OLGU VE ALGI: Ruhsal Rahatsızlık İyi ve Kötü Yargılarının Ötesindedir..
Kemal Sunal’ın Kılıbık filminde oturduğu evden çıkarılmak istenen orta gelirli bir aile konu edilir. Hayat pahalılığından dolayı yeni bir ev tutmaya güç yetiremeyen kahramanımız mafyatik yöntemlerle korkutulmaya ve evi terk etmeye zorlanır. Hatta bardağı taşıran nokta mafya mensuplarından birisinin evinin karşısında bevl etmesidir. Bunun üzerine kahramanımız karakola gidip durumdan şikayetçi olmaya karar verir. 70’li yılların Türkiye’sine anarşik olaylar oldukça fazla olduğundan Komiser Ona dönerek “konu anarşik mi”? diye sorar.. O da “hayır idrarik” diye cevap verir.
Türkiye’de yaşadıklarımızı gözününe aldığımda aklıma hep bu replik gelir. İdeolojik zannettiğimiz birçok mega kavramların arkasında söz söyleyen birçok insanın problemi aslında ideolojik değil psişiktir . Replikten yola çıkarsak konu “anarşik” değil “idrarik”tir.
İnsanların bu durumunu anlamak için normal insani reflex ile anormal insani refleksi bilmek gereklidir.
Normal bir insan iktidarda iken de muhalefette iken de en üstün iyinin gerçekleşmesini düşünür. Çünkü insan ontolojisi daima iyiyi hedeflemektedir. Yalancının bile yalanına doğrudan destekler bulma çabası bunu gösterir. Bu anlamda normal insan muhalefet yapar eleştiri yapar ama mesela ülke ekonomisi battığında mutlu olmaz , ülke savaşa girdiğinde sevinmez, ekonomi kötüye gitsin de yönetime biz geçelim demez ; diyemez.
İnsanlar açlık çektiği zaman üzülür; refah içerisinde yaşadığı zaman sevinir. Normal insani refleks budur.
Bunların tersi oluyorsa orada konunun ideolojik, dinsel, sosyolojik kavramlarla izah edilmesi mümkün olmaz. Bu konu tamamen psikiyatrinin konusudur.
Ben bunu yeni bir kavramsallaştırma olarak Kemal Sunal’ın filminden ilhamla “idrarik durum” olarak nitelendiriyorum.
Bu bağlamda her şeyi anlarım: İslam düşmanlığını, Müslüman nefretini….. fakat dolar yükseldiği zaman “millet perişan oldu ekonomik kriz oldu, insanlar aç, insanlar eve ekmek götüremiyor” gibi maval anlatanların dolar düştüğü zaman niye üzüldüklerin anlayamam. Ben bunu anlayamam.
Bu tavrın dinle, ahlakla, insanla, hayvanla bir alakasını kurmakta başarılı olamam. Çünkü bu hiçbir norma uymayan marazi bir durumdur. Bu yüzden bu tavır ne ahlakın, ne dinin, ne ideolojinin konusu değildir. Ne antropoloji, ne etik, ne felsefe, ne ideoloji, ne teoloji bunu anlamada yetersiz kalır.. Çünkü bu durum insan tözü ile alakalı değildir. Tam olarak Psikiyatrinin konusudur.
Aristoteles’in kötülük ile canavarlık arasında ortaya koyduğu ayrım bu açıdan değerlidir. Kötülük ahlaki açıdan, canavarlık hastalık açısından ele alınmak durumundadır. Mesela bir insanı öldürmek kötülük, bir insanı işkence ederek öldürmek ruhsal rahatsızlıktır. Kötülük yapan bunun farkına varıp dönebilir, yaptığının bedelini ödeyebilir. Ama Ruh hastalığı iyi ve kötü yargılarının ötesindedir..
