İSLAMCILIK VE KEMALİZM
İslamcılık, beşeri bir ideolojidir. Referansını İslam’dan alır. Kemalizm beşeri bir ideolojidir. Kemalizmin referansı İslam değildir, Batı’nın seküler aklıdır. Yegane amacı da, İslami olmayan, bütünüyle Batılı gibi seküler bir toplum inşa etmektir. İslam’ın kendisi ilahidir ve kutsaldır. Ama İslamî yorumlar beşeridir, kutsal değildir. İslamcılık, İslam’ın yorumudur. İslam’ın bizatihi kendisi değildir.
İslamcılık modern zamanlarda (19.-20. yüzyılda) ortaya çıkmış bir tepki ideolojisidir. Modern sömürgecilere karşı İslam dünyasından verilen anlamlı ve gerekli bir tepkidir. Özünde siyasal ve düşünseldir, anti-emperyalisttir, iktidar odaklıdır. İslamcılık tek biçimli değildir; çeşitli yorumları, çeşitli aktörleri vardır ve her aktörün yorumu kendine özgüdür. İslamcı hareketlerin benzerlikleri kadar farklılıkları da vardır. Ne İslamcılık homojen bir ideolojidir, ne de İslamcı hareketler tek biçimli ve tek merkezlidirler.
İslamcılık modern sömürgeciliğe tepki olarak ortaya çıkmış olsa bile özünde moderndir. Batı’nın teknolojisine değil, ahlakına karşıdır. İslamcı siyasal proje; Batı’nın cumhuriyetçi paradigmasının veya erkler ayrılığı sistematiğinin içinin İslami öğretiyle şekillenmiş bir türevidir. Halifelik bu sistemin nirengi noktasıdır. İslami hükümet veya devlet diye öngörülen model büyük ölçüde bu temeldedir: iskelet Batılı ama içi İslami. Başka bir deyişle, merkezinde halifeliğin olduğu cumhuriyetçi bir hükümet modeli.
İslamcılık ideolojisinin amacı bellidir: işgal altındaki topraklardan işgalcileri kovmak, fiilen işgalcilerin adamları tarafından Batı aklıyla ve gayrı İslami kanunlarla idare edilen ülkelerini fiili ve fikri işgalden kurtarmak, İslam topraklarında İslam’ın devlet düzeni haline gelmesini sağlamak, İslami devlet veya hükümet oluşturduktan sonra devlet marifetiyle Müslüman toplumu yeniden inşa etmek. Yani evvela İslami bir devlet kurmak ve devlet gücüyle İslami Peygamber dönemindekine benzer bir asr-ı saadet toplum inşa etmek. Ezcümle: İslamcılık, İslam’ı bir bütün olarak hayatın her alanına kılma amacı güden bir ideolojidir. 
Kemalizm seküler bir ideolojidir. Referansı İslam değildir. Hatta sadece İslamiyeti değil bütün dinleri gelişmenin ve ilerlemenin önünde engel olarak gören ilerlemeyi-pozitivist bir ideolojidir. Kemalizm devlet-iktidar odaklıdır. Devlet-iktidar gücüyle seküler bir toplum-ulus inşasını öngören Jakoben ideolojinin bir türevidir. Kemalizmin örnek aldığı ideoloji Jakobenizmdir. Jakobenlerin Cumhuriyetçilik ve laikçilik anlayışları Kemalizmin özünü oluşturur. Jakobenlerin dini sadece devlet hayatından değil memleket ve toplum hayatından da söküp atmayı amaçlayan laikçilik anlayışı ile ideolojik bir aparat olarak tasarımlanan cumhuriyetçilik anlayışı Kemalizmin de özünü oluşturur. Uygulama biçimi farklı bile olsa Jakobenizm ile Kemalizm öz itibariyle aynıdır.
Kemalizm beşeri bir ideoloji olmasına rağmen adeta bir din gibi kutsallık halesine büründürülmüştür. Öyle ki kimi Kemalistler Kemalizmi “Türk’ün yeni dini” olarak tanımlamaktan kaçınmamışlardır. Kemalizmin referansı din değildir ama Kemalizm bir din gibi kutsallaştırılmıştır. Nasıl ki İslamcılık İslam’ın bir yorumu ise Kemalizm de M. Kemal Atatürk’ün adına nispetle oluşturulmuş bir ideolojidir. O yüzden farklı İslamcılık yorumları gibi farklı Atatürkçü yorumlar da mevcuttur. Ama Kemalizm dogmatik bir ideoloji olarak özü itibariyle tek tipçi ve buyurgandır.
Bugün ülkemizde durum şudur: Eski tarz İslami devlet iddiası gündemden çıkmış görünüyor. Yeni bir devlet veya hükümet modeli ise henüz ete kemiğe bürünmüş değildir. İktidar talebi, ülkeyi bütünüyle İslami kanunlarla yönetme iddiası üzerine oturmuyor. Ama başka türlüsünün nasıl olabileceği konusunda da oluşmuş bir siyasal proje henüz yok. Ama bu arada ne yazık ki sın zamanlarda Kemalizmin aklını oluşturan Batılı kavramlar bir kısım İslamcıların da referans kaynaklarına dönüşmüş görünüyor.
