“Urfalıyam Ezelden” : Ahmet Arslan mı, Mehmet Akif İnan mı?

0
kudus_sairi_akif_inan_kimdir_1673010827_2287

Türkiye karar vermeli:  Ahmet Arslan mı, Mehmet Akif İnan mı?

 

Ne kadar garip değil mi; “ate” bir felsefecinin dolmuşuna binersek şuna karar vereceğiz;

“Ahmet Arslan mı, İbrahim Tatlıses mi?”

Sanki bir başka seçenek yok!

Bunu kendisi aynen şöyle söylüyor:

 “Urfalılar karar vermek zorunda: Ahmet Arslan mı, İbrahim Tatlıses mi?”

“Urfalılar” dediğine bakmayın, zaten konu da Urfa’yı çoktan aştı.

Üstelik bunu gündeme getirmeyi Ahmet Arslan da “indirgediği” İbrahim Tatlıses’i kendisiyle kıyaslayarak başardı.

Yani kendisi de gündem oluşturmak için kasıtlı ya da kasıtsız “İbrahim Tatlıses”i seçti.

Tartışmalar “Abuzer Kadayıf” filmini akıllara getirdi mi bilmiyorum.

Orada da “Sokak çocukları için gerçekleştirmeyi planladığı bir projeye para bulmak üzere arabesk şarkıcı kimliğine bürünen “çift kimlikli” üniversite hocasının üzerinden, düzeysizliğin/cahilliğin/kabalığın iktidar olduğu bir toplum anlatılmaya çalışılıyordu.

Ahmet Arslan, seçenek olarak sadece kendisini sunmuyor.

Fırtına koparan, öne çıkan, üstü çizilen bu cümleler olsa da satır aralarında esas fikrinin temelini teşkil eden hazineler(!) barındırıyor.

Diyor ki: Urfalılar karar vermek durumundalar. Hz. İbrahim’in ateşe atılması gibi efsane alanına ait şeylerle mi mutlu olacaklar yoksa daha somut başarılarla mı kendilerini özdeşleştirecekler? Balıklı Göl mü Göbekli Tepe mi, Ahmet Arslan mı, İbrahim Tatlıses mi?

Oysa “Ahmet Arslan” Göbekli Tepe olsa bile “İbrahim Tatlıses” Balıklı Göl değildir.

Bu soruyu, “İbrahim Tatlıses mi, M. Akif İnan mı?” diye sorsa “Şeksiz şüphesiz “İnan” diyeceğiz.

Ahmet Arslan’ı fikirlerinden biliyoruz.

Ona göre “Batı medeniyeti artık bir Hristiyan medeniyeti değildir.”

Ve “Birçok kültürün ama tek bir medeniyetin hâkim olduğu bir yere doğru gideceğiz.”

Yani Urfalılar, “İbrahim Tatlıses” yerine “Ahmet Arslan”ı seçtiklerinde:

“Birçok kültürün ama tek bir medeniyetin hâkim olduğu bir yere doğru gideceğiz.”

Orası da Batı medeniyetidir!

İbrahim Tatlıses’i bu işin dışında tutmamız gerektiği gayet açık.

Öyleyse Cemil Meriç’i hatırlayalım.

Meriç’e göre medeniyet tekil bir olgu değildir, çoğuldur.

O, medeniyet yerine  “umran” kavramını önerir. Umran en geniş anlamıyla “içtimai hayat”tır ve kültür ve medeniyeti içine alır. Cemil Meriç, Batı medeniyetinin evrensel bir niteliğinin olmadığını, yalnızca bir medeniyetten ibaret olduğunu savunur.

Meriç’i de yanımıza alarak milli şairimiz Mehmet Âkif’le devam edelim.

O da “medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” diyerek tanımlar medeniyeti.

Tam olarak şöyle seslenir:

“Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?”

Arslan görmezden gelse de “Şanlıurfa, Urfa Akademisi ve tarihi Harran Üniversitesi’nden yetişen âlimlerin eserleri ile Batı Medeniyetinin oluşumuna büyük katkı sağlamış; ilim, felsefe ve sanatta modern Batı Düşüncesini etkilemiştir…” (Urfalı Bestekârlar – Takdim Yazısı’ndan)

Gelelim rahmetli Urfalı şair Mehmet Akif İnan’a…

Onun “Aydınlar, Batı ve Biz” kitabını okumamışsak okuyalım.

İnan’a göre: “Kurtuluşumuzu Batı’da, Batılılaşmada görenlerin; bu tarihî yanılgı yahut tarihî ihanet içinde olanların, ülkemizdeki etkinliklerine son vermeyince, ulusal kurtuluşumuz gerçekleşmiş olamaz!” (Yeni Devir, 4 Mayıs 1977)

“Asırlarca biriktirilmiş medeniyet ve kültür, kılık-kıyafetten kullanılan alfabeye, hukuk sisteminden devlet nizamına kadar uzanan geniş bir yelpazede târümâr edilmiştir. Bu işin öncülüğünü, en az politikacılar kadar “aydın” denilen zümre de yapmıştır. Kendi kabuğundan utanan, kendi geçmişinden, tarihinden, medeniyetinden vebalı imişcesine kaçan bu zümre, “medenîleşme” kılıfı altında, yaşadığı topluma karşı yabancılaşmış, taklit değerler üzerine bir hayat inşası için çabalamıştır.” (Aydınlar, Batı ve Biz –  Tanıtım Yazısından)

“Batı’yı da Batıcılığı da çirkin bir elbise gibi sırtımızdan çıkarmalıyız.

Ruhumuzu yakan Batı yangınını, kendi uygarlığımızın gücüyle söndürebiliriz ancak. (Yeni Devir, 28 Haziran 1977)

Şu halde Türkiye neyi ve kimi seçeceğine karar vermelidir.

Batı medeniyetinin içinde bir “kültür” olarak var olmayı mı (!), yoksa medeniyetler kuran köklü mirasına sahip çıkmayı mı?

Türkiye karar vermeli:

Ahmet Arslan mı, Mehmet Akif İnan mı?

 

Bir yanıt yazın