RAMAZAN NOTLARI 2-Veri Çağında Özgürlük Nasıl Korunur?

0
650x344-kisisel-veri-islerken-mahremiyeti-unutma-1617126991580

Devletin en temel iddiası şudur: Düzen ve güvenlik üretmek.

Fakat her düzen üretimi, aynı zamanda bir görünürlük üretimidir. Devlet, yönetebilmek için görmek ister. Görmek için ölçer; ölçmek için kaydeder; kaydettiği şeyi ise sınıflandırır. İktidarın en rafine biçimi, kaba zor kullanımı değil; davranışı önceden tahmin edebilme kapasitesidir.

#CBDC gibi dijital para sistemleri, tam da bu noktada siyasal bir anlam kazanır. Çünkü para yalnızca ekonomik bir araç değildir; toplumsal hareketin dolaşım kanalıdır. İnsanların nerede, ne zaman, neye değer verdiğini gösteren en saf veridir. Bu nedenle paranın dijitalleşmesi, devletin ekonomik alanı “okuma” kapasitesini radikal biçimde artırır.

Burada klasik iktidar anlayışından farklı bir evreye geçiş söz konusudur. Artık mesele yasak koymak değil; davranışı yönlendirmek, teşvik etmek, caydırmak, programlamak hâline gelir.

Programlanabilir para, hukukun yavaş işleyişini yazılımın hızına taşır. Bir kararnameye gerek kalmadan, kod satırıyla sınır çizilebilir.

“Tek tuşla özgürlük alanlarını daraltmak, iradeyi ortadan kaldırmak ve insanı dijital sistemler üzerinden yöneticinin kontrolüne bırakmak mümkün hâle geliyor.”

Gözetim ve zombileşen toplum tartışmalarında sıkça vurgulanan bir ilke vardır: Sürekli görülen birey, zamanla kendini denetlemeye başlar. Bir müddet sonra kendi olmaktan çıkmış bir insan modeli çıkacak karşımıza. Bu, dış baskının içselleştirilmesidir.
Eğer finansal davranışlar bütünüyle izlenebilir ve analiz edilebilir hâle gelirse, birey ekonomik tercihlerini yalnızca ihtiyaç ve arzuya göre değil, “nasıl algılanacağına” göre de yapmaya başlayabilir.
Böylece iktidar, dışsal zor olmaktan çıkar; öznenin bilinç yapısına sızar. Modern devlet teorisinde egemenlik, parayı basma ve vergiyi toplama gücüyle tanımlanır. #CBDC, bu iki gücü aynı dijital altyapıda birleştirir. Para akışını anlık görmek, gerektiğinde dondurmak, yönlendirmek veya kısıtlamak; egemenliğin teknik kapasitesini büyütür. Bu, devletin zayıflaması değil; aksine veri temelli güçlenmesidir.

Ancak burada ince bir denge vardır. Liberal siyasal düşünce, iktidarın sınırlandırılması gerektiğini savunur. Güç arttıkça denetim mekanizmalarının da artması gerekir. Dijital para sistemleri, şeffaflığı yalnızca yurttaş için değil, devlet için de zorunlu kılacak biçimde tasarlanmazsa, güç asimetrisi büyüyebilir.

Soru şudur:
Veri çağında özgürlük nasıl korunur?

Çünkü özgürlük, yalnızca seçim yapabilmek değildir; seçimin gözetim baskısı altında olmamasıdır. Eğer her ekonomik hareket potansiyel bir veri puanına dönüşüyorsa, siyasal alan ile özel alan arasındaki sınır incelir. Yine de şunu da görmek gerekir: Dijitalleşme otomatik olarak totaliterliğe götürmez. Aynı teknoloji; şeffaf, hesap verebilir ve katılımcı bir yönetim modeli de üretebilir.

Türkiye’nin bu anlamda sorumlulugu çok büyük Çin’de uygulanan sosyal laboratuvar üzerinden diktatör bir model şekillendiriililiyor ve doğrudan Çin toplumunun özgürlükleri ve iradesi yok ediliyor

Eğer Türkiye böyle bir modeli tercih ederse KÜRESELCİ EPSTEİN SİYONİSTLERİNİN hedeflediklerini gerçekleştirmiş olur Mesele araçta değil, kurumsal kültürde ve hukuki çerçevededir.

Siyasal-felsefî açıdan bakıldığında, #CBDC şu soruyu yeniden gündeme getirir: Devlet, yurttaşın güvenliğini sağlamak için ne kadar görme hakkına sahiptir? Ve yurttaş, güvenlik karşılığında ne kadar mahremiyetini devredebilir?

İktidar ile özgürlük arasındaki gerilim, dijital çağda daha sofistike bir hâl alıyor. Eskinin açık baskısı yerini, verimlilik ve konfor söylemiyle örtülmüş bir yönlendirme kapasitesine bırakabilir.

Sonuçta mesele para değildir. Mesele, görünürlük ile hürriyet arasındaki dengedir.

Dijital çağın siyasal sorusu şudur: İnsan, yönetilen bir veri nesnesi mi olacak; yoksa veriyi kullanan bilinçli bir özne mi kalacak?

Bu sorunun cevabı teknik değil, varoluş değerleri odaklıdır.

Metin Külünk

Türk siyasetçi ve mühendistir. 2011-2018 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekilliği yapmıştır.

Bir yanıt yazın