UYANIKLIK HALİ
Oysa “Allah’ım, bugün benimle ne yapacaksın?” diyen, güne başka bir yerden başlar. Bu söz, basit bir ahlâk telkini değil; insanın kendisini hayata nereden yerleştirdiğini gösteren derin bir yön tayinidir. Burada insan, hayatın öznesi olmaktan vazgeçmez ama tek belirleyeni olma iddiasından geri çekilir. Gün, artık insanın planladığı bir zaman dilimi değil; insanın davet edildiği bir imkândır.
Sabah, bu anlamda sadece yeni bir gün değildir. Her sabah, insana yönünü yeniden sorma imkânı sunar. Güne uyanmak, aslında hayata hangi yerden bakacağını yeniden seçmektir. Günün kime ait olduğu, iradenin nerede durduğu, insanın kendisini merkeze mi yoksa bir çağrının eşiğine mi yerleştirdiği, daha ilk anda belirginleşir. Bu yüzden uyanmak, göz açmakla sınırlı bir eylem değildir; insanın kendisini bir muradın muhatabı olarak görebilmesiyle ilgilidir.
Eğer bugün bir kez daha gözlerini açıyorsan, bu rastlantı değildir. Bugün de buradaysan, demek ki henüz vazgeçilmedin. Hâlâ senin üzerinden geçmesi murat edilen bir iyilik, seninle tamamlanacak bir eksik, senin aracılığınla yerine ulaşacak bir anlam vardır. İnsan burada ne kendisini büyütür ne de küçültür. Sadece yerini bilir.
“Bugün de lazımmışım” cümlesi, insanı sessiz ama ağır bir sorumluluğa çağırır. Bu lüzum, bir üstünlük iddiası değildir. Aksine, insanı dikkat kesilmeye zorlar. Hangi iyiliğin aracısı olacağını bilmez insan. Bazen bir söz, bazen bir susuş, bazen yalnızca bir varlık hâli… İnsan çoğu zaman iyiliğin sahibi değil, iyiliğin yoludur. Kendisinden geriye bir iz kalmaz belki ama bir şey yerli yerine ulaşır.
Modern insanın yorgunluğu da tam burada başlar. Her şeyi kendisinin yapması gerektiğine inanmak, her anlamı kendi üretmek zorunda olduğunu sanmak… Oysa bu söz, insana şunu fısıldar: Her şey senin eserin olmayacak; ama bazı şeyler sensiz de olmayacak. Bu ara hâl, insanı hem tevazuya hem teyakkuz hâline çağırır. Gün, yapılacaklar listesinden çok, okunması gereken bir işaretler bütününe dönüşür.
Uyanmak, bu yüzden bir anda olup biten bir şey değildir. Uyanmak, sabahın ilk anında sorulan sorunun bütün bir güne yayılmasıdır. “Bugün ne yapacağım?” sorusunu geride bırakıp, “Bugün benimle ne yapılacak?” diyebildiğimiz ölçüde… Çünkü insan, ancak kendisini bir çağrının muhatabı olarak görebildiğinde, gerçekten uyanmış sayılır.
