FARKEDİLME ARAYIŞI OLARAK SOSYAL MEDYA

0
resized_3fd4f-e585d1a5resized_eda1133b80606adobestock_215043984

1. Sosyal Medyada Görünür Olmak: Fark Edilme Arzusu
Dünya var olduğundan bu yana, hiç bu kadar yoğun görsellerin kuşatması altında kalmamıştır. Hiç kuşkusuz bunun temel nedenleri arasında, teknolojinin baş döndüren hızdaki gelişimiyle, kitle iletişim araçları ve kişisel bilgisayarların gelişimi bulunmaktadır. Gerek modern toplumlarda gerekse gelişmekte olan ülkelerde kitle iletişim araçlarının aralıksız iletiler yaydığı ve bu iletilerin ekonomik, kültürel, toplumsal yaşam içinde yadsınamaz bir rolü olduğu herkes tarafından kabul edilen bir görüştür. Son on yılda ise sayısal tabanlı bilgisayar görüntülerinin yaşamın her alanını kapladığı görülmektedir (Parsa,2004, s.205). Sosyal medya ortamları aracılığıyla gittikçe yaygınlaşan bu görüntüler yeni popüler kültür biçimlerini ortaya çıkarmaktadır. Bünyesindeki baskın karakteristiklere göre görsel ve metin olarak iki türe ayrılabilecek olan sosyal medya, bu iki türün farklılaştığı ve benzeştiği yüzeylerde yeni kamusallık türleri üretmektedir. Fizik yoğun kamusallıkta da var olan görsel ve metin olarak iletişime ilişen sosyal medya, bireyin bu ilişiklerde oluşan yeni nişlerde ve çıkmalarda kendine yer bulup, yuvalanmasına imkân vermektedir. Oluşan bu ara yüzler sayesinde yeni özgürlük alanları keşfettiği hissiyle hareket eden birey, parçası olduğu yeni kamusallık türünü de bu hissin motivasyonuyla pekiştirmektedir. Resim, fotoğraf, video, film gibi görsel paylaşım ağırlıklı iletişimin yanında blok, mikroblog, forum, sözlük, sohbet, tanışma odaları gibi metin tabanlı iletişim ile yenilenmiş zaman ve mekân hissinin açık uçları, egemen temsiliyet tarzlarına alternatif ya da yandaş bedenleri ve kimlikleri doğurmaktadır. Bu bağlamda bireyin bilinçli ya da bilinçsizce “her an ve her yerde görünür olmak” arzusunu
belirgin bir şekilde ortaya çıkarmaktadır (Erarslan, 2013: 32-33.). Kaydetme, imajlarını çoğaltma, eve, iş yerine, bilgisayar ekranına yerleştirme, kendini, benliğini başkaları ve kendi için görünür hale getirme arzusu, 2000’li yıllardan itibaren tüm dünyada eşzamanlı olarak artmaktadır. 150-200 yıllık bir süreçte kendini teşhir etmenin teknik altyapısını genişleten
insan bugün YouTube ve benzeri internet sitelerinde çektikleri videoları tüm dünyaya göstermektedir. Yaşamın her anı bu siteye konu olabilmekte; dolayısıyla sınırsız bir sergileme imkânı YouTube’a güç vermektedir. Bu platformda en çok izlenmek esas amaçlardan biridir; dolayısıyla ‘tıklanabilmek’ için ilginç stratejiler devreye sokulmakta, farklı görünümlerle kendini teşhir etme önem kazanmaktadır (Arık, 2013: 105).
