İnsaf Üzerine
İnsaf kelimesi Arapça da “’Nısf” yani yarım anlamına gelen bir kökten türetilmiştir. Bu anlamda insaflı olmak hakkında hüküm bildirdiğimiz yada eleştirdiğimiz şeyle olan ilişkiyi yarıya yarıya paylaştırmak, ikiye bölmek, eleştirdiğimiz şeyde gördüğümüz hataların bizdede olabileceğinin farkına varmaktır. Ayrıca insaflı olmak o görüşün yüzde elli ihtimalle doğru olabileceğini ifade ederek. kökten bir reddiye ortaya koymamaktır.
İnsaf kelimesinin diğer bir anlamı da yükü bölüşmek yolu bölüşmek ve ödülü bölüşmek anlamlarına gelir. Bir düşünürü anlayabilmek için ‘insaf’ sahibi olmak lazımdır; onun yaşadığı güçlükleri bilerek, konunun ağırlığını hissederek, her şeyden önce onunla benzer bir ciddiyete sahip olarak iyi niyetle yaklaşmak, tuzak kurmamak, cedele sapmamak, öğrenme sürecini çözümsüzlüğe irca etmemek vb. ilkeler anlamanın anahtarıdır.
Bölüşmek denilince akla daha çok kazanılan veya mevcut olan bir şeyin taksimi gelebilir. Ahlaki bir terim olarak insaf da böyledir, fakat burada bölüşmenin belirli aşamaları var: Ortada bir sorun vardır, bilim insanları, düşünürler sorunları çözmek için mücadele ederler, çözerler veya çözemezler; bazı konuların tabiatları çözülmeye elverişli değildir. Sorunu çözmeye giren insan karşısında okura-muakkibe düşen şey, işin güçlüğünü anlayarak yükü bölüşmektir: Okur bilmelidir ki yazarın çözmek istediği sorun çetin meseledir, belki de okurun da yerinde olmak üzere o güçlüğün altına girmiştir. Bu durumda okurun yazara-düşünüre iyi niyetli yaklaşımı, samimiyeti yükü bölüşmek anlamına gelir: yükü bölüşmek anlamanın en önemli merhalesidir. Burada okur-muakkib cedel ile konuyu saptırmayarak, merakını ve bilgi sevgisini yitirmeyerek, ısrarla ve sabırla düşünürle güçlüğü bölüşür, kendini yolu yürümeye adar. Bu bölüşme ile okur meselenin gerçek bir öznesi haline gelmiş sayılır.
*Hasan KANAT

