kiyamet-senaryolari-gercege-donusurse-ayakta-kalacak-ulkeler-belli-oldu-bilim-insanlari-onayladi-17246751019259

Kıyamet, İslâm inancında dünya hayatının sona ermesi, evrenin düzeninin bozulması ve tüm insanların yeniden diriltilerek hesaba çekilmesi olayıdır. Kıyamet Günü (Yevmü’l-Kıyâme), Kur’an’da çokça zikredilir. Bugün, insanların diriltilip mahşerde toplanacağı, amellerin tartılacağı ve cennet ile cehennemin gerçekleşeceği gündür. Kıyamet, aynı zamanda “ayağa kalkmak, dirilmek, yeniden hayat bulmak” anlamlarını da taşımaktadır. Yevmü’d-dîn (Din Günü), es-Sâ‘a (O Saat), Yevmü’l-hisâb (Hesap Günü), Yevmü’l-ba‘s (Diriliş Günü) gibi isimlerle de anılmaktadır. Kıyametin kopmasıyla; güneşin dürülmesi, yıldızların dökülmesi, dağların yürütülmesi, denizlerin kaynatılması, insanların şaşkınlık ve korku içinde kalması gibi büyük olaylar yaşanacaktır. (Tekvîr, İnfitâr, Zilzâl sûreleri). Kıyamet, bu dünyanın sonu ve ahiret hayatının başlangıcıdır.

Kur’ân-ı Kerîm’de zaman zarfı olan “yevme”, “yevmeizin” kelimeleriyle oluşup kıyameti tasvir eden âyetlerin sayısı 400’e yakındır. Bunların yetmişi “yevmü’l-kıyâme” şeklindedir. Ayrıca Kur’an’ın altmış yedinci sûresi olan Mülk’ten itibaren yer alan kırk sekiz sûrenin büyük ekseriyetinin en belirgin muhtevası kıyamet konusudur. Bunlardan başka “kıyametin kopma zamanı” demek olan sâat, “dünyanın sonu” anlamına gelen ukbâ (ukbe’d-dâr, (Ra‘d 13/22, 24, 35, 42), “mutlaka gerçekleşecek olan realite” mânasındaki vâkıa, “kimini alçaltan, kimini yükselten olay” anlamındaki hâfıda-râfia (Vâkıa 56/1-3), “yeniden diriltmek, dirilterek hesap meydanında toplamak” mânasındaki ba‘s ve haşr (Hac 22/5; Kāf 50/44) kelimeleriyle bunlara benzer kavramlar kıyamet için kullanılmıştır. “Dönüş, dönüş yeri, çıkarıldığı yer” anlamına gelen ve bir âyette yer alıp bir yoruma göre kıyamet mânasında olan meâd kelimesi de (Kasas 28/85; Taberî, XX, 150-153) özellikle kelâm ve felsefe kitaplarında kıyamet yerine kullanılmıştır.(DİA).

İslâm inancının üç temel esası, Tevhid (Allah’ın varlığı ve birliği), Nübüvvet (Peygamberlere iman) ve Ahiret. İnsanların öldükten sonra yeniden diriltileceğine, hesap vereceğine, cennet ve cehennemin hak olduğuna inanmak. Bu temel esaslardan birini oluşturan kıyamet ve âhiret konusu Kur’an’da çok geniş bir şekilde açıklanmış, değişik ve etkileyici üslûplar ile anlatılmış ve müstakil sûrelerde ele alınmıştır. Bu konu işlenirken sürekli mesuliyet, sorumluluk duygusu telkin edilmiştir. “Ey iman edenler! Allah’a itaatsizlikten sakının. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın! (Evet) Allah’a itaatsizlikten sakının; şüphesiz Allah yapıp ettiklerinizden tamamen haberdardır.” (Haşr 59/18). Buna göre geleceği düşünme ve ebedi hayatın mutluluğunu sağlama uğruna çaba gösterme ilkesinin hâkim rol oynadığını da kâbul etmek gerekir. İnsan unutkan bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla yapması gereken en önemli işleri bile ihmal edebilir. “(Oysa onların tek gerçek kabul ettikleri) bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir; âhiret yurduna gelince işte asıl hayat odur; keşke bunu bilselerdi!” (Ankebût 29/64). İşte böylece ölüm sonrası hayat ebedi olduğu ve önceden yapılanlar neticesinde sıkıntılı veya mutluluklar içinde devam edeceği için bütün ilahi dinlerde çok büyük önem kazanmıştır.