Nihayetinde, sosyal paylaşım ağları, kullanıcının görünür olma, fark edilme isteğini karşılıksız bırakmamaktadır. Çok severek alınan yeni elbiseye sokakta kimse dönüp bakmazken sanal ortam o elbiseye hayran olmakta, elbisenin nereden alındığı ile ilgilenmekte ve ona ne kadar ödendiğini bilmektedir. Yani sosyal medya, kullanıcıyı fark etmekte ona farklı olduğunu
hissettirmektedir. Bu his birey için o kadar önemlidir ki, gerçek hayattaki “örnek vatandaş” olma çabası sosyal medyada yerini kural bozan, isyankar bir profil oluşturma çabasına bırakabilmektedir. Bu anlamda, sosyal medyanın yarattığı
bir sorunsal olarak bir yanda geleneksel kurallar ve ilişkiler bütününün devamını isteyen, bir yandan da tüm bu yerleşik düzen içinde kendi farklılığını ve aykırılığını bu düzene duyurmak isteyen bir birey ortaya çıkmıştır (Kızılarslan, 2012:34).
a. Benliğin İkonlaşması: Selfie Hareketi
Günümüz popüler kültür örneklerinden biri olan ‘selfie hareketi’ ya da Türkçe telaffuz edecek olursak kendi fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşmak, dijital teknolojinin getirdiği olanaklarla kişiyi, ideal görüntüsüne kavuşturmada ve görünür kılmada önemli bir araç haline gelmiştir. Dijital kameraların özelliklerinin artması ve çeşitli uygulamaların gelişmesi,
profesyonellik gerektiren bazı hünerlerin herkes tarafından yapılabilir olması sağlanmıştır. Geliştirilen filtre uygulamalar ve selfie kendi pozunu ayarlayabilmek adına başkasına olan ihtiyacı gidermiş ve herkes tarafından yapılabilir ve ulaşılabilir bir popüler kültür biçimi ortaya çıkarmıştır. “Selfie” olarak çekilmiş fotoğraflar genellikle Facebook, Twitter, Instagram, Tumblr gibi sosyal medya sitelerinde paylaşılmaktadır. Selfie kelimesi, başına hash (#) sembolü getirilerek yaygınlaşmaktadır. “#”
sembolünün kelime veya kelime grubunun önüne eklenerek oluşturulan bağlantılar, anlık bilgileri kategorize etmeye ve kitlelere ulaştırmaya yardımcı olmaktadır. Bu ortamlarda #selfie etiketiyle oluşturulan paylaşımlar diğer sosyal medya kullanıcıları tarafından görülmesini kolaylaştırmaktadır. Aynı zamanda paylaşımlara eklenen bu etiketlerle (#selfie gibi) oluşturulan sanal kamusal alanlar, ‘selfie’ örneğinde sosyal medya kullanıcılarına benliğin ikonlaşması anlamında da imkân tanımaktadır. “Selfie” trendi son birkaç yıl içerisinde özellikle ön yüz kameraya sahip cep telefonları ve her insanı bir şekilde fotojenik gösteren Instagram filtreleri sayesinde dünyada devamlı olarak artan bir popüler kültür etkinliği halini
almıştır. Instagramda #selfie etiketiyle arama yapıldığında yaklaşık 300 milyon fotoğraf karşımıza çıkmaktadır. Suggestme.com’un çeşitli sosyal medya platformalrında 2014 Mayıs’ta 6.3 milyon selfie gönderisini incelediği araştırmada %14.05’le Londra’nın selfie çekilen en popüler şehir olduğuna dikkat çekilmektedir. Selfi çekilen en popüler 10 şehir arasında %4, 98 ile İstanbul ise 8’inci sırada yer almaktadır. Sosyal medya ölçme, analiz ve araştırma şirketi olan Somera’nın, 2015 yılında Türkiye’nin tüm illerinde yaptığı ‘selfie’ araştırmasında sosyal medyada ortalama 70 bin ‘selfie’ etiketi incelenmiştir. Cinsiyetler arasındaki paylaşım farklılıklarından çekilen fotoğrafların niteliğine kadar bilgi sunan araştırmanın
sonuçları bu çalışma açısından da önemli bilgiler sunmaktadır. ‘Selfie’ fotoğrafı çekenlerin %49’unu erkekler, %38’ini kadınlar, %13’ünü ise hem kadın hem de erkeklerin ortak olduğu ‘selfie’ fotoğrafları oluşturmaktadır. Genelde ‘selfie’
fotoğrafların %71 iç mekânlarda çekildiği görülmekte ve de çekilen bu fotoğraflardaki ifadelerin ağırlıklı olarak güler yüzlü ve özenli bir şekilde çekildiği görülmektedir. Kadınlarda daha fazla olan iç mekân paylaşımlarında ise tüm vücudu gösteren fotoğrafların oldukça fazla olduğu gözlenmektedir (http://www.somera.com.tr/tr/).
