TOPLUMLARI ÇÖKERTEN, BİREYLERİ AHLÂKEN YOZLAŞTIRAN EN BÜYÜK KÖTÜLÜK: ZULÜM, HAKSIZLIK.
Zulüm, insanlık tarihi boyunca toplumları çökerten, bireyleri ahlâken yozlaştıran ve ilâhî azaba sebep olan en büyük kötülüklerden biridir. İslâm’da zulüm yalnızca bir kişiye fiziksel zarar vermek değildir; Allah’a karşı işlenen inkâr ve şirkten, insanların haklarını gasp etmeye; adaletsizlikten kişinin kendisine zarar vermesine kadar geniş bir anlam taşır. Kur’ân-ı Kerîm’de zulüm kavramı farklı türevleriyle yüzlerce yerde geçer ve çoğu zaman iman, adalet, hak, merhamet ve sorumluluk kavramlarının karşıtı olarak sunulur. İslâm’a göre zulüm; hakkı yerinden etmek, bir şeyi ait olmadığı yere koymak, hak sahibinin hakkını vermemek ve sınırı aşmaktır. Bu nedenle zulüm sadece zalim yöneticilerin yaptığı baskılar değil; kul hakkı yemek, yalan söylemek, yetim malı yemek, emanete ihanet etmek, insanlara iftira atmak, şirk koşmak ve günahlarla kişinin kendisine zarar vermesi de zulüm kapsamındadır.
Arapça “ظلم” (zulm) kökünden gelir. Kelime anlamı, bir şeyi yerli yerine koymamak, haksızlık etmek, bir hakkı eksiltmek, karanlık ve karartma demektir. İbn Fâris, zulmün temel anlamını “bir şeyi olması gereken yerden başka yere koymak” şeklinde açıklar. İslâmî anlamda zulüm; “Allah’ın koyduğu sınırları aşmak, bir hakkı sahibinden esirgemek veya hakkı olmayan bir şeyi almak.” Bu tanım hem Allah hakkını hem kul hakkını kapsar.
A-KURANDA ZULÜM
Kur’ân’da zulüm farklı boyutlarda ele alınır. Genel olarak üç temel başlıkta incelenebilir:
1-Allah’a karşı zulüm
2-İnsanlara karşı zulüm
3-Kişinin kendisine zulmetmesi
Şimdi bunları ele alalım..
1.Allah’a Karşı Zulüm
Şirk ve İnkâr. Kur’ân’a göre en büyük zulüm Allah’a ortak koşmak, yani şirktir. Allah Teâlâ şöyle buyurur. “Lokman oğluna öğüt verirken dedi ki: ‘Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma. Çünkü şirk gerçekten büyük bir zulümdür.’” (Lokmân, 31/13). Bu âyet zulmün en ağır biçiminin şirk olduğunu açıkça ortaya koyar. Çünkü insanı yaratan, rızık veren ve yöneten Allah olduğu hâlde başkasını ilâh edinmek hakikati ters yüz etmektir. Başka bir âyette; “Kâfirler zalimlerin ta kendileridir.” (Bakara 2/254). İnkâr da hakikati örtmek ve yaratıcıya karşı büyük bir haksızlıktır. Kur’ân’da zulmün sembollerinden biri Firavun’dur. O hem Allah’a karşı kibirlenmiş hem de insanlara zulmetmiştir. “Şüphesiz Firavun yeryüzünde büyüklük tasladı ve halkını sınıflara ayırdı; onlardan bir grubunu eziyor, oğullarını öldürüyor, kadınlarını sağ bırakıyordu.” (Kasas 28/4)
2.İnsanlara Karşı Zulüm
İslâm’da kul hakkı büyük önem taşır. İnsanların canına, malına, şerefine ve hukukuna saldırmak zulümdür.
a) Haksızlık ve adaletsizlik. Allah şöyle buyurur. “Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisa, 4/58). Adaletin terk edilmesi zulümdür. Başka bir âyette; “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; bu takvaya daha yakındır.” (Mâide 5/8). Bu âyet, düşmana karşı bile zulmün yasak olduğunu göstermektedir.
b) Yetim malı yemek. Kur’ân, yetim hakkı yemeyi ağır bir zulüm sayar: “Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar.” (Nisa 4/10).
c) Ölçü ve tartıda hile. Şuayb peygamberin kavmi ölçü ve tartıda hile yaptıkları için uyarılmıştır. “Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın.” (Hûd 11/84-85). Ticarette aldatmak da zulümdür.
d) İftira ve insanların onurunu zedelemek. “Mümin erkeklere ve mümin kadınlara işlemedikleri bir şey sebebiyle eziyet edenler bir iftira ve açık günah yüklenmişlerdir.” (Ahzâb 33/58).
e) İnsan hayatına kastetmek. Kur’ân’da haksız yere adam öldürmek büyük bir zulüm olarak görülür. “Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde bozgunculuk yapmamış birini öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibidir.” (Mâide 5/32).
