kademesi olduğu gibi kafirlerin de binlerce kademesi vardır..
Böyle tasniflerin bu şekilde kullanım yüzeysel ve kırılgandır. Kur’ân kendi kavramlarını tek bir anlam ile tanımlayıp o anlamı mutlaklaştırmaya geçit verecek bir Kitap değildir. Bu bağlamda Kur’ânda Müslümanın gayri müslimler ile ilişkilerini belirleyen birkaç kavrama dikkat çekmek isterim.
Ahd; sözleşme
Hilf (hlf):anlaşma
Müdahene: uzlaşma,yağcılık yapma(dhn)
Erkan(rkn): Her konuda ilkesizce arka çıkma, destekleme
Müslümanlar Gayrimüslimlerle anlaşabilir (hilf) sözleşebilirler (ahd). Anlaşma ve sözleşme ilkeler çerçevesinde olur. Ancak müminler Onlara yağcılık yapıp(müdahene) ilkesiz eylemlerinde arka çıkmazlar (erkan). Bu çerçevede yağcılık ve arka çıkmak ilkeler ve hakikatten değil ,acizlik ve zilletten kaynaklanır.
O halde Müslüman olmayanlar tek bir tanımla ele alınamazlar. Anlaştığınız ve sözleştiğiniz gayrimüslimler olduğu gibi savaştığınız ve düşman olduğunuz gayrimüslimler de olabilir. O halde kavramlar insan ilişkileri ile yaşanarak tanımlanır ve anlamlandırılır. 1000 yıl öncenin tanımları ve tasnifleri ile Kurandaki kavramları kullanmaya kalkışmak tek kelime ile aymazlıktır.
Her gün yeni bir gündür ve Kur’ân her an kendini yeniden açar. Mütefekkir ve bilgelerin rolü yaşanan çağa tanık olmaları ve yaşanan çağın idrakini kavramalarıdır.
M. İkbale “Kuranı sana indiriliyormuş gibi oku ” diyen İkbalin babası bunu anlatmak istemişti sanırım..