Sonuç olarak kaydetme, imajlarını çoğaltma, benliğini başkaları ve kendi için görünür hale getirme arzusu, özellikle sosyal medyayla birlikte tüm dünyada eşzamanlı olarak artmaktadır. Bu bakımdan ‘selfie’ hareketi’ bu kullanıcılar arasında hızlı bir şekilde yayılma imkânı bulmuştur. ‘Selfie hareketi’yle birlikte, kendini teşhir etmenin meşru bir hal aldığı günümüzde
Instagram gibi sosyal medya sitelerinde insanlar kendi çektikleri fotoğrafları tüm dünyaya göstermektedirler. Burada önemli olan selfie fotoğrafı çekerek kayıt ve hafıza oluşturmak değil, fark edilmek isteyen sosyal medya kullanıcılarının anlık doyum sağlayarak popüler kültüre eklemlenmeleridir. Gündelik hayatın içinde sıradan bir anı paylaşarak kendileriyle ilgili imajlar
üreten bu kullanıcılar açısından takipçiler kazanmak, yorum ve beğeni almak varoluşsal bir önem haline gelmektedir.
2. Sosyal Medyada Şöhret Kültürü ve Hayran Kitlesi
Sosyal medyanın, internet kullanıcılarının hemen hemen hepsi tarafından tercih edilmesi, bu araçların popülerleşmesine imkân sağlamış ve yeni bir kültürün hızla toplumu etkisi altına almasını beraberinde getirmiştir. Sosyal medyadan yayılan kültür, özellikle gençler arasında hızla yayılmakta ve en dinamik ve en katılımcı medya olarak dikkat çekmektedir. Toplumdaki tüm kültürel yapılaşmayı etkileyen sosyal medya şöhret kültürünün oluşması ve yaygınlaşmasına da önemli açılımlar sağlamıştır. Televizyonun etkisine şimdilik yakın, ileride muhtemelen onu gölgede bırakacak denli bir güce sahip
olan sosyal medya araçları kısa sürede kendi şöhretlerini yaratmış ve bu kültürün en yoğun işlendiği alanların başında gelmiştir. Özellikle Youtube, videolar aracılığıyla farklı yaş, statü ve ülkeden pek çok kişiye uluslararası bir ün sağlamış, milyonlarca kişi bu internet ünlülerini tıklayarak şöhretlerine şöhret katmıştır (Arık, 2013: 110).
a. Sosyal Medya Şöhretleri
Pop Art akımının en önemli temsilcilerinden biri kabul edilen Andy  Warhol’un meşhur “herkes bir gün 15 dakikalığına ünlü olacak” sözü, bugün sosyal medyayla birlikte gerçek anlamına kavuşmuş bulunmaktadır. Kullanıcı sayılarının giderek arttığı bu ortamlar, tanınmış kişilerin hayranlarıyla etkileşime geçtikleri ve daha da popüler olmalarına imkân sağlayan mekânlar
olmasının yanı sıra 15 dakikalığına da olsa şöhrete kavuşmak isteyen sıradan insanın en önemli iletişim mecrası haline gelmiştir. Bu duruma ekonomik koşullardan dolayı, kayıtsız kalmak istemeyen medya üreticileri ise, sürekli geliştirdikleri uygulamalarla sosyal medya kullanıcılarını şöhret kültürüne ve hayran kitlesi yaratmak için teşvik etmekte ve özendirmektedirler. Özelliklegençler, bu ortamlara çabuk adapte olmuşlar ve sosyal medya odaklı popüler kültür oluşumlarının birer parçası haline gelmişlerdir.
