KEMALAT MERTEBESİ OLARAK “DEĞMEZ” OLANI TANIMAK
İnsan hayatı ilişkilerin toplamıdır. İnsan, bu ilişkilere yönelirken daima üstün olanı, asil olanı ister. Her ne kadar kendi hayatımızda bu istediklerimizle tercihlerimiz her zaman aynı olmasa da, hepimiz aslında üstün olanı ve kemalatı ararız. Fakat üstün olanı gerçekleştirme noktasında herkes başarılı olamaz. En üstün iyiyi istemek, insanın ontolojik zeminidir. Ancak hayat içerisinde insan kişiliği farklı mecralara sürüklenebilir; bazen kemalatı doğru anlayamaz, kendi hazlarını ve faydasını merkeze alır, dünyevî olan ekseninde davranır.
Kısacası “Değmez” ifadesi ile gelinen nokta ilişkinin bitişini ifade eder… İnsan değmez olanı anladığında birçok şey yeniden anlam bulur. Değmez aşaması konuşmanın, küfür etmenin, öfkelenmenin bile anlamını kaybetmesidir. Değmez aşaması ümidin, beklentinin, sevginin ve nefretin ötesine geçmektir.
Burada artık suskunluk, dinginlik ve alınmış cevaplar vardır. Anlamlı sandığın birçok şeyin anlamsız olduğu, yanılsamaların, yüceltmelerin tepetaklak olduğu bir aşamadır “değmez” aşaması.
Suskunluk ve vakar vardır artık…
Bir insan susmayı seçmişse, muhatabını artık herhangi bir şeye değer bulmadığı içindir. Bu bağlamda susmak, konuşmanın en asil biçimidir.
