176077

Deli Adam 

Söylerler ki, bir deli adam gündüz vakti elinde bir fener yakmış ve pazara koşmuş, orada durmaksızın şöyle bağırıyormuş:
“Tanrı’yı arıyorum! Tanrı’yı arıyorum!”

Orada bulunan birçok kişi Tanrı’ya inanmayanlarmış, bu yüzden birçok kahkaha yükselmiş.
“kayboldu mu ?” dedi biri.
“Yoksa çocuk gibi yolunu mu kaybetti?” dedi bir diğeri.
“Yoksa saklanıyor mu bizden?
Bizden korkuyor mu?
Gemiye mi çıktı?
Yoksa göç etti mi?”
Böylece herkes bağırıyor ve gülüyormuş.

Deli adam aralarına dalıp gözlerini dikerek demiş ki:
“Tanrı nerede? Ben size söyleyeyim! Biz onu öldürdük — siz ve ben! Hepimiz onun katilleriyiz!

Ama bunu nasıl yaptık? Denizi nasıl içebildik?
Bize yön veren bütün ufku kim silip süpürdü?
Bu yeryüzünü zincirlerinden kim kopardı?
Şimdi nereye gidiyoruz biz?
Bütün güneşlerden uzaklaşıyor muyuz?
Düşmüyor muyuz durmaksızın?
İleri, geri, yanlara, her yere — hâlâ bir ‘yukarı’ ve ‘aşağı’ var mı?
Sonsuz bir hiçlikte mi dolanıyoruz?
Boşluğun soluğunu duymuyor muyuz?
Daha soğuk değil mi artık?
Geceler, her geçen gün, daha fazla gece mi oluyor?
Sabahları lambaları yakmak gerekmiyor mu artık?

Tanrı’yı gömmek için hâlâ yeterince büyüklükte mezar kazıcıları yok mu?
Tanrı öldü! Tanrı ölü kalacak!
Ve onu biz öldürdük!

Peki, biz katillerin tesellisi ne olacak?
Dünyanın bugüne dek sahip olduğu en kutsal, en yüce şeyi, bizim bıçaklarımız altında kanlar içinde yere serildiğini kim temizleyecek bizden?
Bu suçun kefaretini neyle ödeyeceğiz?
Su ve deniz bize temizlenme için yetecek mi?
Artık bizden daha kutsal bir sanat var mı — kutsal olanın katili olmak?
Dünyanın büyüklüğü bu eylemle mi büyüyor?
Bizler, Tanrı’nın katilleri, en büyük yaratıcılar değil miyiz şimdi?
Bu eylem bizim için de çok büyük değil mi?
Onun karşısında kendimizi tanrılara mı dönüştürmemiz gerekmiyor?”

– Deli adam burada sustu, ve dinleyicilerine bir daha baktı; onlar da sessizce ve şaşkınlıkla kendisine bakıyordu.

Sonra lambasını yere fırlattı; lamba kırıldı ve söndü.
“Çok erken geldim,” dedi sonra, “Zamanım değil henüz.
Bu muazzam olay hâlâ yolculukta; hâlâ insanların kulaklarına ulaşmadı.
Yıldızlardan ışığın yeryüzüne ulaşması zaman alır, olayların anlamının insanlara ulaşması da öyle.
Onlar bu eylemi işlediler ama henüz farkında değiller.
Bu eylem onlara ulaşmak için hâlâ gökte, hâlâ yıldızlara giden bir yolculukta.”

(Nietzsche, Şen Bilim, §125)

Friedrich Nietzsche

Ekim 1844, Röcken, Almanya – 25 Ağustos 1900, Weimar, Almanya), Alman klasik filolog ve filozoftur. Nietzsche’nin fikirleri ve üslubu, yerleşik düşünce kalıplarını kırma hamlesi olarak ele alınabilir.  Bu nedenle fikirleri yaşadığı dönemde var olan bir klasik disipline sokulamamıştır. 

Bir yanıt yazın