Bugün hiçbir şirketle anlaşmadan sadece internet üstünden çalışarak popüler olan birçok kişi ve grup bulunmaktadır. Pek çok amatör müzisyenin şarkıları YouTube gibi içerik paylaşım sitelerinde milyonlarca kullanıcıya dağılabilmektedir. Benliğin sunum merkezlerinden birine dönüşen YouTube üstüne kendi şovunu yaratıp şöhret olan birçok kişi bulunmaktadır (Arık, 2013: 105-106). Bu kişilerden son zamanlarda isminden en çok bahsettiren kişi, 2012 yılında dünyada bir fenomen haline gelen Güney Koreli şarkıcı Psy’dir. Gangnam Style isimli şarkısıyla popüler olan Psy’nin Youtube’da izleyici sayısı
dört buçuk milyarı geçmiştir. Gittiği her ülkede dünya starı gibi karşılanan Psy tam anlamıyla bir sosyal medya şöhretidir. Youtube’a yüklediği bir videonun milyonlarca kez izlenmesiyle popüler olan bir başka şöhret Justin Bieber, dünyada en çok takip edilen ünlülerden biri haline gelmiştir. Bugün Justin Bieber hayranları başlı başına bir popüler kültür konusu oluşturmaktadır. Türkiyenin en büyük gruplarından biri olan Bieber hayranları (Belieberlar), sosyal medya üzerinden gayet örgütlü bir şekilde faaliyetlerini sürdürmektedirler. Trend topic (Twitter’ın gündemi) olmak istediklerinde bunu kolaylıkla gerçekleştirebilmekte ve yine sosyal medya üzerinden yürüyüşler gibi çeşitli etkinlikler düzenlemektedirler. Facebook’ta
yüzlerce hayran sayfası olan bu grupların hepsinin takipçi sayısı da oldukça yüksektir. Giyim tarzlarından, yeme içme alışkanlıklarına ve davranışlarına kadar takip ettikleri ünlüyü örnek alan Belieberlar yeni yaşam tarzları oluşturmaktadırlar. Bu yönüyle, insanların ünlü kişilerin özel hayatına duyduğu merakı gideren sosyal medya, Justin Bieber gibi şöhret olmuş kişilerin twitleriyle, videolarıyla hayranlarına rol modeller sunmaktadır. Bu isimler bugün sosyal medyada en çok takip edilen ünlüler haline gelmişlerdir. Türkiye’de de pek çok YouTube şöhreti bulunmaktadır. Bugün bu isimlerden ilk akla gelen kişi Hayrettin Karaoğuz’dur. Arkadaşlarıyla birlikte oluşturduğu videoları sosyal medya hesabından paylaşarak oldukça ses getirmiştir. Youtube’da yaklaşık 34 milyon kez izlenme oranıyla Hayrettin Türkiye’de en çok takip edilen sosyal medya şöhretleri arasına girmiştir. Facebook, bir buçuk milyarı aşan kullanıcı sayısıyla şüphesiz dünyada en popüler sosyal medyadır. Haliyle bu kadar popüler olan bir ortamın şöhret kültürünü beslemesi ve aktarması da kaçınılmazdır. Görsel, işitsel, yazılı, olarak diğer sosyal medya araçlarının sağladığı hemen hemen tüm imkânları bünyesinde barındıran Facebook, içerdiği hayran sayfaları, beğeni sayfaları, açık ve özel grup sayfaları aracılığıyla markaları, insanları performansları doğrultusunda yönlendirmeye teşvik etmektedir. Arık’a göre (2013: 110), Facebook bir sosyal etkileşim sitesi olarak şöhret yaratma konusunda YouTube kadar etkili olmasa da, şöhret kültürünün önemli bileşenlerini içermektedir. Önemli olan yüzün (görünen-ben) ve mahremiyetin (içsel-ben) başkalarına bir iletişim ortamı içinde açılmış olmasıdır. Şöhret kültürü günümüzde benliğin her türlü sunumunu kapsar hale gelmiştir. Mahremiyetin ve görünen ben’in ifşası kendini ispatlamaya çalışan modern bireyin vazgeçemediği bir alışkanlık olmuştur. Yine de Facebook, YouTube tarzı bir şöhret üretime tamamen kapalı değildir; ‘Yemekteyiz Öğrenci Evi’ ve ‘Mukadderat’ tarzı sadece Facebook için hazırlanmış programlar olup, geniş izleyici kitlesine ulaşmış, katılımcılarını sanal şöhretle tanıştırmıştır.