Kemalizmin ulus ve devlet tanımı ile İslamcı diye bilinen bir çok insanın ulus ve devlet tanımı aynileşmiştir. Ulus-devlet anlayışı adeta dokunulmaz-ilişilmez kabul edilebilmektedir. Oysa İslamcılığın millet tarifi ile Kemalizmin ulus tanımı birbirinin karşıtıdır. Kemalizmin milliyetçilik anlayışı da nerdeyse yaygın bir kabule dönüşmüştür. Ulus-devlet, milliyetçilik gibi Kemalizmin kavramsal seti içinde düşünenlerin İslamcılık iddiaları elbette sorgulanmaya açıktır. Bunu İslamcılık veya saf İslami öğreti adına sorgulamak çok anlamlıdır.
Kemalizmin kurucu umdelerini Cumhuriyetin kurucu umdeleri gibi görmek de sorgulanması gereken bir diğer alandır. Kemalizmin kendi İslamcılarını ürettiğini söylemek bütün İslamcıların Kemalist olduğu anlamına gelmez. Gerçek İslamcılar asla Kemalist olmazlar. Olamazlar. Bu İslamcılığın inkarı veya İslamcılıktan sapma anlamına gelir. Kemalist olanların da İslamcılıkla zinhar bağı olamaz. Dolayısıyla İslamcılığın Kemalizm versiyonu İslamcılıktan tam bir sapmadır. Kemalizmin İslamcı versiyonu ise Kemalizm üzerinden İslamcılığın alet edilmesidir.
HAMİŞ: Kemalizmin ulus anlayışına da, Cumhuriyetçilik anlayışına da, devlet anlayışına da elbette karşıyım. İslam’ın millet tanımını esas alanlardanım. Cumhuriyetten yanayım ama kendi milletine ve vatandaşlarına ideoloji ve yaşam tarzı dayatmayan demokratik bir Cumhuriyetten. Devleti de ideolojik bir aparat olarak kutsayanlardan değilim. Devletin tekliğinden yanayım. Ama katı merkeziyetçi ve bürokratik bir yönetim anlayışına karşıyım. Irkçı milliyetçiliklere karşıyım. “Hepimiz eşitiz Türkiye!” anlayışına dayalı milliyetçiliğin, devletimizin bekası ve milletimizin birliği için gerekli bir milliyetçilik olduğuna inananlardanım. Bediüzzaman Said Nursi’nin “müspet milliyetçilik” dediği, kendi milletini öncelerken başka milletlerin hakkına ve hukukuna tecavüz etmeyen bir milliyetperverlik.
İşbu yazı teorik bir çerçeve ortaya koymak adına yazılmıştır. Bir husumet ve düşmanlık alanı oluşturmak veya bu eksende zararlı polemikler üretmek amacıyla değil. Elbette her bir görüş eleştirilmeye ve tartışılmaya açıktır. İslamcılık bitmedi. Birilerinin Kemalizmle barışık İslamcılık üretmeye çalışması, İslamcılığın suçlanmasını gerektirmez. “İslamcılık Kemalizme yenik düşmüştür” sözüm, eleştiri konusu yaptığım İslamcılık anlayışıyla alakalıdır. Bir kısım İslamcılık iddiasındaki zevatın kendi heba ve heveslerine uyarak uydurmaya çalıştıkları sözümona İslamcılık ideolojisiyle alakalıdır. Yoksa ülkemizde İslamcılık bayrağını ilk günden itibaren yere düşürmemiş ve bugüne kadar da İslamcılığa ait sahih tezlerden asla taviz vermemiş sayıca az da olsalar yürekleri büyük olan arkadaşlarımızla veya İslami gruplarlarla zinhar alakalı değildir.
Kemalizmin sözünü ettiğim zaferi konjonktüreldir, hissidir. Kemalizm düşünsel olarak güçlü ve derinlikli bir ideoloji olduğu için değil M. Kemal Atatürk isminden güç devşiren bir ideoloji olduğu için revaçtadır. İslamcılığın Kemalizm formu tutmaz. Gelip geçici gözdeliğine kimse aldanmamalıdır. Gün gelecek İslamcılık kendi kökleri ve umdeleri üzerinden kendini güçlü bir biçimde yeniden üretecektir.
Başka bir deyişle, İslamcılık tabiri yerine Müslüman tanımını esas almak hem gereksiz polemiklerin önünü kapatmak, hem de kuşatıcı olmak bakımından daha yerinde ve doğru bir tanım olacaktır. İslamcılık deyimi, bence amaçladığı siyasal bilinci kuvveden fiile çıkararak artık işlevini tamamlamıştır.
![]()
Mehmet Metiner
Gazeteci, yazar, siyasetçidir. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) eski milletvekili. 2011, Haziran 2015 ve Kasım 2015 Türkiye genel seçimlerinde AK Parti milletvekili olarak meclise girmiştir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezunudur.İslamcı çevrelerde bir döneme damgasını vuran, Girişim, Yeni Zemin ve Sözleşme dergilerinin yayın yönetmenliğini yaptı. Refah Partisi il başkanı ve büyükşehir belediye başkanı olduğu dönemlerde Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Fazilet Partisi Genel Başkanı Mehmet Recai Kutan’ın danışmanı olarak görev yaptı.

