İran’da Teopolitik Bariyer ve Jeopolitik Kurt Kapanı
Bir Siyasi Makam Olarak “Ayetullah“
İran’da rejim, sadece bir siyasi iktidar aygıtı değil; Şii-Caferi kozmolojisinin dünya üzerindeki izdüşümüdür. “Velayet-i Fakih” kurumu, 12. İmam’ın gaybet dönemindeki vekilliğini temsil ederken, toplumsal muhayyilede ilahi bir zırhla tahkim edilmiştir. Bu sebeple, bir Ayetullah’ı yerinden etmek, seküler bir figürü devirmeye benzemez; bu, inanan kütleler nezdinde doğrudan mukaddesata yapılmış bir taarruz hükmündedir. Batılı merkezlerin “demokrasi” retoriğiyle gazladığı %50’lik kentli muhalefetin karşısında, Taşra’da ve muhafazakar katmanlarda kemikleşmiş, bu teopolitik dokuya ölümüne bağlı diğer %50’yi görmemek, sadece bir analiz hatası değil, aynı zamanda yaklaşmakta olan bir iç savaşın davetiyesidir.
Devrim Muhafızları ve İdeolojik Çelik Çekirdek
Rejimin ayakta kalma kapasitesini sadece baskıyla açıklamak, meseleyi eksik bırakır. Devrim Muhafızları (Pasdaran), sadece bir ordu değil; ekonomik ve toplumsal kılcallara sızmış bir çelik çekirdektir. Bu yapıyı konvansiyonel ordularla veya paralı askerlerle bir tutamazsınız. Onlar için itaat, maaşın değil, imanın bir gereğidir. Dolayısıyla, dışarıdan yapılacak bir “felç etme” operasyonu veya hava saldırısı, bu kitleyi çözmek yerine rejimin etrafında bir “kirpi pozisyonu” alınmasını sağlayarak iktidarı daha da konsolide edecektir.
Türk Unsuru: Jeopolitik Emniyet Supabı
İran’ın karmaşık etnik yapısında Türklerin (Azeri Türklüğü) pozisyonu kritiktir. Evet, Türkler rejimle zaman zaman gerilimli bir ilişki yaşarlar, dillerini ve kimliklerini savunurlar; lakin onlar “batı yancısı” seküler bir Fars milliyetçiliğinin, kendi varlıkları için mevcut dinsel üst-kimlikten çok daha büyük bir tehdit olduğunu bilecek kadar köklü bir siyasi hafızaya sahiptir. Şah döneminin acılarını unutmamış bir kitleyi, Pehlevi hanedanının vasat varisleriyle mobilize etmek mümkün değildir.
Sonuç: Örtük Bir Küresel Hesaplaşma
Nihai olarak görmemiz gereken tablo şudur: İran’daki sarsıntı, Tahran’ın iç dinamiklerinden ziyade, ABD ve Çin arasındaki örtük savaşın bir cephesidir. Trump yönetimi, Çin’in enerji ve ticaret yollarını kesmek, “Kuşak ve Yol”un lojistik can damarlarını koparmak için İran’ı bir “kurt kapanına” almak istemektedir. Eğer İran bu kuşatmada düşerse, bu sadece bir rejim değişikliği değil, Çin ve Rusya’nın Avrasya jeopolitiğinde “dükkanı kapatması” anlamına gelecektir.
İran, medeniyet mirasıyla taş devrine dönmek ile bu ağır kuşatmayı yarmak arasında bıçak sırtı bir noktadadır. Ancak unutulmamalıdır ki; tarih, teopolitik bariyerleri hafife alanların büyük yanılgılarıyla doludur.