3.Kişinin Kendisine Zulmetmesi
Kur’ân’da sık geçen ifadelerden biri şudur. “Onlar bize zulmetmediler; fakat kendilerine zulmediyorlardı.” (Bakara 2/57). Günah işlemek, haramda ısrar etmek ve Allah’ın emirlerinden yüz çevirmek kişinin kendi nefsine zulmüdür. Âdem ile Havva şöyle dua etmiştir. “Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz!” (A‘râf 7/23).
B.HADİSLERDE ZULÜM
1). Zulüm kıyamet günü karanlıktır.
Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur. “Zulümden sakının. Çünkü zulüm kıyamet günü karanlıklar olacaktır.” (Müslim, Birr 56). Buradaki “karanlıklar”, kişinin ahirette çıkmaz ve azap içinde kalacağını ifade eder.
2). Mazlumun duası
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur. “Mazlumun bedduasından sakının. Çünkü onun duası ile Allah arasında perde yoktur.” (Buhari, Mezâlim 9). Bu hadis zulmün Allah katında ne kadar ağır ve tehlikeli olduğunu gösterir.
3). Kul haklarının hesaplaşması.
Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur. “Kimin kardeşine karşı bir haksızlığı varsa, altın ve gümüş bulunmayan gün gelmeden önce bugün helalleşsin.” (Buhari, Mezâlim 10). Ahirette haklar sevaplarla ödenecektir.
4). Allah zulmü kendisine haram kılmıştır.
“Ey kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldım, onu aranızda da haram yaptım; öyleyse birbirinize zulmetmeyin.” (Müslim, Birr 55). Bu hadis İslâm’ın adalet merkezli bir din olduğunu göstermektedir.
Kur’ân’da birçok toplum zulümleri sebebiyle helâk edilmiştir
Bunlardan; Nuh’ın kavmi — inkâr ve alay, Âd Kavmi — kibir ve zorbalık, Semûd Kavmi — isyan, Lût Kavmi — ahlâkî bozulma, Medyen Kavmi — ekonomik zulüm, Firavun ve ordusu — baskı ve katliam ile helâk edilmiştir. Allah bu konuda şöyle buyurur. “Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!” (Yûnus 10/39).
Kur’ân ve sünnet ışığında günümüz zulümlerinden bazıları
İnanç zulmü: İnsanları Allah’ın dininden uzaklaştırmak, dini tahrif etmek.
Aile içi zulüm: Eşe, çocuğa, anne-babaya kötü davranmak.
Ekonomik zulüm:Faiz, hile, emek sömürüsü, kul hakkı yemek.
Sosyal zulüm: Gıybet, iftira, hakaret, dışlama.
Siyasal zulüm: Gücü kötüye kullanma, adaletsizlik.
Nefse zulüm: Günahlarla kişinin kendi ahiretini mahvetmesi.
Zulümden Korunmanın Yolları
Allah korkusu (takvâ) geliştirmek.
Adaletli olmak.
Kul hakkından sakınmak.
Helâlleşmek.
Tevbe etmek.
Mazlumun yanında yer almak.
“Allah zalimler topluluğunu sevmez.” (Alı İmrân 3/57).
İslâm’a göre zulüm yalnızca fiziksel baskı değildir; şirkten kul hakkına, adaletsizlikten kişinin kendi nefsine zarar vermesine kadar çok geniş bir kavramdır. Kur’ân, zalim toplumların helâk edildiğini haber verirken; hadisler mazlumun duasının asla reddedilmeyeceğini ve zulmün kıyamette karanlık olacağını bildirmektedir. Müslümanın görevi yalnızca zulmetmemek değil, zulme rıza göstermemek ve adaleti hâkim kılmak, ayakta tutmaktır. Çünkü İslâm’ın temel ilkelerinden biri şudur. “Ey iman edenler! Kendinizin, anne-babanızın ve yakınlarınızın aleyhine bile olsa adaleti titizlikle ayakta tutun.” (Nisa 4/135).
