Anlamak Bir Ahlak Meselesidir

0
book-hands-reading-man-thumbnail

Anlamak: çoğu zaman bir idrak meselesi olarak görülür. Ancak Anlamak: içinde niyeti, vicdanı ve yüzleşmeyi barındırdığından, “idrak değil bir ahlak meselesidir diyebiliriz.”

Kişi anlarsa çözüm üretmesi ve değişmesi gerekir. Anlamak beraberinde ilişkideki pozisyonu veya savunduğu düşünceyle ilişkisi değiştirebilir.

“Anlamak masraflı iştir; emek ister, gayret ister, samimiyet ister. Yanlış anlamak kolaydır oysa.

Biraz kötü niyet, biraz da yetersizlik kâfidir der.” Sezai Karakoç

Bu bağlamda Kur’an’ın ‘’anlama sorununa ilişkin Tefakkuh, Taakul, Tedebbür ve Tezekkür gibi kavramlarını söz konusu ederken, salt idrakin konusu olarak değil, ahlaki bir mesele olarak söz konusu ettiğini düşünüyorum.

Hiç şüphesiz, Mekke aristokrasisinin vahiy karşısında ki olumsuz tavrı vahiy ’in mesajını anlamadıklarından değildi. İçinde bulundukları ahlaki çöküntü idraklerinin önünde bir perde olmuş ve onları inatçı bir inkâra sürüklemişti. Kur’an’da geçmiş zaman formunda gelen kefere fiili, inkârda inatla direnmeyi ifade eder ki bu da, inkârın arkasında bulunan asıl sebebin, Mesajı Anlayamama meselesi olmadığını, asıl sorunun ahlaki olduğunu göstermektedir.

Nedir peki anlamak ve anlamlandırmak? Aralarındaki fark nedir?

Anlamak, bir şeyi olduğu gibi bilmeye çalışmak. Yani bir şeyin ne olduğunu kavrama çabası.

Anlamlandırmak ise bir şeyin ne olduğundan çok;

* Bizim ondan ne anladığımız,

* O anlamı nelere ve nerelerde kullandığımız,

* Yine bu anlamı ne için kullanacağımız ve kullandığımızda ne fayda elde edeceğimizdir.

Yani örneğin gelenekte “elma” nedir sorusu önemli iken modern dönemde “neye elma derim”, “bir şeye elma dediğimde ne sonuç elde ederim” gibi sorular öne çıkmaktadır.

Peki, karşımıza nasıl çıkıyor anlamadan anlamlandırmaya çalışmak?

Dini meselelerden başlarsak:

Örneğin ehlisünnet olmak, anlamak iken ehli sünnetçilik ve karşındakileri ehlisünnet olmama ile suçlamak, anlamlandırmaktır.

Anlama olmadan anlamlandırmanın siyasete yansıması ise daha güncel ama daha zor anlaşılan bir durumdur.

Örneğin siyaset yapmak yani üretmek ve yönetmeye çalışmak, anlamaktır. Fakat insanları aşırı siyasileştirmek ve siyasetin kendisinin, siyasetin amacının önüne geçirilmesi ve asıl anlamın/amacın unutulması, anlamlandırmadır.

Peki, eğitime nasıl yansıyor bu anlamlandırmanın suiistimal edilmesi?

Bilmeden, biliyormuş gibi yapma.

Niyet okuma.

Özetle ifade etmek gerekirse sorun, anlama olmadan anlamlandırmaktır. Yoksa anlamlandırma, tümden yanlış ya da kötü bir şey değildir

Bir yanıt yazın