“Ey Hakikat Yolcusu”
Ey hakikat yolcusu,
dur…
ve kalbine bak.
Amelin az diye üzülme, çok diye de övünme.
Zira amelin çokluğu yahut azlığı, kalbin hâline göredir.
Zahidin kalbinden doğan amel eksilmez; rağibin kalbinden doğan amel ise çoğalmaz.
Bil ki züht, büyük bir makamdır.
Zâhid, gönlünden dünyayı çıkarandır.
Dünyayı kalbinden çıkaramayanın ameli ne kadar çok olsa da, içinde gizli bir perde vardır.
Ey yolcu,
ameller görünüşte az veya çok olabilir; lakin kıymetleri, yapanın gönlündedir.
Zahitlerin amelleri az görünür ama nurludur; rağiplerin amelleri çok görünür ama eksiktir.
Çünkü zahit ihlâsın safına ermiştir, rağip ise hâlâ dünyanın gölgesindedir.
İmam Ali der ki:
“Bir ameli yaparken gösterdiğin gayretten ziyade,
o amelin kabul edilmesi için gayret et.”
Ey yolcu,
ibadetin çokluğuna değil, kabulüne yönel. Çünkü Rabb’in, kalbi temiz olana yönelir.
Bir salih zat demiştir:
“Dünya sevgisi, İblis’in kızıdır.
İblis, kızının bulunduğu evi sık sık ziyaret eder.”
Eğer ibadetinden tat alamıyorsan, kalbinde dünya sevgisinin gölgesini ara.
Zira kalbinde dünya olan, hakikatin zevkini bulamaz.
Ey hakikat yolcusu,
amellerin güzelliği, hallerin güzelliğindendir.
Hallerin güzelliği ise, kalbin ilahî marifetle dolup taşmasıyla mümkündür.
Yaptığın işi Allah rızası için yap; ne bir övgü arzusu için, ne de bir sevap umuduyla.
İmam Gazâlî buyurmuştur:
“Her yakın makamda bir ilim, bir hâl ve bir amel bulunur.
İlim hâli doğurur, hâl ameli doğurur.”
Ey yolcu,
ilim seni hâle taşısın, hâl seni amele.
Amelini ise ihlâs beslesin.
Kalbini dünya sevgisinden temizle;
çünkü dünya sevgisi, amelin özünü kurutur. Kalbini ihlâsla besle; çünkü ihlâs, kalbin gıdasıdır.
Ve unutma ey yolcu:
Rabbine giden yol, amellerin çokluğundan değil, kalbin safiyetindendir.