Sonuç olarak sosyal medya aracılığıyla halka ulaşan ünlüler şöhretlerine şöhret katarken bir yandan da bu araçlar sayesinde sıradan insanın şöhret olma yolundaki şansı da yükselmektedir. Kızıldağ’ın ifadesiyle (2001, s.34), “medya ünlülerin hayatlarından sunduğu kesitlerle bir anda gündemi değiştirebilmekte ve kurduğu etkiyle yeni metinler üretebilmektedir. Bu güç, bildiğimiz ünlüleri iyiden iyiye toplumun gündemine taşımakta ve onların hayran kitlesini arttırmaktadır. Bütün bunlar olurken daha birkaç gün sıradan yaşayan insanlar bir anda meşhur olup popüler kültürün malzemesi olabilmektedirler”. Buna
daha çok olanak sağlayan medya ise günümüzde şüphesiz sosyal medyadır. Bu fenomenlerin, ünlülerin bu kadar popüler olmaları, hayran kitlelerini artırmaları sosyal medyanın etkileşimi sayesinde günden güne artmaktadır.
3. Boş Zaman Etkinliği Olarak Sosyal Medya
Boş zamanın anlamı ve taşıdığı felsefi derinliğin, günümüze gelinceye  kadar alabildiğine deforme olduğunu savunan Aytaç’a göre (2004, s. 117), başlangıçta, kişiye/topluma, çalışmadan ayrı bir hava getiren, onu rahatlık ve gevşeme modunda tutmaya yarayan bir anlama sahipken, şimdilerde, bireysel inisiyatifin, istemli tercihlerin ve özgürlüğün alanı olmaktan çıkmakla, kurumsal aygıtlarca organize edilen bir alan olmakla daha çok ilişkili görülmektedir. Bugünkü boş zaman, reel içerimlerden büyük ölçüde boşalmış gibidir. Artık, eski boş zamanın bize vaat ettiklerini ne yaşıyoruz ne de buna karşılık gelen görüntülerle karşılaşıyoruz. Boş zaman, görece, birey kontrolünden çıkmış, adeta “ihtiyaçmış” ve “zorunluymuş” gibi katıldığımız bir etkinlikler alanı haline gelmiştir. Modernleşen toplumlarda, hegemonik ideolojinin baskısı altında olan birey çeşitli şekillerde çalışma zamanı dışındaki yaşamını daha renklendirmeye, hayatı daha katlanabilir hale getirmeye çalışmaktadır. Popüler kültür pratikleri de bu bağlamda insanın karşı karşıya kaldığı yoksunluklarını, sıkıntılarını giderme vaadini sunarak, bireyleri ve toplumsal organizmayı rahatlatma işlevi görmüştür. Bu bağlamda serbest zamana ve nihayet harcayacak paraya sahip olan birbirine yabancı kalabalıklar, kitlesel oluşumların biçimlendiği zeminlerde alışık olmadıkları mutlulukların ve boşalımların peşinden gitmişlerdir. Yeni kentsel alışkanlıkların oluşumunda sermayenin sürece eklemlenmesi başlangıçta görece daha belirsizken; bu denge daha sonra tüketimin ve serbest zaman etkinliklerinin kapitalist sürece eklemlenmesi ile birlikte sermaye lehine bozulmuştur. 19. Yüzyıl Paris ve Londra’sında öncelikle, vitrinler canlanmış, reklamlar yaygınlaşmış, bulvar gezintileri ve cafe’lerde oturmak orta sınıfın en yaygın popüler kültür pratikleri haline gelmiştir. Tüketim, bu dönemde alt ve orta sınıflara reel yaşamda sahip olmadıkları yoksunlukları gideren bir birlik
