Eskilerin Bilgeligi (The Wisdom of the Ancients): PAN, YA DA DOĞA

0
images (17)

Doğa Felsefesi Açısından Açıklanmıştır

Eskiler, Doğayı zekice bir şekilde Pan kişiliği altında betimlemişlerdir; ki Pan ismi, bir terim olarak, “her şey”i ya da “evreni” ifade eder. Onlara göre Pan, tanrıların en yaşlısı olarak tasvir edilir ve Merkür (Hermes) ile Penelope’den doğmuştur. Yani, ilahi söz (logos) ve şeylerin duyumlarından (algılanan anlamdan): çünkü “söz” ilahidir ve her şeyin içinden geçer; “duyum” ise sözün asıl olarak türediği şeydir ve söz onu izler.

Pan, keçi boynuzları ve sakalıyla betimlenmiştir; çünkü doğa, özellikle en eski biçimiyle, deney ve araştırmalardan çok hayal gücü ve alegoriler aracılığıyla anlaşıldığında, hayvansı ve kaba olarak görülür — özellikle de insanın doğasıyla karşılaştırıldığında. Pan’ın vücudu tüylüdür; çünkü her şey doğadan türeyip doğaya geri döner; bu nedenle doğa her şeyle doludur ve hiçbir şey onda eksik değildir. Ayaklarının keçi ayağı olması, doğanın kendi yollarını takip etmesinden ve yaptığı her şeyin bir ölçüde kararsız ve kırılgan olmasından ötürüdür; aynı zamanda doğanın birçok hareketi sabit, sert ve keskin olduğu için de keçiye benzetilir.

Elinde bir çoban değneği tutar; çünkü doğa şeyleri yönetir ve yönlendirir. Diğer elinde tuttuğu flüt ise (çok sayıda kamıştan oluşan) doğanın yedi telli armonisini simgeler — çünkü yedi gök cismiyle (gezegenle) uyum içindedir ve onların hareketlerinden etkilenir. Pan’ın vücudu bazen yarı çıplak, yarı giyinik olarak tasvir edilir; bu da doğanın bazı yönlerinin açıkça görülebildiğini, diğerlerininse gizli ve kapalı kaldığını ima eder. Ayrıca doğa bazen yaşlı, bazen genç görünür — çünkü evrenin bazı yönleri zamanla eskir ve çürürken, bazıları sürekli olarak gençleşir ve yenilenir.

Pan sürekli ormanlarda yaşar; çünkü doğa en çok vahşi, işlenmemiş ve doğal alanlarda hüküm sürer. Nympha’larla birlikte olduğu söylenir; çünkü doğanın etkisi, nemli ve akışkan şeylerde —özellikle suyla ilgili olanlarda— daha güçlüdür. Onu sık sık korku saçan bir figür olarak da tanımlarlar (ki buradan “panik” kelimesi türemiştir); çünkü doğa, aniden gelen, açıklanamaz korkular ve sarsıntılar üretme gücüne sahiptir — özellikle de geceleyin ve karanlıkta, insanlar henüz ne olduğunu kavrayamadan ortaya çıkan titremelerde.

Pan’a ait bir diğer efsane de, onun bazen devlerle savaştığıdır. Bu, doğanın, yapısı gereği, yıkıcı ve düzensiz güçlerle — yani doğa yasalarını bozan aşırılıkla, kargaşayla ve düzensizlikle — savaştığını ve onları bastırdığını ima eder.

Pan’ın sevgili Ay’dır; çünkü doğa, Ay’ın etkileriyle özellikle çok yakından ilişkilidir. Ay, doğadaki pek çok değişimin ve dönüşümün başlıca nedenidir: gelgitler, tohumların büyümesi, çürümeler, doğumlar ve daha pek çok süreç, Ay’ın safhalarıyla bağlantılıdır.

Pan’ın başındaki taç, çam dallarından örülüdür; çünkü çam ağacı her zaman yeşildir ve sürekli canlıdır; bu da doğanın sürekliliğini ve hiç durmaksızın kendini yenileme kabiliyetini simgeler.

Pan’la ilgili anlatılan ilginç bir hikâyede, onun uyuyakaldığı ve uykusunda çobanları sayıklayarak korkuttuğu anlatılır. Bu, doğanın zaman zaman etkilerini insanlara açıkça göstermeden, dolaylı ya da fark edilmeden gerçekleştirdiğini; fakat yine de büyük korkular ve etkiler yaratabileceğini gösterir.

Pan’ın aşk maceralarından biri, Syrinx adında bir periyle ilgilidir. Onu büyük bir arzuyla kovalar ama Syrinx, Pan’ın eline düşmeden önce sazlığa dönüşür. Bunun üzerine Pan, bu sazlardan bir müzik aleti yapar ve onu çalmaya başlar. Bu da, doğanın arzularının her zaman nesnesine ulaşmadığını; fakat buna rağmen bu arzuların bir iz, bir eser bıraktığını ve insanlarda haz uyandıran şeylere dönüştüğünü simgeler. Yani doğa, tutkularıyla her zaman hedefe ulaşamasa da, o tutkuların ürünü olan şeyler (örneğin sanat, müzik) yine de bir değer taşır.

Pan’ın canavar benzeri figürünü insanlar zaman zaman hor görüp küçümserler; ancak eğer dikkatle gözlemlenirse, bu şeklin ardında çok büyük bir düzen, çeşitlilik ve anlam bulunur. Bu, doğanın kaba ve ürkütücü yönlerinin altında aslında muazzam bir düzen, güzellik ve akıl olduğunu anlatır.

Sonuç olarak, Pan’ın bu alegorik tasviri doğayı —hem görünen hem görünmeyen yönleriyle— bütünlüğü içinde anlamamıza yardımcı olur: O, hem sevilen hem korkulan, hem açık hem gizli, hem düzenli hem de karmaşık bir ilkedir. Doğaya dair bu tasvir, sıradan insan aklının çoğu zaman gözden kaçırdığı derinlikleri ve karşıtlıkları ortaya koyar.

*“VI.—Pan, or Nature. Explained of Natural Philosophy” 

Francis Bacon 

Bir yanıt yazın