Kıyamet anı, yani dünyanın son bulduğu ve âhiret hayatının başladığı an, Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde çok çarpıcı tasvirlerle anlatılır. Buna “Sâat”, “Kıyâmet”, “Sûr’a üfürülme” gibi isimler verilir. İsrafil (a.s) sûra üfleyecek. Bu, kıyametin başlangıç işareti olacak. İlk üfürülüşte evrendeki düzen bozulacak, her şey alt üst olacak. (En’am 6/73; Kehf 18/99; Tâhâ 20/102; Yâsîn 36/51). Güneş kararacak, yıldızlar dökülecek, dağlar un ufak edilip savrulacak (Tekvîr 81/1-6, İnfitâr 82/1-3, Zilzâl 89/1-2). Denizler kaynatılacak, gökyüzü yarılacak, ay kararıp güneşle bir araya getirilecek (Kıyâme 75/8-9). Dünya şiddetle sarsılacak, üzerinde bulunan her şey devrilecek. Yeryüzündeki bütün canlılar helâk olacak (Zümer 39/68). Yalnızca Allah dilediği bazı varlıklar kalacak. Bir süre sonra tekrar sûra üflenecek. Bu defa ölmüş bütün insanlar ve cinler diriltilecek (Yâsîn 36/51). Kabirler açılacak, herkes yeniden hayata dönecek (İnfitâr 82/4, Zilzâl 89/6). İnsanlar, mahşer meydanında bir araya getirilecek. (Ali imrân 3/158). Herkes çıplak, çaresiz, büyük bir korku içinde toplanacak. Amel defterleri dağıtılacak. (İsra 17/13). Herkes dünyada yaptıklarıyla yüzleşecek. Ameller tartılacak, en küçük iyilik ve kötülük bile ortaya çıkacak. (Zilzâl 89/7-8). Hesabı kolay geçenler cennete, kötü amelleri ağır basanlar cehenneme girecek. Bu, ebedî hayatın başlangıcı olacak. Kıyamet anı, evrendeki tüm düzenin bozulduğu, insanın bütün yapıp ettiklerinin ortaya çıkarıldığı, Allah’ın mutlak kudretinin en açık şekilde görüldüğü büyük bir sarsıntı ve hesap günüdür.

İnsan Kıyamet günü ne zamanmış? diye sorar. İşte göz kamaştığı, ay tutulduğu, Güneş’le Ay bir araya getirildiği zaman. O gün insan, kaçacak yer neresi? diyecektir. Hayır, hayır! Kaçıp sığınacak yer yoktur. O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.” (Kıyame Sûresi 75/6-12). “Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve yapmayıp geride bıraktıklarını bir bir anlar” (İnfitar Sûresi 82/1-5). “Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir.” (Hac 22/1-2).

Kıyâmetin ne zaman kopacağını ancak Allah bilir. Bu konuda ne Hz. Peygamber, ne ona vahiy getiren Cebrail (a.s), ne de zamanı gelince kıyamet olayını fiilen gerçekleştirmekle görevlendirilecek olan İsrafil (a.s) bir bilgiye sahiptir. Yüce Allah kıyametin kopacağı zamanı ancak kendisinin bildiğini şu ayeti kerimelerde ifade etmiştir. “ Kıyamet vakti hakkındaki bilgi ancak Allah katındadır…” (Lokman 31/34). “Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: O’nun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini Onu başkası bilemez. O göklere de yerlere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen O’nu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: O’nun bilgisi ancak Allah katındadır. Ama insanların çoğu bilmezler” (A’raf 7/187).

Başlangıcı olan herseyin mutlaka bir gün sonu da olacaktır. Dünyanın yaratıldığı, bir başlangıcı olduğu bilimsel olarak da tespit edilmiştir. Bu konuda teoriler de bulunmaktadır. Dünyanın da bir gün sonu gelecektir. Er veya geç, bir gün mutlaka bu dünyanın, yer ve göklerin düzeni bozulacak, yerde ve gökte olanlar hep ölecektir. İşte buna Kıyâmet denir. Allah’ın emri ile İsrâfil (a.s.) Sûra’ya üfleyince yer ve gök yerinden oynayacak, her şey altüst olacaktır. Kıyâmetin zelzelesi öyle dehşet ve korku verici olacaktır ki, o gün herkes kendinden geçecek, sersemleyecek, yer yerinden oynayacaktır. Dağlar pamuk gibi atılacak, göktekiler darmadğın olacak, dünyayı ışığı ile aydınlatan güneş kararıp dökülecek, denizler kaynayıp birbirine karışacak, yerlerin altındakiler hep açığa çıkacak, kısacası, yerlerin ve göklerin düzeni tamamıyla bozulup her şey harâb olacaktır. Ondan sonra gerçek hayat, ebedî hayat, âhiret hayatı başlayacaktır. Akıllı kişi, yarınını düşünen ve gerçek, doğru için mücadele edip onu elde etmeye çalışan kimsedir.

Bir yanıt yazın