vaadi sunarak toplumsal organizmayı rahatlatan bir ideoloji haline gelmiştir (Arık, 2009, s.11). Bugün bu vaadi nispeten gerçekleştiren ortamlar sosyal medya siteleri olmuştur. Hemen hemen her türlü popüler kültür biçimlerinin beslendiği bu
ortamlar, insanların karşı karşıya kaldığı yoksunluklarını, sıkıntılarını geçici de olsa gidermektedir. Günümüzde sosyal medyanın boş zaman üzerinde kurduğu egemenlik, onun insanlara sunduğu eğlenme, oyalanma, kaçma, unutma gibi
işlevlerinin yanında, çoğunlukla kişilerin üst gelir gruplarının kültürel kalıplarını benimsemesi, yaşamlarına duydukları özlemleri gidermesi sayesinde daha da artmaktadır. Özellikle sosyal medyayla birlikte farklı yaşantılara tanıklık artmakta ve bu ortamlar özentili yaşamlara kaynaklık etmektedir.
Dahası bu hayatları yaşar gibi görünmenin cazibesi sosyal medyanın boş zamanları değerlendirme noktasında önemli bir araç haline getirerek yeni bir popüler biçimi ortaya çıkarmıştır.
Boş zaman ile medya arasında neredeyse organik bir bağ tesis edilmiş gibidir. 20.yüzyılda iletişim teknolojilerinde meydana gelen göz kamaştırıcı gelişmelerin bir sonucu olarak, boş zaman bu araçlar tarafından bir nevi kolonize edilmiş durumdadır. Radyo, televizyon, sinema, video (VCD, DVD), bilgisayar, internet vs. modern bireyin, zaman iyeliği üzerinde kıyasıya bir
rekabete koyulmuşlardır (Aytaç, 2004, s.128). Bu araçlar arasında yer alan sosyal medya, bugün hayal edilemeyecek ölçüde günlük yaşantımızda yer kaplamaktadır. Her türden beğeniye sahip zengin içerikleri sayesinde bu ortamlar, hem insanların ilgisine seslenmekte hem de onların boş zamanlarını doldurmaktadır. Boş zamanı sosyal medyada geçirmek, günümüz dünyasının başlıca popüler kültür pratiği haline gelmiştir. SETA adlı düşünce kuruluşunun 2012 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı ile birlikte 15-29 yaş grubundakilerle ilgili olarak gerçekleştirdiği “Türkiye’de Gençlerin Profili” adlı araştırmanın sonuçları yayınlanmıştır. Buna göre, gençlerin en yaygın boş zaman etkinlikleri arasında sosyal medyanın %37,2’lik bir oranla önemli bir yer tuttuğu görülmektedir (http://unicef.org.tr/sayfa.aspx?id=48). Bundan başka yapılan diğer araştırmalarda da sosyal medyanın insanların boş zaman etkinlikleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu ortaya konmaktadır. Bunlar arasında en güncel araştırma olan We Are Social’ın hazırladığı verilere baktığımızda (http://wearesocial.net/), nüfusunun %49’unun (37.7 milyon) internet kullanıcısı olduğu ülkemizde mobil cihazlarla birlikte 40 milyon (%52) sosyal medya kullanıcısı olduğu görülmektedir. Bu kullanıcıların günde ortalama 2 saat 56 dakika sosyal medya hesaplarında zaman harcadıkları saptanmıştır.
