carsi-her-seye-karsi-sendromu-1671611745707

Muhalif olmak birçok açıdan sorunludur. Karşında daima bir düşman vardır ve bu düşmanın her yaptığı kötüdür. Düşmanı bertaraf etmek için her an tetikte olmak insanı hem ruhen hem bedenen yorar .

Muhalif olmak karşıdakini yenmeyi ve onu alt etmeyi hedeflediği için çoğu kere duygularla hareket etmeyi; aklı selim’in devre dışı kalmasını getirir.

Muhalif olmak doğruyu sadece kendisinin elinde tuttuğu gibi bir bilinç  altını da kendinde taşır. Bu da kendi dışındakilere karşı kibir, hırs, kin ve nefret hislerini de barındır.

Muhalif olmak kendini ayrıcalıklı, üstün ve kurtarıcı pozlarına girmeyi getirdiğinden paranoyak eğilimlere de kapı açar.
Muhalif din ve ideolojik algı daima itici, yargılayıcı, ötekileştirici, yıkıcı ve bozucudur.
Kur’an’da muhalif olmak değil taraf olmaktan sözedilir. Taraf olmanın zeminini de dolayımsız olan ilkeler belirler. Düşmanla ilişkide de ilkeler öne çıkarılır. İlkeli olmak bir şeye karşı çıkmak olarak da öne çıkabilir ancak her karşı çıkış ilkeli olmayabilir.

Burada Kuranda Müslümanın başkaları ile ilişkilerini belirleyen bir kaç kavrama dikkat çekmek gerekir.
AHD; Sözleşme
HİLF(HİLF):Anlaşma
MÜDAHENE: Uzlaşma,Yağcılık yapma(DHN)
ERKAN(RKN) Her konuda ilkesizce arka çıkma, destekleme..
Müslümanlar kendisi gibi düşünüp iman etmeyen insanlarla anlaşabilir (hilf), sözleşebilirler(ahd). Anlaşma ve sözleşme ilkeler çerçevesinde olur. Ancak Onlara yağcılık yapıp(müdahene) arka çıkmazlar(Erkan). Yağcılık ve arka çıkmak ilkeler ve hakikatten değil, acizlik ve zilletten kaynaklanır.
O halde Müslüman olmayanlar tek bir tanımla ele alınamazlar. Anlaştığınız ve sözleştiğiniz gayrımüslimler olduğu gibi savaştığınız ve düşman olduğunuz gayrımüslimler de olabilir. Muhalif değil ilkeli olmak Müslümanın temel vasfıdır. 

Bir yanıt yazın