TANIMLAYANLARA DAİR…
Bugün (geçmişte bir gün..Diyarbekir) Sabahın erken saatlerinde arabama benzin alırken pompacı arkadaş arabamı bir sudan geçirebileceğini söyledi. Bir başka arkadaş arabasını yıkıyordu onunla bir şey konuştu ve hortumu elinden alarak arabamı yıkamaya başladı. Biraz önce arabasını yıkayan adam da ona yardım etmeye kalktı.. Ben ayrılırken “yahu adamın elinden neden hortumu aldın o yıkasaydı sonra ben yıkasaydım” dedim.. “Hocam olur mu” dedi “Ona sizin hoca olduğunuzu söyledim o da hemen hortumu bana verdi; hem size araba yıkatır mıyız..”
Hortumu elinden alınan adamdan helallik isteyeyim dedim. Adam “olur mu hocam başımızın üstünde yeriniz var” dedi. Şimdi sabah sabah şahsımda bilgiye, hoca olmaya verilen bu değer için ne hissettiklerimi anlatmam mümkün değil. Bu arkadaşlar ne politikacı, ne üst düzey yönetici, ne profesör, ne gazeteci, ne şu, ne bu. Belki bir okul bile bitirmemiş insanlar. Cahil diye tepeden bakılan halkımız…
Beriki kim?..Bu halkı yargılayan; ona tepeden bakan ,”yahu bu adamın da benim de bir oyum var” diye kendini bir ”biiip” sanan tipler..Kendi ideolojisini benimsemediği için onu mahkum eden; çizgidışı ilan eden hastalıklı tipler. Halkı kendini merkeze alarak tanımlayanlar; tanımlama hakkını elinde bulunduranlar. Ne insana, ne çiçeğe, ne börtü böceğe asla saygısı olmayanlar. Ağaçlara, kuşlara ve ölü bedenlere kendisine siyasi çıkar sağlayacak bir malzeme gözüyle bakanlar. Tam anlamıyla küçük Tanrılar. Firavunlar Hitler’ler, Stalinler, Saddamlar, Esedler..
Onlar büyük katliamlara imza atmıyorlarsa ellerindeki gücün sınırlı olması sebebiyledir. Yoksa zihniyetleri büyük katliamcılardan ya da seri katillerden farklı değil..
Büyük diye nitelenen İskender çadırından bir kaç parça eşya çalan hırsızı görmek ister. Hırsızla karşılaştığında “ya bu kadar ufak tefek şey için mi kendini riske attın ve benim çadırıma girip hırsızlık yaptın” der. Hırsız. “kralım!.” der “benim gücüm buna yetti eğer ben İskender olsaydım bütün Anadolu’yu talan ederdim..”
İnsanlığın tarih içinde biriktirdiği ortak tanımların, ilkelerin dışında yapılan her tanımlama çabası bir tür tanrılık taslamak olarak anlaşılmalıdır.
Tanımlamalar ya bir üstten bakışın ya bir eziklik ve aşağılık kompleksinin ürünüdür. İki durum da aynı ruh halinin farklı dışa vurumları. Kendini üstün görmenin kökeninde de çoğu kere kendini aşağılık ve sefil bir yaratık görme; kendini değersiz bilme dürtüsü var..
Hayatında hiçbir ciddi eser üretmemiş, hayata hiçbir değer katmamış insanların bilim adamının veya sanatçının nasıl olması gerektiğine, kimin satılmış, kimin uşak, kimin yardakçı, kimin hain, kimin kahraman olduğuna bir çırpıda karar vermesi hastalıklı ruh halinin uzantısı…
Bunlar üniversite bitirir, bunlar master yapar; doktor olur, hâkim olur savcı olur, politikacı olur, gazeteci olur…
Onlara acıyın sadece. Ve dua edin.