4. Sosyal Medya ve Eğlence
Medya ya da kitle iletişim araçları dünyanın hemen her yerinde çoğu zaman “eğlence amaçlı” olarak kullanılmış, tam bir “boş vakit geçirme” aracı olmuşlardır. Dolayısıyla insan hayatı için önemli olan başka uğraşların da yerini almış, insanları hayatlarının amacından uzaklaştırmıştır. Medya takipçileri de bu durumdan pek rahatsız olmuş gibi görünmemekte ve ondan
vazgeçememektedirler. Çünkü medya insanlığa günlük dertleri, sıkıntıları unutabileceği pembe diziler, düz ve pornografik şiddet içeren veya anlık doyum sağlayan ögeleri teklif etmektedir (Oktay, 2002, s.223). Bundan dolayı medyanın
toplumsal sorumluluk alanını terk ederek çeşitli kaygılar sebebiyle cinselliğe, görselliğe, eğlenceye ve reklama yönelmesi onun popüler kültürün egemenliğine girdiği tenkidini haklı çıkarmıştır (Geçer, 2013, s.70). Bu eleştirilere göre, artık gündelik yaşam kültürüne; metalaşmış, ucuz ve çaba gerektirmeyen, geçici ve rafine olmayan popüler eğlence endüstrisinin kültürü
hâkim olmaya ve yerleşmeye başlamıştır. (Çağan, 2003,183). Sosyal medyayı popüler hale getiren, çekici kılan unsurların başında, güzel vakit geçirmeye, gülmeye, eğlenmeye yönelik günden güne artan ve farklılaşan içerikler gelmektedir. İnsanların sosyal medyayı benimsemesi, takip etmesi sosyal medyanın spordan magazine, gösteriden mizaha, cinsellik ve
sanal oyunlar gibi hemen her türlü popüler haz ve eğlence unsurunu içinde barındırması etkili olmaktadır. Yeni eğlencelerle kullanıcıların düşünce ve davranışlarını derinden etkileyen sosyal medya, kolay ulaşılan ve tüketilen, milyonlarca kullanıcının izlediği veya katıldığı popüler eğlence endüstrisini oluşturmakta ve yaymaktadır. Bu endüstrinin yeni eğlencesi ise günümüzde milyar dolarları bulan ekonomisi ve her yıl binlercesinin ortaya çıktığı, popüler kültürün yeni gözdesi sosyal oyunlardır.
SONUÇ

Şüphesiz popüler kültür günümüzün en önemli iletişim teknolojilerinden biri haline gelen sosyal medya ağlarında kendini gösteren ve hızla yaygınlaşan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla popüler kültürün şekillenmesi ve yayılması, sosyal medya ortamları ve bu ortamların yarattığı hızlı iletişim ve yoğun etkileşim sayesinde daha da artmaktadır.
KAYNAKÇA
ARIK, E. (2013). “Sıradan insanın Yükselişi: Sosyal Medya Şöhretleri”. İletişim ve Diplomasi, Sayı 1, 97-112.
ARIK, M. B. (2009). İnsan ve Toplumu Bir Arada Düşünmedikçe Popüler Kültürü Tartışamayız, 1-30. In: Medya ve Popüler Kültür, (Eds: Enderhan
Karakoç), İstanbul: Literatürk.
AYTAÇ, Ö. (2004). “Kapitalizm Ve Hegemonya İlişkileri Bağlamında Boş Zaman”. Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 28 (2), 115-138.
