TV, İMAJ VE KELAM
Ey tatmin olmuş Nefs
Sen Rabbinden razı,
O senden razı olarak yönel Rabbine!
katıl kullarımın arasına, gir cennetime! (Fecr Suresi28-29-30)
Tv de Ramazan programlarını izliyorum ; o kadar Kur’an, ayet hadis… tasavvuf, takva muhabbetleri… bende hiçbir duyguyu harekete geçirmiyor?
Acaba sorun bende mi? En ağır konular an ciddi meseleler Tv’de sanki hafifliyor önem ve ciddiyetini kaybediyor…
Bir çok saygıdeğer bilim adamı, hocaefendi anlatıyor, anlatıyor…Ne kadar çok şey biliyorlar diyorsun, ekrandan adeta bilgi akıyor.. sonra herşey birbirine giriyor; araya reklamlar giriyor, bir de rahatlatıcı müzik..
**
Görünür olmak kişiler açısından önemli biri olmak anlamına geliyor. Beyaz camda görünen insan seyirci nazarında ayrı bir saygınlık kazanıyor. Diplomaların, yazılan çizilenlerin veremediği itibarı beyaz cam veriyor. Kimi maddi getirileri de oluyor bunun… Ama kişinin elde ettiği bu itibar ve saygınlık çok geçici ve uçucu oluyor.. Tv çabucak tüketiyor ve örsleyip bir kenara atıyor. Maddi getiri dışında elde edilen bir şey kalmıyor.
**
Bütün bunlardan vardığım sonuç şu: Tv içerik olarak değil, yapısal olarak sanki ciddi şeyleri kaldırabilecek bir alet değil…eğlence ve vakit geçirmek için ya da maniplasyon ve yönlendirmek için üretilmiş bir alet..
İnsanlığın geleneği sohbete ve söze dayalı..Tv ise imaja ve göze dayalı. Oysa göz sözsüz göremez..Söz olmadan göz bakar sadece..
Sözü kaybedenler gözlerine sunulanın aldatıcılığını anlamaktan uzak olurlar..görünen çoğu kere hakikati örter…
Bu yüzden söze dönmek ve imajinal olandan kendimizin de katılabileceğimiz sohbete rücu etmek gerekiyor..
Görme sadece gerçeklik ve faydalılığı sunar bize, hakikat ise gerçeğin ve faydanın ötesindedir. Hakikati bize söz (logos) sunar. Ve söz bizi görünenin ötesine taşıyan bir işlev görür.
Konuşmak karşılıklı bir şeye katılmak bir zemin üzerinde varolmak ve bir şeyi paylaşmakla mümkündür. Bu yüzden iki tarafın paylaştığı ortak bir zemin yoksa Konuşmak değil sadece lakırdı sözkonusudur. Konuşmak konuşlanmakla alakalıdır.
***
Heidegger’in logos’u(Söz’ü) açığa çıkaran olarak tanımlıyor. Ona göre hakikat Yunanca “aletheia” gizli olmamak anlamına gelir. Gizlenmiş olanın açığa çıkarılması gerekir. Heraklietos’un “tabiat kendini gizlemeyi sever” dediği belirtilmiştir. Logos hakikatin dile gelmesidir. Kelam veya nutuk olarak da adlandırılan logos gizli olanı açığa çıkarandır. Logos bütün evrende bulunmaktadır. Eşyada bulunmaktadır. Aklın(çok boyutluluğu içinde) logos olarak anlaşılmasının sebebi budur.[1] Heidegger’in hiçlik dediği şey yokluk değil “imajinal olmama; görünenin ötesinde olma” olarak anlaşılmalıdır.
Söz (Logos) bu haliyle anlamlandırmaktır. Anlamlandırmanın en temel belirtisi adlandırmadır. Yüce Kur’an’da “âdeme bütün isimlerin öğretilmesinden” sözedilmektedir. Bu, insana eşyanın anlamlandırma yetisinin verilmesi anlamına gelebilir. Anlamlandırmak eşya üstü bir tasarruftur. Bu bağlamda söz görünenin ötesine bağlı olmakla dönüştürücü ve eşya karşısında insanı özgürleştiricidir.
Görünen şeyin görünür haliyle bana sunacağı bir anlam yoktur. Anlam görünen şeyin zeminini kurmaktadır. Gözün görünür olana değil; anlama tabi olması önemlidir. Gözün görünür olana tabi olması ise önemli bir sapmadır. Göz anlamdan koptuğunda insanın zihinsel ve algısal dejenerasyonu baş gösterir.
Çünkü görünen sınırlı ve görelidir. Görünen kaotik bir yapı arz eder. Gözümüzle gördüğümüz evren farklıdır, dağınıktır, karmaşıktır. Buna karşın insanda birlik ve bütünlük zemini bulunmaktadır. Görelilik ve sınırlılığın ötesine taşma yönelimi maddi dünyanın bize verdiği bir şey olamayacağından bütün bu karmaşayı, farklılığı birleştiren bir sağlam zemin olmalıdır.
İnsanın konuşmasında sembollerin, sanatın (şiir, resim)olması insanın görünenin ötesinde bir anlam varlığı olduğunu gösterir.
Konuşmak söz söylemek olmalıdır. Söze dayanmayan konuşma lakırdı ve gürültüdür. Söz, (logos-ilke) insanlığın ortak zeminidir. Kutsal kitabın kelam(söz)olması insanlığın ortak ilkelerini içermesi ve koruması sebebiyledir.
Kısacası göze hitap eden bir aletin bizi hayat ve ilkeler karşısında seyirci durumuna düşürmesine izin vermemeliyiz.
Hayat seyretmeyi değil, katılmayı bekler bizden..
Dağınık bir yazı oldu bağışlayın…
[1]-Eşyadaki akla “apophansis” denilmiştir. Kök ve Işık anlamına gelmektedir. İçsel aydınlanmaya da işaret eden bir kavramdır. Dictionary of Philisophy, edited by. Dagobert D. Runes,1942