BİGSBY, C.W.E. (1999). Popüler Kültür Politikaları, (Çeviren: Serdar Öztürk), 73-96. In: Popüler Kültür ve İktidar, (Eds: Nazife Güngör), Vadi Yayınları, Ankara.
CURRAN, J., (1997). Medya ve Demokrasi, 139-197. In: Medya, Kültür, Siyaset, (Eds: Süleyman İrvan), Ark Yayınları, Ankara.
ÇAĞAN, Kenan (2003). Popüler Kültür ve Sanat. Ankara: Altınküre Yayınları.
ÇİMEN, F. (2012). Sosyal Oyun Pazarının Geleceği. Web sayfası: http://sosyalmedya.co/sosyal-oyun-dosya/ (Erişim Tarihi: Nisan 2015).
ERARSLAN, R. U. (2013). “Sosyal Medya Her An ve Her Yerde Görünür Olmak”. The Turkish Online Journal of Design Art and Communication,
3 (4), 29- 37.
ERDOĞAN, İ. ve K. Alemdar (2002). Popüler Kültür ve İletişim. Ankara: Erk Yayınları.
ERDOĞAN, İ. (2004). “Popüler Kültürün Ne Olduğu Üzerine”, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi: “Popüler Kültür ve Gençlik”, Sayı 57, 7-19.
GEÇER, Ekmel (2013). Medya ve Popüler Kültür: Diziler, Televizyon ve Toplum. İstanbul: Metemorfoz Yayıncılık. | 25 | Popüler Kültürün Oluşmasında ve Aktarılmasında Sosyal Medyanın Rolü

ERÜSOSBİLDER XLIII, 2017/2 CC: BY-NC-ND 4.0
KIZILARSLAN, A. (2012). Sosyal Medyanın Toplum Üzerindeki Etkilerine Eleştirel Bir yaklaşım. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi. İstanbul.
KIZILDAĞ, Şaban (2001). Pop Müzikten Pop Kültüre Medya Çocukları. İstanbul: Şehir Yayınları.
MCQUAİL, Denis (1994). Kitle İletişim Kuramı: Giriş. (Çev. Ahmet Haluk Yüksel) Eskişehir: Kibele Sanat Merkezi Yayınları.
MUTLU, Erol (2005). Globalleşme, Popüler Kültür ve Medya. Ankara: Ütopya Yayınevi.
OKTAY, Ahmet (2002). Türkiye’de Popüler Kültür. İstanbul: Everest Yayınları.
OSKAY, Ünsal (2014). Kitle İletişiminin Kültürel İşlevleri, XIX. Yüzyıldan Günümüze Kuramsal Bir Yaklaşım. İstanbul: İnkılâp Yayınları.
ÖZDEMİR, İ. (2001). “Popüler Bir İkon Olarak Fatih Terim”, Tezkire, Yıl 10 (22),64-186.
PARSA, A. F. (2004). İmgenin Gücü Görsel Kültürün Yükselişi, 205-226, In: Medyada Yeni Yaklaşımlar, (Eds: Metin Işık), Eğitim Kitabevi yayınları,
Konya.
ROWE, David (1996). Popüler Kültürler. (Çev. Mehmet Küçük) İstanbul: AyrıntıYayınları.
SHUMWAY, D. R., (1999), Post Yapısalcılık ve Popüler Kültür, (Çeviren: Emre Arslan), 368-381. In: Popüler Kültür ve İktidar, (Eds: Nazife Güngör), Vadi Yayınları, Ankara.
ŞENTÜRK, Ü. (2007). “Popüler Bir Kültür Örneği Olarak Futbol”. Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 31 (1), 25-41.
TAYLOR, C. (2014). Facebook: 375 Million Users Play Games Each Month. Web sayfası: http://mashable.com/2014/03/19/facebook-games-stats/ (Erişim Tarihi Nisan 2015).

*Nedim KARADUMAN
Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi XLIII, 2017/2, 7-27

Bir yanıt yazın